Bu önemsiz bir olay değil."Ce n'est pas une grosse affaire ».
Nalçik, 1917 Ekim Devrimi'nden önce önemsiz bir yerleşmeydi.Il n'y eut pas d'extraction à grande échelle avant la Révolution d'octobre 1917.
En önemsiz filmi de değildi.Mais ce n'était pas le bon film.
Arızasız bir şebeke işletmesinde toprak üzerinden önemsiz derecede küçük akımlar geçer.Mais il est envoyé dans la banlieue démêler les petites affaires sans importance.
Ölümü önemsiz kılacak bir güç var mıdır?La mort n'est-elle pas une injustice flagrante ?
Bu olay bir kuantum önemsizliğidir.L'affaire semble revêtir un caractère politique non négligeable.
Sürtünmeler önemsiz ise, eğik düzlemde iş prensibi geçerlidir.Malgré de faibles moyens, il met en pratique ses préceptes.
Çemberin tanjant demeti ayrıca önemsiz ve S1 × R'ye izomorfiktir.La radiographie de l'épaule est peu contributive, de même que la scintigraphie osseuse.
O önemsiz bir sorundur.Éste es un problema trivial.
Bu bilgi savunma için önemsizdir.Esta información no es pertinente a la defensa.
Önemsiz detay yoktur.No existen los detalles sin importancia.
Aramızdaki yaş farkı önemsiz.Nuestra diferencia de edad es insignificante.
1989’da “Back to the Future 2”de önemsiz bir rol aldı.En 1989 actuó en Back to the Future Part II.
3. Merkezi gövde ile karşılaştırıldığında, yörüngedeki vücut kütlesi önemsizdir.Cuando se compara con el cuerpo central, la masa del cuerpo en órbita es insignificante.
Matematikte, bir önemsiz grup bir tek ögenin oluşturduğu bir gruptur.En matemáticas, un conjunto unitario es un conjunto con un único elemento.
İlk olarak ikinci sezonda önemsiz bir karakter olarak ortaya çıkmıştır.En la segunda temporada seguía siendo un personaje menor.
En önemsiz filmi de değildi.No es una película pequeña.
Bu önemsiz bir olay değil."Y esto no es poco».
Eğer gcd(a, N) ≠ 1 ,ise burada Nin bir önemsiz-olmayan çarpanı ise,bu yüzden yapılır .Si el mcd(a, N) ≠ 1, entonces es un factor no trivial de N, así que terminamos.
Bütün problemler incelenir ve sonuçları önemsiz olanlar elenir.Éll estudia el caso y descubre Inconsistencias.
Ancak aynı eski yazarın olaylarla ilgili daha eski anlatımında Agrippa'nın rolü önemsiz gösterilmiştir.Una vez más se muestra el dramatismo de bob pon alguna insignificancia.
Bu da bulmacayı tamamıyla önemsizleştirmiş olur, zira artık dilediğimiz soruya doğru yanıt alabiliriz.Questo banalizza completamente l'indovinello, in quanto ora possiamo avere la risposta vera ad ogni domanda.
Bir başka eleştiri ise, FeTeMM eğitimi ile bazı diğer branşların eğitiminin önemsiz algısınadır.Pure noi abbiamo più di una perplessità sulla scelta del nuovo allenatore bianconero.
Zenciler sadece önemsiz ve değersizdir.Gli attori sono opachi e insignificanti.
Görece önemsiz olan Batı duvarında adı olmayan iki kapı daha bulunur.Due scogli senza nome si trovano ancora più a ovest.
Ama işlenen buyruk sayısı oldukça fazla ise bu tür bir bulamama durumu önemsiz kalır.I soli condannati a morte non sono abbastanza numerosi per soddisfare questa domanda.
Filmlerinde şiddetin çoğu ve önemsiz karakter diyalogları daha çok sahne dışında gerçekleşir."Oggi la menzogna, più nel cinema che altrove, circola in maniera straordinaria.
Bu yaşam döngüsüdür ve tüm döngüyü düşününce bir insanın ölümü önemsizdir.Se la morte è l'unica conclusione della vita, allora tutto sembra vano.
İkinci yoldan yapılan önemsiz çözümdür, çünkü henüz hiçbir çarpışmanın meydana gelmediğini belirtir.Fu un incontro casuale dato che non c'è alcuna scena in cui compaiano tutti e due insieme.
Bu önemsiz bir olay değil."Questo non è così male".
Nalçik, 1917 Ekim Devrimi'nden önce önemsiz bir yerleşmeydi.Questo uovo non è più apparso in pubblico sin da prima della Rivoluzione d'Ottobre del 1917.
