Bunun üzerine Safevi şahı Şah İsmail gerekli önlemleri aldırmıştır.Prema islamu Hagara je bila Abrahamova (Ibrahimova) žena i Ismailova majka.
Kızamık aşısı kızamık hastalığını önlemede çok etkili bir aşıdır.Cjepivo protiv ospica je vrlo učinkovito cjepivo za prevenciju ospica.
Önlemek için, hastalığın görüldüğü bölgelerde sivrisineklerin azaltılması gerekir.Prevencija uključuje smanjenje broja uboda komaraca u područjima gdje se javlja ova bolest.
Fakat siz, birliklerimizin savaşma azmini arttıracak önlemler almayı başarmalısınız." .Molim Vas, poduzmite sve kako biste pomogli uspjehu naše utrke."
Diğer bir önlem de Çanakkale Boğazı'nda bir ağ engeli oluşturmaktı.Još jedan od problema je bio blokiranje prednjeg kotača Spirita.
Hamilelikte, yeni doğanlarda Group B streptokoksik enfeksiyonunu önlemek için de kullanılabilir.Nekroza se može pojaviti i kod infekcije streptokoka grupe A .
Özellikle olgunlaşmamış meyveler zararlı etkilerinin önlemesi için pişirilerek yenmektedir.Utični utor se koristi prvenstveno da se onemogući neovlašteno odvijanje vijaka.
Bu savunma yapıları olası bir Fransız akınına karşı önlem olarak düşünülmekteydi.Tvrdili su da je bivši pravni sporazum bio protivan francuskomu zakonu.
İran 1968’te Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı (NSYÖA) imzaladı ve 1970’te onayladı.Iran je također još 1970. potpisao sporazum o neširenju nuklearnog oružja.
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.Prejavovala sa v podpore zamedzovania prieniku komunizmu v západnej pologuli.
Taşkınları önlemek ve sulama yapmak amacıyla inşa edilip 1976 yılında işletmeye açılmıştır.Balážimu podarilo stavbu udržať a v roku 1971 dostavať.
Telefon ayrıca gürültü önleme teknolojisi de içerir.Displej obsahuje aj technológiu zerogap touch.
Marmara Denizi'nde, denizaltılara karşı nakliye gemilerinin korunması için önlemler alındı.V bitke pri ostrove Samar sa stretol s bezprostrednou ochranou vyloďujúcich sa plavidiel.
Bu durumu önlemek için son yıllarda ilçeye Organize Sanayi Bölgesi yapımına başlanmıştır.Po jej pravej strane sa za obytnou zónou začali v minulom storočí budovať priemyselné podniky.
Bundaki amaç üretimi arttırmak, toprağın boş kalmasını önlemekti.Tak sa mal odstrániť negatívny vplyv výroby na bývanie, či zabezpečiť nerušený oddych po práci.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Celé telo bolo vytreté palmovým vínom, aby ho nezačali rozkladať baktérie.
Bu yüzden hayvan ısırıklarında önceden önlem alınmalıdır.Pri pokuse o odchov je nutné zvieratá zazimovať.
Bu durumda Atina'nın Sparta'nın kuklası durumuna düşmesini bir şekilde önlemeye çalışmıştı.V Sparte sa takto pokúšali vysvetliť vznik spartského dvojkrália.
Ek olarak, teofilin diğer önlemlere cevap vermeyen hastalarda kullanılabilir.Poleg tega ima teofilin verjetno pomembno vlogo pri primerih, ki se na druge ukrepe ne odzivajo.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Za dolgoročno odpornost sta potrebna dva odmerka.
Sık enfeksiyon geçiren kişilerde koruyucu bir önlem olarak düşük dozlu antibiyotikler kullanılabilir.Pri ljudeh s pogostimi okužbami, lahko antibiotiki v nizki dozi pomagajo kot zaščitni ukrep.
El hijyenine dikkat edilmesi ve kola doğru öksürme de etkili bir koruyucu önlem olabilir.Čiste roke in kašljanje v rokav sta lahko tudi učinkovita zaščitna ukrepa.
Sh121, N036 Byelka radar sistemi ve L402 Himalaya elektronik karşı önlem sisteminden oluşur.Š121 vključuje radarski sistem N036 Bjelka (veverica) in sistem za protielektronsko bojevanje L402 Himalaja.
Bu önlemler diplomatik anlaşmaları ve askeri müdahaleyi içerir.Sem spadajo vojaške akcije in diplomatski dogovori kot so npr. konvencije.
Tip 1 diabetes mellitusu önlemenin bilinen herhangi bir yolu yoktur.Ukrepi, ki bi preprečevali sladkorno bolezen tipa 1, niso znani.
Kolera aşıları, kolerayı önlemede etkili aşılardır.Cepiva proti koleri so cepiva, ki so učinkovita pri preprečevanju kolere.
Aynı zamanda da zararlı eylemlerin gerçekleşmesini önlemektedir.Istočasno pa je potrebno preprečiti nadaljnje iztekanje nevarne snovi.
