Bunu önlemek için kurbağa bu patojenleri yok edebilecek peptitler salgılar.이에 대응하여 개구리들은 이러한 병원체를 파괴할 수 있는 펩티드를 분비한다.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.이런 종류의 선물은 피해야한다.
Kanal, Amerika Birleşik Devletlerile sürdürülen savaş sırasında bir önlem olarak 1832'de açıldı.리도 운하는 미국과의 전쟁의 대비책의 역할로 1832년에 열렸다.
Önlem problem için uygun olmayabilir.고정점은 유인 고정점이 아닐 수 있다.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.1950년대에 25마리 미만이 야생에서 서식하고 있다고 알려져 있었다.
Numuneler enzimatik hasarı önlemek için soğukta tutulur.그런 다음 효소에 의한 손상을 막기 위해 시료를 차갑게 유지한다.
Üst düzey güvenlik önlemleriyle tanınırlar.최대의 원시용각류로 알려져 있다.
Bunun üzerine Safevi şahı Şah İsmail gerekli önlemleri aldırmıştır.부하라의 주민들은 이스마일을 환대하였으며, 이스마일은 이곳을 자신의 거점으로 삼았다.
Her potansiyel problem için alınabilecek önlemlere dair beyin fırtınası yapılır.고전적 확률이론에서는 모든 가능성을 지닌 경우의 수에 대한 원하는 경우의 수의 비이다.
20 Ekim'de Rusya ve ABD olası çatışmaları önlemek için memorandum imzalamıştır.한편 미국과 러시아는 10월 20일 시리아 상공서 상호 군사적 충돌을 방지하기 위한 양해각서를 체결했다.
Buna rağmen herhangi bir koruma önlemi alınmamaktadır.왜냐하면 이들은 어떠한 보호 기능도 제공하지 않았기 때문이다.
Avrupa Birliği'nin limanlarında bunu önlemek için görevlendirilmiş memurlar vardır.미국 근해에서 함대 전군의 지휘를 받는 경우도 있다.
Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir.אין פה טיעון נגד הוראות הפתיחה באש.
Bu tür olayları önlemek için çalışmaya devam edeceğiz."אבדוק כיצד למנוע הישנות מקרה כזה."
Şayet önlem alınmamışsa, kaynak kısa süre içinde arızalanır.אם לא תיעשה פעולת הצלה דחופה, המבנים יתפוררו בזמן הקרוב או הרחוק.
Azınlık isyanlarını önleme isteği.הקמת רשות לקידום מיעוטים.
Bekâret kemeri, cinsel ilişkiyi önlemek için tasarlanmış elbise kilitleme aracıdır.חגורת צניעות היא מתקן או פריט לבוש המיועד למנוע מהלובש את האפשרות לקיים יחסי מין.
Devlet, dini inançlardan herhangi birisini ya da hiçbirisini desteklememeli ya da önlememelidir.לכל אדם תהא הזכות להאמין או שלא להאמין בכל דת.
(2010 (2010) itibarıyla), hastalığı önlemeye yönelik etkili bir aşı bulunmamaktadır.נכון להיום (2014) לא פותח חיסון יעיל כנגד הנגיף.
Ödül töreni geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.בוצע הסדר נרחב בתחום ביטוחי החיים.
Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır.חומרת הענישה צריכה להיות מספקת כדי להבטיח את היעדים של ביטחון וסדר.
Önlem olarak önce kıyıya dik mendirekler yapıldı.לחוף הזהרני היה הכרח להיכנס קודם בכלי קטן.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.אך ההתעתמנות לא תרמה להקלת המצב.
Panzerkeil, yetersiz bir önlem olarak kaldı.לרשות החזאים לא עמדו אז כלים יעילים לחיזוי.
Eğer 24 saat içinde çekilmezlerse, Arap Birliği olarak yeni önlemler almak zorunda kalırız." demiştir.אם הדיירים לא יביעו את הסכמתם תוך 30 יום לרכוש את דירותיהם, אפשר יהיה לנהל משא ומתן עם המבקשים".
Güvenlik önlemleri yeniden sağlanınca araç, pisti terk eder ve yarış kaldığı yerden devam eder.ברגע שהדבר קורה, מכונית הבטיחות יוצאת מן המסלול והמכוניות חוזרות להתחרות במהירות תחרותית.
Bilişsel davranış terapisi eğiticidir, hastaya kendi terapisti olmasını öğretmeyi ve tekrarı önlemeyi amaçlar.דרך הטיפול בסוס לומד המטופל לטפל בעצמו ולהכיר את יכולותיו מחדש.
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.ברית זו נחתמה במטרה לבלום התפשטות קומוניסטית עתידית במזרח אסיה.
Bu durumlarda acil önlem alınması gerekir.אלה דורשים התערבות חירום מיידית.
