Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Jag erkänner att detta är bagatellartade marknadsföringsexempel.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.이러한 것들은 사소한 마케팅의 예라고 저도 인정합니다.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Nuvel, dette er trivielle eksempler fra markedsførings-industrien.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Oké, dit zijn triviale marketingvoorbeelden, dat geef ik toe.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Questi sono esempi banali, d'accordo.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Reconheço que são exemplos triviais de marketing.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Sekarang, ini adalah contoh-contoh pemasaran yang remeh, saya akui.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Tak, tieto triviálne marketingové príklady uznávam.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Tôi xin chấp nhận rằng đây là những ví dụ quảng cáo nhỏ nhặt.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.To trywialne przykłady, zgoda.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Uznávám, že jsou to triviální marketingové příklady.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Zugegeben, dies sind einfache Marketingbeispiele.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Αυτά είναι ασήμαντα προωθητικά παραδείγματα, το παραδέχομαι.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Сега, това са обикновени маркетингови примери, признавам.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.Это, конечно, - мелкие маркетинговые уловки, согласен.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.במיגור העוני, ביעילות, בעולם המתפתח, הרצתה למעשה.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.الآن، هذه نماذج ساذجة للتسويق، أنا أقبل بذلك.
Şimdi, bunlar önemsiz pazarlama örnekleriydi, kabul ediyorum.でも、最近のTEDのイベントで
Sizin suya ihtiyacınız var. Benim merakım önemsizdir.Je ne peux pas contenir ma curiosité...
Sizin suya ihtiyacınız var. Benim merakım önemsizdir.lch kann meine Neugierde kaum unterdrücken...
Sizin suya ihtiyacınız var. Benim merakım önemsizdir.Non riesco a contenere la mia curiosità.
Sizin suya ihtiyacınız var. Benim merakım önemsizdir.Tôi không thể kiềm được tính tò mò của mình.
Sıra bizim için önemsiz.Nie dbamy o kolejność.
Sıra bizim için önemsiz.Nós não nos importamos com ordem.
Sıra bizim için önemsiz.Pořadí nás nezajímá.
Sıra bizim için önemsiz.Wij geven niets om volgorde.
Sıra bizim için önemsiz.И не ни интересува в какъв ред са наредени.
Sıra bizim için önemsiz.Нас не интересует последовательность.
Tek bir hayatım var, o da kısacık. Ve oldukça da önemsiz...Έχω μία μόνο ζωή, και είναι μικρή ασήμαντη...
Umayal Collections'ımdan bir parça satın aldığınız zaman, nereden geldiğiniz kim olduğunuz önemsiz olacak.أنه عندما تقدموا على شراء قطعة من Umayal Collections فلا يهم المكان الذي تنتمون إليه،
Unutma: İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Retineti: creierul uman nu are nici un mecanism de recunoastere a ce este relevant sau nu.
Unutma: İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Ricorda: il cervello umano non ha alcun meccanismo per riconoscere ciò che è rilevante o no.
Unutma: İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Vergeet niet: het menselijke brein heeft geen mechanisme om te herkennen wat relevant is of niet.
Unutma: İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.ΝΑ ΘΥΜΆΣΤΕ: ο ανθρώπινος εγκέφαλος δεν έχει μηχανισμό να αναγνωρίσει τι είναι σχετικό ή όχι.
Unutma: İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Запомнете: човешкият мозък няма механизъм, с който да разпознае кое е съществено и кое не е.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.A rezolvat problema lui Galileo şi a făcut-o cu un echipament destul de banal.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.E ele resolveu o problema de Galileu e fê-lo com equipamento relativamente trivial.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Er löste Galileis Problem, und dies tat er mit einer wirklich relativ banalen Ausrüstung.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Fizeau resolvió el problema de Galileo. y lo hizo con un equipo relativamente trivial.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Hij loste het probleem van Galileo op met relatief eenvoudige middelen.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Il a résolu le problème de Galilée, et il l'a fait avec un équipement relativement banal.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.그리고 그는 갈릴레오의 문제를 풀었습니다. 그는 비교적 매우 평범한 장비로 실험을 해냈습니다.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Och han löste Galileos problem, och han gjorde det med ganska enkel utrustning.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Párizsban. Megoldotta Galileo problémáját, méghozzá egy egészen hétköznapi eszköz segítségével.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Rešil je Galilejevo zagato tako, da je uporabil relativno vsakdanjo opremo.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Rozwiązał problem Galileusza za pomocą bardzo prostego przyrządu.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü. Şu gördüklerinizden biri ile.Dan dia memecahkan masalah Galileo, dan dengan peralatan yang sederhana.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Và ông đã giải quyết được vấn đề của Galileo mả chỉ sử dụng một dụng cụ có thể nói là khá tầm thường.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Vyriešil tento Galileov problém pomocou relatívne jednoduchého zariadenia.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.Και έλυσε το πρόβλημα του Γαλιλαίου, και το πέτυχε με ένα σχετικά ασήμαντο κομμάτι του εξοπλισμού.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.И он решил задачу Галилея, воспользовавшись для этого весьма незамысловатым оборудованием.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.בפריז. והוא פתר את הבעיה של גליליאו, והוא עשה זאת עם ציוד מאוד טריוויאלי באופן יחסי.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.في باريس. وحل اشكالية غاليليو، وقد قام بذالك بـالاستعانة بقطعة من المعدات البسيطة.
Ve Galileo'nun problemini gerçekten önemsiz bir parça alet ile çözdü.比較的簡単な仕掛けで 解決しました
Ve oldukça da önemsiz...Und unbedeutend...
Ve oldukça da önemsiz...ולא חשובים
Ve o şöyle dedi; "Bir Kedinin siyah veya beyaz olması, fare yakaladığı sürece, önemsizdir"A povedal, "Nezáleží na tom, či je mačka biela alebo čierna, hlavne nech vie chytať myši."
Ve o şöyle dedi; "Bir Kedinin siyah veya beyaz olması, fare yakaladığı sürece, önemsizdir"A ten řekl: "Nezáleží na tom, jestli je kočka bílá nebo černá, dokud chytá myši."
Ve o şöyle dedi; "Bir Kedinin siyah veya beyaz olması, fare yakaladığı sürece, önemsizdir"E disse "Non importa se un gatto è nero o bianco, basta che acchiappi i topi."
Ve o şöyle dedi; "Bir Kedinin siyah veya beyaz olması, fare yakaladığı sürece, önemsizdir"En hij zei, "Het maakt niet uit of een kat wit of zwart is, zo lang hij maar muizen vangt."