Dahası risklerin sebepleri ve risklere karşı alınan önlemler olasılıksal olarak gösterilmektedir.Ali je pripravljen prevzeti več odgovornosti in tveganja?
Son yıllarda buna karşı birçok önlem alındı.Trdili so, da so mu v ta namen že v prejšnjih letih dali dovolj denarja.
Günümüzde yapılan yasal düzenlemelerin amacı, proaktif olarak sorunlar ortaya çıkmadan önlemleri almaktır.S pomočjo akta naj bi se težavam izognili, preden se pojavijo.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Preden začnemo pripravljati hrano, si dobro umijmo roke.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Kmalu po tem prevzame nadzor nad mestom vojska ter vzpostavi karanteno.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.Drugače pa problema precesije ni znal pravilno rešiti.
Diğer bir görevileriyse deforme edici spermlerin yumurtaya ulaşmasını önlemektir.Pride tudi do spremembe cervikalne sluzi, tako da spermiji težje dosežejo jajčece.
Bu sözleşme, uluslararası ticaretin vahşi yaşamı etkilememesi üzerine alınan önlemleri içermektedir.Ta številka ne vključuje tistih, ki so žrtve notranje trgovine z ljudmi.
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.V njem je priznal, da v sistemu vzhodnega komunizma ne bi želel živeti.
Buna rağmen herhangi bir koruma önlemi alınmamaktadır.Toda ovire ne nudijo nobene zaščite.
Kızamık aşısı kızamık hastalığını önlemede çok etkili bir aşıdır.Primorska čebula je učinkovito zdravilo zoper hemoroide.
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.Postopkov, ki bi na to tveganje vplivali, ni.
Cerrahi ve dişçilik araçları da kontaminasyon ve bakteriyel enfeksiyonu önlemek için sterilize edilir.Chirurginiai ir stomatologiniai instrumentai taip pat yra sterilizuojami, kad išvengti užteršimo bakterijomis.
Bu savunma yapıları olası bir Fransız akınına karşı önlem olarak düşünülmekteydi.Pilis buvo statoma gynybai nuo galimo Prancūzijos užpuolimo.
Savunma saldırıyı önleme için yapılan harekettir.Gynybiniai veiksmai atliekami prieš atakas.
Hastalıkların önlenmesi, birincil, ikincil ve üçüncül korunma olarak kategorize edilebilen önlemlere dayanır.Rizikos veiksniai, kurie gali sukelti šią ligą yra skirstomi į pirminius ir antrinius.
Böylece ek güvenlik önlemleri getirilmek durumunda kalındı.Saugumui užtikrinti imamasi nemenkų prevencinių priemonių.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Imamasi visų priemonių, kad atakų metu nenukentėtų jokie asmenys ar gyvūnai.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Persirgus šia liga imunitetas neįgyjamas.
Hastalıkları önlemede birçok yöntem vardır.Šiais garais yra gydoma nemažai ligų.
Dumbledore gerekli önlemleri alarak Lupin'in Hogwarts'ta okuyabilmesini sağladı.Jis nori, kad Holmsas išaiškintų keistus nutikimus Baskervilių dvare.
Para havadayken tahminde bulunulmasının nedeni hile yapmayı önlemektir.Pinigų plovimo priežastys ir prielaidos: Neatsekamumas.
Peyniri yiyenler, yerken larvaların zıplamasını önlemek için ellerini sandviçlerinin üzerinde tutarlar.Todėl valgytojas, valgantis sūrį turi laikyti virš jo ranką.
Bunun amacı yanlış alarmları önlemektir.Dali problemų kėlė netinkama priežiūra.
Polisler olası kazaları önlemek için kontrolü sağlıyorlardı.Federalinė vyriausybė ėmėsi priemonių užkirsti kelią galimoms atakoms.
Elektronik karşı önlemleri haiz tipi EP-3 olarak anılır.Prieš serijinę gamybą pagamintas egzempliorius protipas žymimas YF-13.
Bu tip silahlara karşı İsrail'in doğru düzgün bir karşı önlemi bulunmuyordu.Nebuvus faktinio įžeidimo nebūdavo ir kovos su aštriais ginklais.
Hakimlere karşı gerillalar tarafından saldırı yapılmasından çekinen hükümet bu yönde bir önlem almıştır.Tarp kaltųjų dėl šios žalos komisija įrašė Vyriausybę.
Hastalıkları önlemede birçok yöntem vardır.Haiguste vältimiseks on mitmeid viise.
10 Ocak 2000 tarihinde Unix'deki tip uygulaması ile isim çakışmasını önlemek amacıyla nano ismine geçildi.Nimi nano võeti kasutusele 10. jaanuaril 2000, et vältida segiajamist juba eksisteeriva UNIXi rakendusega tip.
Ülkeler etkili önlemler aldı.Praegu tuleb valitsustel teha raskeid otsuseid.
Ülkeden kaçışları önlemek.Õigus lahkuda oma päritoluriigist.
Fakat diğer X-Men'lerin tüm olanları bilmelerine imkân yoktu ve bir trajediyi önleme şansları çok azdı.Mehed punkris ei teadnud toimuvast midagi ja nii võeti elu üsna kergelt.