Son yıllarda buna karşı birçok önlem alındı.Men mange er blevet foreslået i årenes løb.
Ancak bu önlemler yetmeyince barış görüşmeleri başlatıldı.Da de allierede imidlertid opstillede uantagelige fredsbetingelser, blev forhandlingerne straks afbrudt.
Eğer hastalık ıle ilgili önlemler alınmazsa 'sepsis'e kadar vücudumuzdaki zehirli kan gider.Uden at nogen bemærkede det gik sygdommen over til Sepsis – blodforgiftning.
Ödül töreni geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.Med denne udnævnelse fulgte større bevaringsmæssige forpligtelser.
Cerrahi ve dişçilik araçları da kontaminasyon ve bakteriyel enfeksiyonu önlemek için sterilize edilir.Kirurgisk- og tannlegeutstyr blir også sterilisert for å unngå forurensing og infeksjon av bakterier.
Ocak 10 Ocak: Kuzey Kore, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Atlaşması'ndan (NPT) geri çekildi.2003: 10. januar: Nord-Korea trekker seg fra Ikkesprednings-avtalen.
Bunun amacı yanlış alarmları önlemektir.Det er også et ønske om å unngå falske alarmer.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
Korumaya yönelik ciddi ve görünür önlemler alınmamaktadır.Svært viktig og preventiv beskyttelse.
Bu durumlarda acil önlem alınması gerekir.Situasjonen krevde øyeblikkelig handling.
Ağır suç işlemiş kişiler çok sıkı güvenlik önlemlerinin bulunduğu cezaevlerine koyulurlar.Samvittighetsfulle motstandere kunne forvente strenge straffer.
Bu tip silahlara karşı İsrail'in doğru düzgün bir karşı önlemi bulunmuyordu.Israel nektet å være i besittelse av slike våpen.
Marmara Denizi'nde, denizaltılara karşı nakliye gemilerinin korunması için önlemler alındı.Det åpnet Antwerpen for shipping for de allierte.
Bunun için erozyonun cinsine göre önlemler alınmalıdır.I stedet må vi forberede oss på å motta Antikrist.
Bu yolla bu bölgenin tekrar denetiminden çıkmasını önlemek istemişlerdir.Slik vil man forhindre at provinsen på ny settes under vann.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Det er kommet mye ny teknologi som skal forsøke å hindre utslipp av olje.
Leonidas için sol kanadını örtmek, yeterli bir taktik önlem olarak görülmektedir.Den opprinnelige venstrehånd i stridepiano ble betydelig irregularisert.
Bu potansiyel olarak ciddi sağlık tehlikelerini önlemek için takip edilmesi gereken bir dizi rutinleri içerir.Matvaretrygghet omfatter et antall rutiner som må bli fulgt for unngå mulig helserisiko.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Diperlukan dua dosis untuk pencegahan jangka panjang.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Maka bentuk syubhat itu harus dihindari.
Ek olarak, teofilin diğer önlemlere cevap vermeyen hastalarda kullanılabilir.Sebagai tambahan, teofilin mungkin berperan bagi mereka yang tidak memberikan respon terhadap pengobatan lain.
Daha sonra bu tarz çatışmaların yaşanmasını önlemesi ümidiyle Milletler Cemiyeti kurulmuştur.Liga Bangsa-Bangsa dibentuk dengan harapan mencegah konflik seperti ini selanjutnya.
Sık enfeksiyon geçiren kişilerde koruyucu bir önlem olarak düşük dozlu antibiyotikler kullanılabilir.Pada orang yang sering mengalami infeksi, antibiotik dosis rendah dapat dikonsumsi sebagai langkah pencegahan.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Kita tidak boleh membiarkan kemungkinan bahwa salah satu bom tersebut gagal meledak.
Global Risk takımının amacı ise Black List takımının bomba kurmasını önlemektir.Tim Global Risk dapat menggunakan semua senjata yang tersedia untuk mencegah penghancuran oleh Black List.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Ada banyak teknologi untuk mengolsh air limbah.
V-PVO'daki görevi eskimiş Suhoy Su-15 ve Tupolev Tu-28in yerini alarak öncelikli olarak önleme göreviydi.Pemakaiannya di V-PVO adalah sebagai interseptor, menggantikan Sukhoi Su-15 and Tupolev Tu-28.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Dewan langsung memutuskan agar karantina dilaksanakn.
Çünkü onların akılları (akla göre aldıkları önlemler) dünyaya düzen verme nedenidir.Itulah penjara bagi orang-orang yang menganggap remeh berita tentang pengadilan akhirat.
Hamilelikte, yeni doğanlarda Group B streptokoksik enfeksiyonunu önlemek için de kullanılabilir.Obat ini juga digunakan untuk mencegah infeksi streptokokus grup B pada bayi yang baru lahir.
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.Tidak ada tindakan yang dapat mencegah risiko ini.
