öncelik ile cümle
öncelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2012'den bu yana Avidan gruptan ayrı olarak solo kariyerine öncelik vermektedir.Hunden spillede fra 2012 udelukkende biroller.
İbadi'ler öncelikle Umman'da bulunur.De er først og fremst doers.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Deres viktigste mål var Berlin.
Bütün evreleri öncelikle tatularda (Dasypodidae) asalaktır.Alle personendelsene av verbet duer ( å skulle ) er trykksterke.
Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır.Da begynte han å interessere seg for skriving, foruten at han begynte å mosjonere (noe han fortsatt gjør).
Afrika altın kedisi tırmanabilir ama öncelikle yerde avlanır.Katten kan klatre, men foretrekker å jage på bakken.
Öncelikle bu amaç için kullanılmalıdır.Den brukes fortsatt til det formålet.
Mahkeme öncelikle m.Domstolene i første instans.
Komite öncelikle yazışma yoluna gitti.Hovedforhandlingen gjennomføres muntlig.
IBM öncelikle altı ana bilgisayar ve kırk adet ortak çevresel bilgisayardan oluşan bir seri piyasaya sürdü.IBM annonserte opprinnelig en serie på seks stormaskiner og 40 vanlige periferienheter.
Irkçılık öncelikle siyah Afrikalılara, sonra da Slavlara yönelmiştir.Først ble behovet dekket av indianere, og seinere afrikanske slaver.
Reichsführer unvanı öncelikle Joseph Berchtold tarafından 1926 yılında oluşturuldu.Tittelen ble først innført i 1926 av Joseph Berchtold.
Teknoloji şirketi öncelikle teknoloji geliştirmeye ve üretimini yapmaya odaklanmış ticari işletmelerdir.Et teknologiselskap er en selskapsform som primært fokuserer på utvikling og produksjon av teknologi.
Bokehin belirleyicisi öncelikle objektiftir.Målbekjempingen gjøres i hovedsak med presisjonsvåpen.
Power Rangerslar onu öncelikle casus sanmışlardır.Riddergraden var først og fremst tiltenkt vitenskapsmenn.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.Fra da har produksjonen primært vært rettet mot det sivile marked.
Kalite öncelik taşır (Jidoka).Disen (Hamar) i Hamar.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Utviklingen hadde hovedsakelig økonomiske årsaker.
Yine öncelikli hedefi Konstantinopolis'in fethedilmesiydi.Målet til disse var å gjenerobre Konstantinopel.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.I mai 1935 flyttet familien Adenauer inn i sitt nyinnkjøpte hus i Rhöndorf.
Figür her zaman öncelikli konusu oldu.Første stopp bør alltid være dokumentasjonen.
Bunun içinse öncelikle güçlü bir merkezi hazineye gerek vardı.Dette skulle i første omgang forsikre rettferdig oppveiing av skatt.
Ukrayna endüstri bölgesi ilk öncelikti.Byen hører til Ukrainas viktigste industriområder.
Alüminyum florür (AlF3) öncelikle alüminyum üretiminde kullanılan bir inorganik bileşiktir.Termosifong (termosifogen) er et prinsipp som benyttes i forbindelse med kjøling av væsker.
Bu kredi öncelikle Sümerbank'ın kurulması için kullanıldı.Denne prøven ble brukt til å fremstille grunnstoffet mendelevium.
Hüküm öncelikle Roma İmparatoru tarafından onaylanmalıydı.Hukuman ini harus pertama-tama disetujui dahulu oleh Kaisar Roma.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.Pada abad ke-19 dan awal abad ke-20, timur Kuba utamanya terlibat dalam penanaman coffea.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Epinefrin (adrenalin) adalah obat pilihan pada anafilaksis.
Öncelikli hedefi Belgrad (eski Macarca Nándorfehérvár) şehrinin sınır kalesiydi (Macarca végvár).Tujuan utamanya adalah benteng perbatasan di kota Beograd (dalam Hongaria lama Nándorfehérvár).
Fakat öncelik genellikle Priestley'e verilir çünkü onun çalışması daha önce yayınlanmıştır.Temuan Priestley lebih terkenal oleh karena publikasinya merupakan yang pertama kali dicetak.
Yan etkileri (öncelikle mide-bağırsak bozukluğu) kullanımını sınırlar.Efek sampingnya (utamanya gangguan pencernaan) membatasi manfaatnya.
Bütün Avrupa’da bir soru oluşmaya başlamıştır: İşçi sınıfına mı yoksa kadınlara mı öncelik verilmeli?Kalau begitu, manakah yang perlu kita utamakan: dunia pendidikan atau dunia pekerjaan?
V-PVO'daki görevi eskimiş Suhoy Su-15 ve Tupolev Tu-28in yerini alarak öncelikli olarak önleme göreviydi.Pemakaiannya di V-PVO adalah sebagai interseptor, menggantikan Sukhoi Su-15 and Tupolev Tu-28.