O önemsiz bir sorundur.Это тривиальная проблема.
Önemsiz şeyler üzerinde zaman kaybetmeyin.Не трать время на пустяки.
Zaten bugün hastaların artması erişkin hastalar hakkında önemsiz grup gibi konuşmamıza imkan sağlamıyor.Прирост взрослых пациентов сегодня уже не позволяет говорить о них как о несущественной группе.
1989’da “Back to the Future 2”de önemsiz bir rol aldı.В 1989, 1990 снялся в фильмах «Назад в будущее 2» и «Назад в будущее 3» соответственно.
Bu önemsiz bir olay değil."Не случилось бы чего-нибудь страшного».
Bunun sebebi de hata çeşitliliği ve birçok dokümandaki ayrıntıların önemsiz sayılması.Причиной тому стали путаница в контрольных расчётах и ряд недостатков в проектных документах.
Memlûk ordusunda piyadenin yeri süvariye göre çok daha önemsizdi.Потеря мяса для гарнизона была не очень страшна.
En önemsiz filmi de değildi.Являлся немым фильмом.
Zenciler sadece önemsiz ve değersizdir.فالزنوج فقط بلا قيمة ولاأهمية .
Buna ek olarak, Muhammed'in Yahudilerle ihtilafı önemsiz bir detay olarak görülür.بالإضافة إلى ذلك، كان يُنظر إلى صراع النبي محمد مع اليهود كأهمية ثانوية.
Speletto Dükalığı içinde önemsiz ikinci derecede bir kasabaya dönüştü.وفي نهاية المطاف يصل اللاعب إلى مدينة متداعية.
Lewis'e göre klasik İslam görüşünün ön plana çıkan bir özelliği Yahudilerin önemsizliğiydi.وفقاً برنارد لويس، فإن السمة البارزة للرؤية الإسلامية الكلاسيكية لليهود هي في عدم أهميتها.
Bu önemsiz bir olay değil."لم يحدث شيء غير عادي".
Bu önemsiz bir olay değil."E isso não é pouca coisa".
Sürtünmeler önemsiz ise, eğik düzlemde iş prensibi geçerlidir.Embora não seja essencial, uma pós-graduação conta no requisito.
1989’da “Back to the Future 2”de önemsiz bir rol aldı.Seguiu-se um trabalho no cinema quase que instantaneamente, uma pequena parte em Back to the Future II (1989).
Onlar için, bir kavram olarak çokluevren itirazlar önemsiz.“Para eles, as objeções ao multiverso como conceito não são importantes.
Hanks, okulda önemsiz biriydi.Frege was op school een buitenbeentje.
"Önemsizlik" bir tiyatro uyarlamasıdır.Dit om "houterigheid" van een tekst te vermijden.
Bu çözüme sıfır çözümü veya önemsiz (trivial) çözüm adı verilir.Dit soort respons heet een nulinvoerrespons (zero input respons).
Kuantum (nicem) önemsizliğinin "doğru" belirtileri sayısız değildir ve farklı yorumlara izin verir.Oznaki „prawdziwej” kwantowej trywialności nie są liczne i pozwalają na różne interpretacje.
Bu görece önemsiz olay, daha sonraları iki şehri savaşın eşiğine getiren bir tehdide dönüşmeye başlamıştı.Przy okazji liczył, że obaj prędzej czy później staną się ofiarami tej wojny.
SIL'in felsefesi "hiçbir dil önemsiz değil" dir.SIL:s filosofi är att "inget språk är obetydligt."
Bu önemsiz bir olay değil."Detta är ingen obetydlig fråga."
Ama işlenen buyruk sayısı oldukça fazla ise bu tür bir bulamama durumu önemsiz kalır.Men det kommer senare att upptäckas vara något mycket mer än bara obetydelsefulla nummer...
Matematikte, bir önemsiz grup bir tek ögenin oluşturduğu bir gruptur.Inom matematiken är en trivialgrupp en grupp som bara består av ett element.
Ancak bugün, gelişmiş navigasyon sistemleri karatmayı önemsiz hale getirdi.Idag har avancerade system för navigation och eldledning gjort mörkläggning mindre betydelsefull.
Önemsiz sakatlanmalarla dolu bir haftadan sonra, Tier II turnuvası Generali Ladies Linz'de final oynadı.Відразу ж після цього Маша виграє другий турнір підряд — Generali Ladies Linz.
Önemsiz meseleler veya sırf merak için rahatsız edilmemeleri gerekir.Та не такий Лейк, щоб турбуватися через дрібниці.