Tip 1 diabetes mellitusu önlemenin bilinen herhangi bir yolu yoktur.Perawatan diabetes tipe 1 harus berlanjut terus.
Kolera aşıları, kolerayı önlemede etkili aşılardır.Vaksin kolera adalah vaksin yang efektif untuk mencegah penyakit kolera.
Sivrisinek ısırmalarını önlemek için insanlar vücutlarını tamamen saran kıyafetler giyebilir.Untuk mencegah gigitan nyamuk, orang-orang dapat memakai pakaian yang menutup kulit mereka sepenuhnya.
Elena'nın bunu önlemek için yaptığı her şey boşa gider.Birma memilih cara apa pun untuk mencegah hal itu terjadi.
Bu tür olayları önlemek için çalışmaya devam edeceğiz."Anda perlu berjuang melewati situasi tersebut."
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.Organisasi ini didirikan untuk memblokir berkembangnya komunisme lebih lanjut di Asia Tenggara.
Bu çalışmaları ona hayatın ve aşkın zevklerlni tatmasını önlemiştir.Sesuai judulnya film ini mengisahkan senang susahnya cinta dan perjuangan hidup.
Diğer önlem ise Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu idi.Masalah lain yang juga dihadapinya adalah pembebasan para petani.
Bunu önlemek için bazı yöntemler kullanılır.Berbagai cara diupayakan untuk mengatasinya.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Usaha pencegahan lainnya adalah mencuci tangan dan memasak makanan dengan matang.
Günümüzde yapılan yasal düzenlemelerin amacı, proaktif olarak sorunlar ortaya çıkmadan önlemleri almaktır.Undang-undang ini bertujuan untuk mencegah masalah sebelum mereka terjadi.
Ülkeden kaçışları önlemek.Melarikan diri dari musuh.
El hijyenine dikkat edilmesi ve kola doğru öksürme de etkili bir koruyucu önlem olabilir.Kebersihan tangan dan menutupi batuk dengan lengan tangan bisa juga menjadi sarana pencegahan yang efektif.
Dismenore, bâzı önlemlerle bir miktar engellenebilir.Brokoli mampu mencegah depresi yang berlebihan.
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.Mục đích của nó là ngăn chặn sự mở rộng của chủ nghĩa cộng sản ở Trung Đông.
1940'larda, Hugh R. Leavell and E. Gurney Clark birincil önleme terimini geliştirmişlerdir.Những năm 1940, Hugh R. Leavell và E. Gurney Clark đã đặt ra lý thuyết phòng ngừa ban đầu.
Yaklaşan bir fırtınayı öngördükten sonra Max, kasabanın yok olmasını önlemek için sorumluluk alır.Sau khi nhìn thấy một cơn bão sẽ đến trong tương lai, Max cần phải ngăn chặn nó phá hủy thị trấn cô đang sống.
Tek başına bu çocuğun cesareti herkesin umutsuzluğa kapılmasını önlemişti.Niềm can đảm của đứa trẻ này đã ngăn trở được một sự tràn ngập của tuyệt vọng.
Hastalıkları önlemede birçok yöntem vardır.Có rất nhiều phương pháp để phòng ngừa bệnh tật.
Makao'ya dönmek için birkaç gün sonra spekülasyonları önlemek için cenazeye katılmadı.Ông trở về Macau sau một vài ngày sau và không tham dự lễ tang để tránh đồn đoán về việc kế nhiệm.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Nhiều công nghệ đã được phát triển để phục hồi đất / trầm tích bị ô nhiễm dầu.
Üreticiler şimdi yerel eylem ve kendini boşaltmayı önlemek için daha saflaştırılmış çinko kullanmalıdır.Các nhà sản xuất ngày nay phải sử dụng kẽm tinh khiết cao để ngăn chặn hành động cục bộ và sự tự xả.
Ömrünün sonunda hidrojen gazının gelişimini önlemek için hücrenin içine fazladan bir miktar cıva oksit konur.Một ít oxit thủy ngân thêm được đưa vào tế bào để ngăn chặn sự phát triển của khí hydro vào cuối đời
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Các biện pháp phòng ngừa khác gồm rửa tay và nấu thức ăn chín kỹ.
Ancak, büyük bir savaşı önlemek için geç kalınmıştı.Tuy nhiên, họ đã đến quá trễ để tham gia vào cuộc chiến.
Suları temizleyen teknik önlemler.Công nghệ sản xuất nước mắm.
Bu manevralar yanıltma-gizleme önlemleriyle maskelenmiştir.Nó cũng dễ bị đánh lừa bởi các biện pháp ngụy trang.
Bunu önlemek Eufemius Siraküza'yı eline geçirdi.Ông ta chỉ đứng đó, cầm Iwatooshi trong tay.
Standardın bu versiyonu, önceki versiyondaki konulara ilave olarak hata önleme konusuna da odaklanmıştır.Và phiên bản này cũng được dùng để vá một lượng lớn các lỗi ở bản trước.