Stavrakios'un durumu, ardılını öncelikli hale getirdi, sarayda iki hizip ortaya çıktı.Masalah suksesi Stavrakos dianggap mendesak dan dua faksi muncul di istana.
Öncelikle iki karmaşık sayının eşitliğini verelim.Contohnya adalah definisi gabungan dua himpunan.
Öncelikle, mikrokristal yapıdaki grafite güçlü bir Sülfürik asit ve nitrik asit karışımı uygulanır.Pertama, mikrokristalin grafit diperlakukan dengan campuran asam kuat, yaitu asam sulfat dan asam nitrat.
Almanya'da doğan Grothendieck, Fransa'da büyümüş ve öncelikle burada yaşamıştır.Lahir di Jerman, Grothendieck besar dan tinggal di Prancis.
Unvan öncelike Honinbo Jowa için uygun bulunmuşsa da politik manevralarından dolayı Shusaku'ya verilmiştir.Julukan ini awalnya hanya diberikan kepada Honinbo Jowa, namun dicabut karena manuver politiknya.
Petroglyph Games, öncelikli olarak RTS oyun geliştirmedeki gücü ve tecrübesiyle tanınır.Petroglyph dikenal untuk pengalamannya dalam pembuatan permainan RTS.
Bunun yerine, veri paketleri önce sıralanır ve daha sonra öncelik sırasına göre dışarı gönderilir.Sebaliknya, paket data terlebih dahulu diantrikan kemudian dikirim keluar berdasarkan urutan prioritasnya.
Politik: Öncelikle güç ile ilgilenenler.Keluarga ibunyalah yang memberi pengaruh politik pertama.
Finansal şirketler, merkezi olmayan blok zincirlerine öncelik vermemiştir.Perusahaan-perusahaan keuangan masih belum memprioritaskan blockchain terdesentralisasi.
Bu öncelikle elleri yıkamak ve maske takmak yoluyla başarılabilir.Tindakan pencegahan tersebut termasuk mencuci tangan dan memakai masker penutup muka.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Namun perkembangan politik ini dibayang-bayangi oleh masalah-masalah ekonomi.
Eğitim, sağlık ve çevre konuları sosyal sorumluluğun öncelikli konularıdır.Masalah lingkungan dan keselamatan juga menjadi pembicaraan utama.
PCIe öncelikle Intel tarafından desteklenmektedir.Densitas unsur terutama dirujuk dari Emsley.
Henüz konusu öncelikli olarak kelime ve imajlarla oynamaktı.Mereka mulai merepresentasikan benda-benda dengan kata-kata dan gambar.
Afrika yaban kedisi öncelikle fare, sıçan ve diğer küçük memelileri yer.Kucing liar Afrika memangsa mamalia kecil terutama mencit, tikus dan lainnya.
Bokehin belirleyicisi öncelikle objektiftir.Daftar skor dan hasil gol Prancıs adalah yang pertama.
Bu birimden hizmet almak için öncelikle birime kayıt olunması gerekmektedir.Untuk dapat menggunakan layanan ini, diharuskan untuk mendaftar terlebih dahulu sebagai anggota.
İhraç edilen şarap öncelikle Almanya'da tüketilmiştir.Kopi mulai diperkenalkan di Jerman.
Bu alanın ilk 3 biti öncelik bitlerinden oluşur.Ketiga golnya dihasilkan pada babak pertama.
Araştıma öncelikle hayvanlar üzerinde yapılmalıdır.Karena itulah, Billy harus diuji terlebih dahulu.
Ancak Agiad hanedanı daha eskiye dayandığından törensel olarak daha öncelikli olarak kabul edilirdi.Sehingga ia lebih didahulukan terhadap jihad yang hukumnya hanya fardhu kifayah.
Öncelikli var olan karakterler genellikle askerlerdir.Karakter utama yang diangkat Ng umumnya adalah perempuan.
Sıhhiye: Sıhhiye sınıfı öncelikle arkadaş ekip arkadaşlarını canlandırmaya, iyileştirmeye odaklanmıştır.Medic (Quân y): Lớp Quân y chủ yếu tập trung vào việc cứu chữa và hồi sinh đồng đội.
Hitler ve generalleri hangi konuların öncelikli olduğu konusunda anlaşamadılar.Hitler và các tướng lĩnh của ông ta đã từng tranh cãi về việc ưu tiên cái nào trong ba mục tiêu trên.
Alüminyum florür (AlF3) öncelikle alüminyum üretiminde kullanılan bir inorganik bileşiktir.Nhôm florua (AlF3) là một hợp chất vô cơ sử dụng chủ yếu trong sản xuất nhôm.
Öncelikle çocuğa destek gerekir.Phải phòng ngừa uốn ván cho trẻ em.
Konferans öncelikle Windows 8 için Windows 8.1 güncellemesini açıklamak için kullanıldı.Hội nghị được chủ yếu dùng để hé lộ bản cập nhật Windows 8.1 cho Windows 8.