Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.USA si od jeho podpory slibovaly zastavení šíření komunismu v oblasti Karibiku.
Bütün bu önlemlere rağmen kaçmalar oluyordu.Ta se však přes veškerá bezpečnostní opatření dařila.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.Také ale platil policii, aby zabránil častým raziím.
Bu tür problemleri önlemenin bir yolu gerileme testleri uygulamaktır.Jedním ze způsobů, jak předejít takovýmto útokům, je použití certifikační autority.
Bu karışıklığı önlemek için kullanılan numaralandırma belirtilmelidir.K zamezení tomuto jevu slouží uzávěrka diferenciálu.
Lenovo, yanlışlıkla tuşa basmayı önlemek için gç düğmesini önden ve yana kaydırdı.Lenovo přesunulo tlačítko napájení ze středu na stranu, aby se zabránilo náhodnému stisknutí.
Ancak VII Ferdinand bunu engelleyecek önlemler aldı.Dr. Fastolfe je překážkou, kterou je zapotřebí odstranit.
Bu tekdüzeliği önlemiş ve her bölüme ayrı bir bakış katmıştır.Tento názor je subjektivní a každý tuto hranici vnímá rozdílně.
Şehir kapısının yeniden kapatılnmasını önlemekteydiler.Po ústupu byla brána města uzavřena.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Jediný způsob, jak ze smyčky uniknou, je zabránit této explozi.
Bu, köyler arasındaki ilişkileri geliştirmek ve aralarındaki savaşı önlemek için yapılır.Účelem tohoto rozhodnutí byla snaha o vzájemné zlepšení vztahů mezi vesnicemi a zabránění dalším válkám.
Bilinen eserleri Messerschmitt Me 163 roket motoru ve Bachem Ba 349 önleme uçağıdır.Německo proto vyvinulo záchytné stíhače jako jsou Messerschmitt Me 163 nebo Bachem Ba 349.
Bu bahçe, ağaçların ölmesini önlemek için her yıl budanır.Stráň se každoročně kosí, aby se zamezilo zarůstání lesem.
Metrodaki patlamanın ardından, Pulkovo Uluslararası Havalimanı'nında da güvenlik önlemleri arttırıldı.Bezpečnost mezinárodního letiště Pulkovo byla také v reakci na výbuchy navýšena.
Savunma saldırıyı önleme için yapılan harekettir.Vyhýbají se tím Keresovu útoku.
Ek olarak, Alman denizaltı faaliyetlerine karşı da çeşitli önlemler alındı.Probíhají také diverzně destrukční aktivity ravnogorců proti německému zásobování.
Saldırı girişimlerinin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması.Prozkoumání příčiny a zavedení preventivních opatření.
Ancak Gorbaçov’un önlemi hiç etkili olmayacaktır, artık ipler elinden çıkmıştır.Přestože byla Gorbačovova pozice zachována, ztratil téměř veškerou moc.
Rapor ayrıca, bu grupların gereken önlemleri almadıklarını ve bunun da insanları riske attığını belirtti.Dozvěděli se totiž, že jsou manžely a nechtěly tudíž riskovat.
Bunun önlemek için onlara karşı bir askeri harekata geçti.Proto strategicky přesouvali svoje vojska, aby tomu zabránili.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.Měla by se podávat s dostatečným množstvím tekutin, aby se předešlo dehydrataci.
Bu senaryoda, hiçbir önlemin çalışmadığı senaryoyu inceliyoruz.Jedná se o premiérový snímek, do jehož scénáře režisér vůbec nezasáhl.
Yalıtım kaplamalar, tüm bu sorunları önlemeye yardımcı olur.Acoperirile izolatoare ajută la prevenirea tuturor acestor probleme.
Bazı tür pnömonileri önlemek için aşılar mevcuttur.Pentru prevenirea anumitor tipuri de pneumonie sunt disponibile vaccinuri.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Pentru prevenția pe termen lung a acestei boli, sunt necesare două doze.
Metrodaki patlamanın ardından, Pulkovo Uluslararası Havalimanı'nında da güvenlik önlemleri arttırıldı.Securitatea pe Aeroportul Internațional Pulkovo fost, de asemenea, crescută ca răspuns la explozie.
Daha sonra Mussert, Alman işgaline karşı yerli halkın direnişini önlemeye çalıştı.Ulterior, Mussert a depus eforturi pentru prevenirea rezistenței față de o invazie germană.
Kolera aşıları, kolerayı önlemede etkili aşılardır.Vaccinurile împotriva holerei reprezintă acele vaccinuri eficiente în prevenirea holerei.
Eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.Obezitatea a redevenit un motiv de discriminare.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programele de prevenție a arsurilor au scăzut semnificativ ponderea arsurilor severe.
Ancak, büyük bir savaşı önlemek için geç kalınmıştı.Au ajuns însă prea târziu pentru a preveni violențele.
Daha sonra bu tarz çatışmaların yaşanmasını önlemesi ümidiyle Milletler Cemiyeti kurulmuştur.Liga Națiunilor a fost creată cu scopul de a împiedica repetarea unui astfel de conflict.
Sık enfeksiyon geçiren kişilerde koruyucu bir önlem olarak düşük dozlu antibiyotikler kullanılabilir.În cazul celor cu infecții frecvente, se pot administra doze mici de antibiotice, ca o măsură de prevenție.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.Singurul mod eficient prin care boala poate fi prevenită este de a nu fuma.
Koruma için hiçbir önlem alınmamıştır.Nu s-au mai luat măsuri nici pentru conservare.
Tüylerindeki düğümlenmeyi önlemek için her gün fırçalamak ve tüylerine düzenli olarak bakım yaptırmak gerekir.Ochii și barba trebuie curățată zilnic pentru a preveni murdărirea.
Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir.La început nu se știa ce să se facă cu focul.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.Noțiunea însăși permite totuși restrângerea problemei la unele teme comune.
TİP'in mecliste temsilini önlemek için sistem değiştirilmiştir.Trebuie să opriți telefonul pentru schimbarea cardului MMC.
Bunu önlemek için bazı yöntemler kullanılır.Iată câteva sfaturi despre cum să eviți astfel de situații.
Alıntı, parçanın 13-16 arası önlemlerinden alınmıştır.Echipele rămase joacă pentru pozițiile 13-16.
Stephen derhal York üzerine giderek önlemleri alır.Barett a observat că acțiunile simultane ale acestui dumnezeu devin alternative în timp.
Bu yolla bu bölgenin tekrar denetiminden çıkmasını önlemek istemişlerdir.Podul a vrut să se întoarcă pentru a privi mai atent această persoană.
Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir.Fabricile de aparate electronice sunt foarte atente pentru a preveni ca oamenii să se încarce.
Bu yaşanan trajedi, ülke çapında diğer stadyumlarda güvenlik önlemlerinin artırılması için teşvik olmuştur.Acel cutremur a determinat autoritățile să înăsprească standardele de construcție în întreg Taiwanul.
Bu tür olayları önlemek için çalışmaya devam edeceğiz."Nimeni nu ar mai trebui să ascundă astfel de lucruri."
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.Nu există măsuri de prevenire a acestui risc.
Şiddetli rüzgâra karşı yapılacak en etkili önlem, yelkene camadan vurmaktır.Cea mai simplă cale de evitare a problemei este supraîncălzirea aburului.
Her türlü önlemi almak zorundayız.Trebuie să luăm toate măsurile de precauție.
Oyunun geliştiricileri, Game Dev Tycoon oyunu için korsanı önleyici eşsiz bir önlem uyguladılar.A játék fejlesztői egy különös kalózkodás elleni módszert használtak a Game Dev Tycoon esetében.
Hastalıkları önlemede birçok yöntem vardır.A betegségmegelőzésnek számos különféle módja létezik.
Eğer 24 saat içinde çekilmezlerse, Arap Birliği olarak yeni önlemler almak zorunda kalırız." demiştir.Ha nem írják alá, akkor három héttel később a szovjethatalom halálos ítéletét fogják aláírni.”
Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir.A tűzmegelőzés célja egyrészről, hogy intézkedéseivel megelőzze a tüzek keletkezését.
Bazı tür pnömonileri önlemek için aşılar mevcuttur.Vannak olyan védőoltások, amelyekkel a tüdőgyulladás bizonyos típusai megelőzhetők.
Gereksiz isim oluşturulmasını önlemek.A határozatlan névelőt ragozzák.
Otoepürasyon, doğal ve insanların neden olduğu kirlenmeyi önlemeye yetmiştir.Fontos a szerepünk a természeti vagy ember által okozott katasztrófák elhárításában is.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Vagyis az A szárnyat karanténba kell zárniuk.
(2010 (2010) itibarıyla), hastalığı önlemeye yönelik etkili bir aşı bulunmamaktadır.2010 évi adatok szerint nincs még olyan oltóanyag, amely hatékony lenne a megelőzésben.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.A robbanás előtti állapotot sugalmazza.
Ancak tüm bu önlemler Kızıl Ordu'nun yarıdan fazla gücünü bölgeye başlamıştır.Ebből a mennyiségből is csak 10 darabot állítottak szolgálatba a Vörös Hadseregben.