Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.Vậy, sớm mai, Ba-la-am dậy, thắng lừa cái mình và đi với các sứ thần Mô-áp.
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.Zo zadelde Bileam de volgende morgen zijn ezel en vertrok met de boodschappers naar Moab.
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.Και εσηκωθη ο Βαλααμ το πρωι, και εσαμαρωσε την ονον αυτου και υπηγε μετα των αρχοντων του Μωαβ.
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.Валаам встал поутру, оседлал ослицу свою и пошел с князьями Моавитскими.
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.За това, Валаам стана на сутринта, оседла ослицата си, и отиде с моавските първенци.
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.ויקם בלעם בבקר ויחבש את אתנו וילך עם שרי מואב׃
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.فقام بلعام صباحا وشدّ على اتانه وانطلق مع رؤساء موآب
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.巴 蘭 早 晨 起 來 、 備 上 驢 、 和 摩 押 的 使 臣 一 同 去 了
Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti.巴蘭 早晨 起來 、 備上驢 、 和 摩押 的 使臣 一同 去了
Bana yönetimi için kullanılan ve o zamandan beri kilise önderlerinin şefi virginia tiner yaygın당신은 나에게 관리를 위해 사용하고 있기 때문에 교회의 지도자의 최고 버지니아 희석제 광범 한
Bana yönetimi için kullanılan ve o zamandan beri kilise önderlerinin şefi virginia tiner yaygınמאז שמשמש להניהול ול הראשית של מנהיגי כנסיית וירג'יניה מדלל נפוץ
Bana yönetimi için kullanılan ve o zamandan beri kilise önderlerinin şefi virginia tiner yaygınمنذ كنت تستخدم لإدارة ولي رئيس قادة الكنيسة فيرجينيا أرق واسع الانتشار
Bana yönetimi için kullanılan ve o zamandan beri kilise önderlerinin şefi virginia tiner yaygın教会指導者のチーフヴァージニア シンナー 広範 あなたは400を持っていることを意味する場合 マイル離れて、あなたは、今日降りてきた
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,A kinek nincs vezére, igazgatója, vagy ura,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,a qual, não tendo chefe, nem superintendente, nem governador,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Ea n'are nici căpetenie, nici priveghetor, nici stăpîn;
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Ella no tiene jefe, ni comisario, ni gobernador
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Elle n`a ni chef, Ni inspecteur, ni maître;
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Enda den ikke har nogen fyrste, foged eller herre,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Essa non ha né capo, né sorvegliante, né padrone
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Hon har ingen furste över sig, ingen tillsyningsman eller herre;
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,개미는 두령도 없고 간역자도 없고 주권자도 없으되
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Kterýž nemaje vůdce, ani správce, ani pána,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Która, choć nie ma wodza, ani przełożonego, ani pana,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,nima vodnika, nadzornika ali zapovednika,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Ob sie wohl keinen Fürsten noch Hauptmann noch Herrn hat,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,On, ktorý nemá vodcu ani správcu ani panovníka,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Semut tidak punya pemimpin, tidak punya penguasa atau pengawas
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Skønt uden Fyrste, Foged og Styrer,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Tuy nó không có hoặc quan tướng , Hay quan cai đốc , hay_là quan trấn ,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Tuy nó không có hoặc quan tướng, Hay quan cai đốc, hay là quan trấn,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Vaikka sillä ei ole ruhtinasta, ei päällysmiestä eikä hallitsijaa,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Want ook al hebben mieren dan geen leider,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,οστις μη εχων αρχοντα, επιστατην η κυβερνητην,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Който, макар че няма началник, Надзирател, или управител,
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,Нет у него ни начальника, ни приставника, ни повелителя;
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,אשר אין לה קצין שטר ומשל׃
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,التي ليس لها قائد او عريف او متسلط
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,螞 蟻 沒 有 元 帥 、 沒 有 官 長 、 沒 有 君 王
Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,螞蟻沒 有 元帥 、 沒有 官長 、 沒有 君王
"Ben barış getiren önderim. Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı."나는 평화를 가져오는 양치기 입니다. 나의 자애로운 그늘은 도시에 펼쳐졌습니다.
"Ben barış getiren önderim. Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı."[אני] הרועה המביא שלום. צילי הנדיב פרוש על העיר,
"Ben barış getiren önderim."[Ik ben] de herder die vrede brengt.
"Ben barış getiren önderim."[Jeg er] hyrden der bringer fred.
"Ben barış getiren önderim."(Minä olen) paimen joka tuo rauhan.
"Ben barış getiren önderim."(Sono) il pastore che porta la pace.
"Ben barış getiren önderim."[Soy] el pastor que trae paz.
"Ben barış getiren önderim."Я - пастырь-миротворец.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.Azért adom õt a nemzetek urának kezébe, bánjék el vele, gonoszságáért kiûztem õt.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.eu o entregarei na mão da mais poderosa das nações, que lhe dará o tratamento merecido. Eu já o lancei fora.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.io lo diedi in balìa di un principe di popoli; lo rigettai a causa della sua empietà
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.Je l`ai livré entre les mains du héros des nations, Qui le traitera selon sa méchanceté; je l`ai chassé.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.내가 열국의 능한 자의 손에 붙일지라 그가 임의로 대접할 것은 내가 그의 악을 인하여 쫓아 내었음이라
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.l-am dat în mînile viteazului neamurilor, care -i va face după răutatea lui; căci l-am izgonit.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.vydal som ho do ruky silného z národov; učinil mu, jako zaslúžil; zahnal som ho pre jeho bezbožnosť.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.за то Я отдал его в руки властителю народов; он поступил с ним, как надобно; за беззаконие его Я отверг его.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.ואתנהו ביד איל גוים עשו יעשה לו כרשעו גרשתהו׃
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.اسلمته الى يد قوي الامم فيفعل به فعلا. لشره طردته.
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.我 就 必 將 他 交 給 列 國 中 大 有 威 勢 的 人 . 他 必 定 辦 他 . 我 因 他 的 罪 惡 、 已 經 驅 逐 他
ben de onu kovdum, ulusların önderinin eline teslim ettim. Ona kötülüğü uyarınca davranacak.我 就 必將 他 交給 列國 中大 有 威勢 的 人 . 他 必定 辦 他 . 我 因 他 的 罪惡 、 已 經驅 逐 他