Ağır suç işlemiş kişiler çok sıkı güvenlik önlemlerinin bulunduğu cezaevlerine koyulurlar.لكنهما سرعان ما أصبحا مجرمين مطلوبين من قبل الأمن .
Saldırganlara karşı askeri birlikler kurularak önlemler almak.استبدال استسلام القاذفات عل مما.
Belirtileri öğrenerek, hastalığın yayılmasını önlemek için kendisini bir tedavi merkezine yönlendirdi.ولمعرفتها بالأعراض، ذهبت تشيكولا إلى مركز علاج لمنع انتشار المرض.
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.لا توجد أي تدابير تغير من هذا الخطر.
Bu durumda sadece polisiye önlemler yetersizdir.والتعامل مع الحالة يكون وقائي فقط.
Amacı, adet sıvısının (endometrium uterus astarından gelen kan) kıyafetlere sızmasını önlemektir.الغرض منه هو منع سائل الحيض (دم محتوي على بطانة الرحم) من التسرب إلى الملابس.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.أما علاج المرض يتضمن شرب كمية كافية من السوائل لمنع الجفاف.
Mekanda sıkı güvenlik önlemleri alındı.اتخاذ إجراءات وقائية صارمة في المخابر.
Ancak bu önlem artık gecikmiş bir önlemdir.وهذا الافتراض هو سابق لأوانه.
Kızamık aşısı kızamık hastalığını önlemede çok etkili bir aşıdır.التطعيم هو الوسيلة الأهم للوقاية من الحمى الصفراء.
Mide kanserinde cerrahi girişim, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir.تحديد مرحلة سرطان الخلايا الكلوية هو العامل الأكثر أهمية في التنبؤ به، وتشخيصه.
Yoksa sağlığını koruması için gerekli önlemleri alır ve hayatını mı korursunuz ?"هل ستكون القوات متواجدة هناك في الوقت المناسب لحمايته؟".
Acil eylem planları düzenleyici önlemlerin önemli bir unsurudur.ولا يزال ضمان تمويل برامج المرتبطة بالعنف الأسري دائمًا مصدرًا مثيرًا للقلق.
Sıkışıklığı önlemek için kampın dışına kuyular kazıp cesetleri kirecin içine attılar.داخل المعبد الهندوسي قبل أن يتم قتلهم وإخراج جسدها من الغابة.
Halkalar, paslanmayı önlemek için siyah lake ile kaplanır ve her zaman giysiye veya deri kıyafete dikilirdi.طُليت الحلقات بالأسود لحمايتها من الصدأ، وكانت دائمًا مخيطة على حاملٍ من القماش أو الجلد.
Bunun amacı yanlış alarmları önlemektir.مُحاولة تَجنب الأخطاء الدوائية.
Bu durumlarda acil önlem alınması gerekir.وينبغي الحصول على عناية طبية فورية في هذه الحالة.
Bu bahçe, ağaçların ölmesini önlemek için her yıl budanır.Este jardim é aparado todo ano prevenindo a morte das árvores.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Duas doses são requeridas para uma prevenção a longo prazo.
Cerrahi ve dişçilik araçları da kontaminasyon ve bakteriyel enfeksiyonu önlemek için sterilize edilir.Instrumentos cirúrgicos e dentais são também esterilizados para evitar a infecção por bactérias.
Oyunun geliştiricileri, Game Dev Tycoon oyunu için korsanı önleyici eşsiz bir önlem uyguladılar.Os desenvolvedores do jogo implementaram uma única medida anti-pirataria para o Game Dev Tycoon.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.A melhor maneira de prevenir a doença é não fumar.
Ölümünün hemen ardından Spandau hapishanesi, bir neo-Nazi türbesi haline gelmesini önlemek için yıkılmıştır.Após a sua morte, a prisão foi demolida para evitar que se tornasse um local de culto neo-nazi.
1.2’de, paradoksu önlemek için zamanda yolculuk kısıtlanmaktadır.Na situação 1.1, as leis da física limitam as viagens do tempo de modo a que os paradoxos não sejam possíveis.
İzinsiz giriş tespit sistemleri tarafından tespit edilmesini önlemek için aynı yöntemler kullanılabilir.Os mesmo métodos podem ser usado para evitar detecção em sistemas de detecção de invasão.
Bunun amacı yanlış alarmları önlemektir.Mas nós precisamos ter uma segurança contra falsos alarmes.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.No entanto, eles também pagavam a polícia para evitar os ataques frequentes.
