Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.Josef Stalin verwarf diese Idee.
Çözüm önergesi 33 evet 13 hayır ve 10 çekimser oyla kabul edildi.Auf ihn entfielen 33 Ja- und 13 Nein-Stimmen.
Daha sonra önergeler onay için parlamentoya (Seimas) gönderilir.Die Kandidatenliste wird dann dem Senat zur Billigung vorgelegt.
Meclis önergeyi kabul etti.Der Stadtrat stimmte dem Vorschlag zu.
İki soru önergesi verdi.Deux questions furent posées.
Bir soru, bir gensoru önergesi verdi.Heureusement, un collège lui donne quelques conseils.
Parlamento üyelerinin hükumete soru önergesi sunma hakları vardır.Abogados y miembros del parlamento han predicho una demanda colectiva.
Gözlemci statüsü bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önergesiyle verilir.Lo status di osservatore è garantito da una risoluzione dell'Assemblea generale delle Nazioni Unite.
Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.Иосиф Сталин отнёсся к этому предложению скептически.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Предложение о присоединении одобрено подавляющим большинством голосов.
Arap Ligi önergeye karşı oy kullandı.Только партия левых проголосовала против.
Gözlemci statüsü bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önergesiyle verilir.Статус наблюдателя Генеральной Ассамблеи ООН присваивается резолюцией Генеральной Ассамблеи.
Gözlemcilerin Genel Kurul'da konuşma hakları varsa da önergelerde oy verme hakları yoktur.Ведь вице-президент даже не имеет права голоса в Сенате.
19 Haziran 1996'da, Çiller için verilen "örtülü ödenek" önergesi RP'nin desteğiyle TBMM'de reddedildi.و في 19 يونيو 1996 ، تم رفض حركة "اختلاس البدل " التي اعطت الي تشيلار في مجلس الامة التركي الكبير.
Bu önerge, 10 şubenin desteğini aldı.إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرة.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Ik heb zorgen won met een verpletterende meerderheid van stemmen.
Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.Guy Verhofstadt is een voorstander van dit model.
Meclis önergeyi kabul etti.Het bestuur wees het bod af.
Arap Ligi önergeye karşı oy kullandı.Alle Arabische landen stemden tegen de resolutie.
İki soru önergesi verdi.De vrouw krijgt twee vragen.
Meclis'e telif haklarının genişletilmesine yönelik önergeyi sunan on iki kişiden biriydi.Skierował również dwanaście wniosków do Trybunału Konstytucyjnego.
Gözlemcilerin Genel Kurul'da konuşma hakları varsa da önergelerde oy verme hakları yoktur.Observatörer har yttrande- och förslagsrätt, men saknar rösträtt.
İki soru önergesi verdi.Тут постають два запитання.
Gözlemci statüsü bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önergesiyle verilir.Status pozorovatele je udělován rezolucí Valného shromáždění Organizace spojených národů.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Se všemi těmito hlasy měl návrh zajištěnou dostatečnou většinu.
Meclis önergeyi kabul etti.Městská rada jeho návrh přijala.
3 soru, 7 gensoru önergesi verdi.Cele 3 întrebări 397.
Daha sonra önergeler onay için parlamentoya (Seimas) gönderilir.Acestea sunt trimise la Seimas pentru ratificare.
Bu doküman TBMM'ye bir önerge olarak sunuldu, bu konudaki çalışmalar halen sürüyor.De data asta au știut cum să pună poblema, știau cam ce așteptări are publicul.
3 soru, 7 gensoru önergesi verdi."Hét próba" – és a többi...
Parlamento üyelerinin hükumete soru önergesi sunma hakları vardır.A parlament tagjainak mentelmi joga van.
Meclis önergeyi kabul etti.Kuvernööri hyväksyi selityksen.
Daha sonra önergeler onay için parlamentoya (Seimas) gönderilir."Ehdotukset" lähetetään sitten puoluekongressin delegaateille hyväksymistä varten.
Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.Ο Ιωσήφ Στάλιν υποστήριξε την εκστρατεία.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Ψηφίστηκε με μεγάλη πλειοψηφία.
İki soru önergesi verdi.Δύο ήταν τα ερωτήματα.
Bir soru, bir gensoru önergesi verdi.De spørger en spåkone til råds.
Meclis önergeyi kabul etti.Byrådet sagde god for ideen.
Beş soru, iki gensoru önergesi ve bir kanun önerisi verdi.Møtet vedtok to resolusjoner og ett lovforslag.
Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.Også Albert Einstein støttet forslaget.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Forslaget ble nedstemt i Stortinget.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Usulan ini tidak disetujui oleh mayoritas suara.
Bu önerge 2004 yılında İsrail Hükümeti tarafından, 2005 yılında ise, Knesset tarafından onaylandı.Chính phủ Israel không chấp nhận điều đó, đặc biệt sau sự rút quân của Israel năm 2005.
İki soru önergesi verdi.彼は2つの質問を肯定した。
Beş soru, iki gensoru önergesi ve bir kanun önerisi verdi.5つの事件と1つの勧告的意見に関わり、2つの個別的意見と2つの反対意見を残した。
27 Şubat 1922‘de ek maddenin temyizi istenmiş; fakat önerge ABD Yüksek Mahkemesi tarafından geri çevrilmiştir.1922年2月27日、修正第19条の批准に対する異議申立てはアメリカ合衆国最高裁判所の「レッサー対ガーネット事件」判決で拒絶された。
Joseph Stalin ise bu önergeyi desteklemişti.ヨシフ・スターリンはこの政治運動を支持した。
Meclis önergeyi kabul etti.共産党が推薦を決めた。
İki soru önergesi verdi.두 가지 질문을 제시한다.
Çözüm önergesi 33 evet 13 hayır ve 10 çekimser oyla kabul edildi.결과는 찬성 33표 대 반대 13표, 기권 10표였다.
Arap Ligi önergeye karşı oy kullandı.סיעת המערך הצביעה בעד.
Kurulmak istenen meclis için bir önerge yapıldı ve Lübnan Meclisi önergeyi taslak halinde kabul etti.הצעות סגורות: המועצה מציעה הצעת חוק מפורטת ועליה מצביעה האספה בעד או נגד.
Gözlemci statüsü bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önergesiyle verilir.Спортните организации чакат общо решение на ООН.
Meclis'e telif haklarının genişletilmesine yönelik önergeyi sunan on iki kişiden biriydi.Jis buvo vienas iš dvylikos atstovų rėmusių įstatymo projektą išplėsti autorines teises.
Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.Rahvahääletusel said suure ülekaalu poolthääled.
Böylelikle, Tonkin Körfezi Önergesi'ni geçirdik.Assim, passamos a Resolução do Golfo de Tonkin.
Böylelikle, Tonkin Körfezi Önergesi'ni geçirdik.결국에는 통킹만 결의가 채택된다.
Böylelikle, Tonkin Körfezi Önergesi'ni geçirdik.どのような関係するそれについてですが、
Bu, Kongreyi ve Amerikalıları kızdırdı. Böylelikle, Tonkin Körfezi Önergesi'ni geçirdik.Zezłościło to Kongres i Amerykanów, więc wydano rezolucję tonkińską.
Bu, Kongreyi ve Amerikalıları kızdırdı. Böylelikle, Tonkin Körfezi Önergesi'ni geçirdik.Конгрес й американський народ, внаслідок чого була прийнята Резолюція Тонкінської затоки.