İlk davası, The Arcadian'ın yıkılmasını önlemektir.החוק הראשון אסר על אורזים לפגוע בהליך האריזה.
Tüm tehlikelere rağmen, sancağın düşman eline geçmesini önlemek.על הסיור היה להימנע בכל מחיר ממגע עם כוחות האויב.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.За дългосрочна превенция са необходими две дози.
Amacı, adet sıvısının (endometrium uterus astarından gelen kan) kıyafetlere sızmasını önlemektir.Целта е да се предотврати изтичането на менструалната течност (кръвта от маточната лигавица) върху дрехите.
Bu önlemlere uymayanlar için ağır cezalar uyguladı.Наложени са тежки наказания за онези, които не плащат.
Sık enfeksiyon geçiren kişilerde koruyucu bir önlem olarak düşük dozlu antibiyotikler kullanılabilir.При хората с чести инфекции могат да се приемат ниски дози антибиотици като превантивна мярка.
Kolera aşıları, kolerayı önlemede etkili aşılardır.Ваксините срещу холера са ваксини, които са ефективни при профилактиката на холерата.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Програмите за превенция на изгарянията са намалили значително случаите на сериозни изгаряния.
Aforoz son çare olarak başvurulan bir önlemdir ve pek nadir kullanılır.Маршрутът Суам е доста по-дълъг от останалите и рядко използван.
Bu durumlarda acil önlem alınması gerekir.В такива ситуации се търси възможно най-спешната помощ.
Sadece ben çıkıp önlemeye çalıştım.Трябваше да бягам и да се крия.
Bu rekabet, çok sayıda kruvazör ile ticari önlemler gibi denizaşırı görevlerde desteklenecekti.Трябвало да се даде на крайцерите решаващо преимущество в боя с рейдерите от търговски тип.
Yaklaşık 20 bin Kızıl Ordu askeri de Alman kuvvetlerinin huruç hareketini önleme mücadelesinde ölmüştür.Около 20 000 червеноармейци загиват в опит да спрат пробива.
Bilim insanları dang hummasını önleme ve hastalığı tedavi etme konularında araştırma yapmayı sürdürüyorlar.Учените продължават да правят научни изследвания на начините за предотвратяване и лечение на денга.
Egzamalıların rahat etmek için almaları gereken önlemlerin başında yarayı kaşımamak gelir.Важно: Начинаещите трябва много да внимават да не се наранят.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Мазнините уплътняват пространството на съда и не позволяват на бактериите да го развалят.
Eğer önleyici önlemler alınmazsa, yakıt hatları da bu durumdan dolayı zarar görebilir.При неспазване на мерките за безопасност той би могъл да предизвика пожар.
Kızamık aşısı kızamık hastalığını önlemede çok etkili bir aşıdır.Те са много добро превантивно средство за борба с маларията.
İsyanı bastırmak için çok sert önlemler aldı: Amerikan misyonerleri sınır dışı edildi.Тя дала толкова силен отзвук, че управляващите били свалени.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.При лишаване на гражданство от държавата.
Bu süreçte yaklaşık 1000 polisin görev alacağı geniş güvenlik önlemleri alınmaktadır.За охраната на събитието са ангажирани около 1800 полицаи.
Bir önleme paketinin amacı yönetim kontrollü hatları azaltmaktır.Управленският контрол е върху спазването на нормите на организацията.
Bu durum, kısa sürede banknotların genel kabul gören mübadele aracı olmasını önlemiştir.С това авторът подчертава, че вече са необходими само малки корекции към продукта, който е в общи линии готов.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programi za prevenciju opeklina su bitno smanjili broj slučajeva teških opeklina.
Bu potansiyel olarak ciddi sağlık tehlikelerini önlemek için takip edilmesi gereken bir dizi rutinleri içerir.Ona uključuje postupke koje treba slijediti radi izbjegavanja potencijalno ozbiljnih zdravstvenih rizika.
Bu önlemlere uymayanlar için ağır cezalar uyguladı.Bio je iznimno strog prema onima koji se nisu pridržavali njegovih odredbi.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.Ipak, mafija je također plaćala reket policiji da bi spriječili stalne racije.
Sık enfeksiyon geçiren kişilerde koruyucu bir önlem olarak düşük dozlu antibiyotikler kullanılabilir.U osoba s čestim infekcijama kao preventivna mjera može se primijeniti niska doza antibiotika.
Ancak çakışmayı önleme sorumluluğu tamamen pilota aittir.Sve, naravno, ovisi o procjeni pilota.
Bazı tür pnömonileri önlemek için aşılar mevcuttur.Dostupna su cjepiva za sprječavanje određenih vrsta pneumonije.
Bunun üzerine Alman ilerlemesini durdurmak için hızla önlemler aldılar.Na taj način je uspijevao zaustaviti njemačko napredovanje.