Bunun üzerine NYSE gelecekte bu tür protestoları önlemek için bariyerler kurmuştur.Desde então foram instaladas barreiras nesta área para evitar o mesmo tipo de evento.
Tip 1 diabetes mellitusu önlemenin bilinen herhangi bir yolu yoktur.Não existe forma de prevenir a diabetes do tipo 1.
Buna önlem olarak anayasal düzen ortaya çıkar.Antes disso, Oral Fixation Vol.
Tek başına bu çocuğun cesareti herkesin umutsuzluğa kapılmasını önlemişti.A coragem deste menino impediu uma inundação de total desespero.
Kartaca'nın Roma donanmasını önleme girişimi.Cartago pede ajuda Roma.
Obez olanlarda zayıflatma ameliyatı, diyabet tedavisinde etkili bir önlemdir.A cirurgia de redução de peso em indivíduos obesos é uma medida eficaz no tratamento da diabetes.
Böylece Parlamento'nun devlet ve hükümet işlerine karışmasını biraz olsun önlemeyi hedef almıştı.Ele parecia preocupado apenas em evitar um golpe de estado contra si e seu governo.
Ocak 10 Ocak: Kuzey Kore, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Atlaşması'ndan (NPT) geri çekildi.Em 10 de janeiro de 2003, a Coreia do Norte se retirou do Tratado de não proliferação de armas nucleares.
Ek olarak, teofilin diğer önlemlere cevap vermeyen hastalarda kullanılabilir.A teofilina pode desempenhar uma função em pessoas que não respondem a outras medidas.
Korumaya yönelik ciddi ve görünür önlemler alınmamaktadır.Medidas protetoras e preventivas têm de ser feitas urgentemente.
Önlemler gözden geçirilmeli, yöneticiler bilgilendirilmelidir.É preferível, então, manter as invasoras sob controle.
Bunu önlemek için kurbağa bu patojenleri yok edebilecek peptitler salgılar.Para contrariar isto, as rãs segregam péptidos que destroem estes patogénicos.
Önlemek için, hastalığın görüldüğü bölgelerde sivrisineklerin azaltılması gerekir.A prevenção envolve a diminuição das picadas dos mosquitos em áreas onde ocorre a doença.
Numuneler enzimatik hasarı önlemek için soğukta tutulur.Muitas reações de enzimas somente são paradas pelo congelamento.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.Porém, dificuldades momentâneas não possibilitaram fazer o arranjo.
Bu önlemler diplomatik anlaşmaları ve askeri müdahaleyi içerir.Estas medidas incluem a ação militar e acordos diplomáticos, como tratados e convenções.
Güvenlikten sorumlu arkadaşlar önlemlerini alırlar.Os processos de segurança em corporações devem privilegiar a prevenção.
Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.Para prevenir o paludismo, Nero recolheu os entulhos do incêndio.
Bu kısa ömürlü geçici bir önlemdi.Isto provou ser um alívio temporário.
Bunu önlemek için bazı yöntemler kullanılır.Vários métodos são usados para contornar esse problema.
Kısacası, veri bütünlüğü bilgilere kasıtsız değişiklikleri önlemektir.Em suma, a integridade dos dados visa evitar involuntárias mudanças na informação.
Bu durumlarda acil önlem alınması gerekir.Nestes casos, o NOTAM deverá ser expedido imediatamente.
Yardımın amacı,Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemekti.O movimento Solidariedade prenunciou o colapso do comunismo na Europa Oriental.
Ayrıca, yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarını önlemede etkilidir.É comum uma relativa perda de memória com avanço da idade.
Sanal bellek sistemleri tasarlanırken bu durumun yaratacağı yükü engellemek için bazı önlemler alınabilir.Todavia, existem abordagens de design que podem reduzir a chance real disso ocorrer.
Uygulanabilecek yöntemler ve önlemler belirlenir.Existem escolhas e direções a serem tomadas.
Bu karışıklığı önlemek için kullanılan numaralandırma belirtilmelidir.Esta distinção importante é observada a fim de evitar confusão.
Sergileme ve tepki önleme davranışsal bir tedavi yöntemidir.Imediação e hipermediação são formas de mediação.
Bu önlemlere uymayanlar için ağır cezalar uyguladı.Ele também instituiu duras penalidades para os que se recusassem.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Tomar todas as precauções necessárias para não causar danos a animais humanos e não-humanos.
Koruma için hiçbir önlem alınmamıştır.Ele não recebeu proteção.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.No entanto, a capacidade de resolver dificuldades na prática é também uma responsabilidade primária.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Het gevoel van onveiligheid moet aangepakt worden.