öncelik ile cümle

öncelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Öncelikle Avrupa'daki koyunları izlediler.Do těchto zemí byly ovce přivezeny z Evropy.
Burada yapılacak iş, risklerin öncelik sırasına konmasıdır.Preventivní funkce spočívá ve snaze předcházet rizikovým situacím.
Bu öncelikle elleri yıkamak ve maske takmak yoluyla başarılabilir.To zahrnuje zejména mytí rukou a nošení obličejových roušek či masek.
Eşanlamlılıkta geçen öncelik ilkesi burada da geçerlidir.Obvyklé pravidlo dokud se vám to líbí je dodržováno i zde.
Tedavi öncelikle bu soruna yol açan kaynağın ortadan kaldırılması ile olur.V rámci léčby je v prvé řadě nezbytné včasné vysazení léku, který reakci způsobil.
Öncelikle üzeri kızarana kadar fırında pişirilir.Na pečivo se sype před jeho pečením.
Öncelikle çocuğa destek gerekir.Musíme umět být dítěti oporou.
Kolomb'un öncelikli hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştu.Sám Kolumbus viděl svůj úspěch hlavně v šíření křesťanství.
Kalite öncelik taşır (Jidoka).El însă devine amar la maturitate (începând în vârfuri).
Öncelikle etiketleme uygulamalarında kullanılır.Este folosit în principal pentru aplicații de etichetare.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Epinefrina (adrenalina) este tratamentul primar al anafilaxiei.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Ca tratament primar, se prescriu injecții cu epinefrină, uneori în combinație cu alte medicamente.
Heterokromi öncelikle genetik ya da edinilen olarak sınıflandırılır.Heterocromia este clasificată în principal prin debutul acesteia: este fie de natură genetică fie dobândită.
Öncelik: 8 bitlik değer alır.Jur că voi învinge 8.
Nüfusun %12.2' sini oluşturan 5 yaşından büyük 34 milyon kişi evinde öncelikle İspanyolca konuşmaktadır.34 de milioane sau 12,2% a populației cu vârsta mai mare de cinci ani folosesc spaniola în uzul familial.
Öncelikle Ted kendisini suçlar.Ion se omoară întâi.
Risk öncelik numarasını (RPN) hesaplayarak, risklerin sıralamasını oluşturmak için bir girişim yapılır.Multe companii de asigurări solicită aprobarea în avans a unei proceduri RMN ca o condiție pentru acoperire.
Öncelikle siyasi düzeni yeniden kurmaya girişti.Unii oameni politici au presat pentru redeschiderea procesului.
Aripiprazol öncelikle şizofreni veya bipolar bozukluk tedavisinde kullanılır.Quetiapina este utilizată în principal pentru a trata schizofrenia sau tulburarea bipolară.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.De aceea domeniile de cercetare se așteaptă sa fie mai apropiate de cercetarea fundamentală.
Öncelikle bölgeye tanıtımı yapılan Akçaabat köftesi o günden bu güne tüm dünyaya tanıtılmıştır.Monedele bătute în acel an anunțau lumii evenimentul.
Masa Dağı: Cape Town'a gidip de ziyaret etmeniz gereken en öncelikli gezi yeridir.Fațada principală este orientată spre strada Mihai Eminescu și care include intrarea principală.
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Punctul de plecare este întotdeauna consumatorul.
Şimdiki öncelik bu.Aceasta este prioritatea actuală.
Afrika altın kedisi tırmanabilir ama öncelikle yerde avlanır.Az afrikai aranymacska képes fára mászni, de elsősorban a földön vadászik.
Öncelikle insan hayatına çok büyük bir değer vermeyen bir millî kültür olmalı.Legfontosabb köztük egy olyan nemzeti kultúra, amely nem értékeli nagyra az emberi életet.
Öncelikle şarkının yazarı ve prodüktörü Max Martin'dir.A dal írója és producere Max Martin volt.
Hitler ve generalleri hangi konuların öncelikli olduğu konusunda anlaşamadılar.Azonban Hitler és tábornokai nem tudtak megegyezni a végrehajtás módjában.
Öncelikle ekolojik türleşmenin gerçek önemi bilim alanında henüz tartışmalıdır.A diapauzával az ökológia tudományán belül az autökológia tudományága foglalkozik.
Öncelikli konakçıları yabani etçillerdir.Az imágók lombfogyasztók.
Öncelikli silâhı, torpidodur.Víziaknák, torpedók.
Öncelik bitleri paketlerin önemini 0 – 7 arasında değerler vererek belirtir.Az alábbi táblázat bemutatja k {\displaystyle k} értékeit 0 és 7 között.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.A gasztroenteritisz elsősorban a gyermekeket és a fejlődő országok lakosságát érinti.
Oysa Almanya, akaryakıt konusuna ve önceliklerde bir uzlaşma kararına konsantre olmalıydı.Az elődöntőben, Németországgal kellett megmérkőzniük, a döntőbe jutásért.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Az anafilaxia elsődleges gyógymódja az epinefrin (adrenalin).
Çavdar öncelikle doğuda, merkezi ve kuzey Avrupa'da yetişir.A rozst elsősorban Európa keleti, középső és északi részén termesztik.
Fakat öncelik genellikle Priestley'e verilir çünkü onun çalışması daha önce yayınlanmıştır.Mivel előbb publikálta eredményeit, általában Priestley-nek tulajdonítják a felfedezés elsőségét.
Ancak öncelikle çözülmeyi bekleyen bir gizem vardır: Siyah Gondolcu'nun kim olduğu.Elsőként meg kell tudniuk, ki is az a titokzatos Fekete Gondolás.
Dul ve yetimlere sadaka dağıtımında öncelik verilir.A díjakat a zsűri tagjai és a felkért vendégek adják át az ünnepélyes díjkiosztó gálaműsoron.
Bütün üyeler akademiye katılmak üzere öncelikle bir davet alırlar.A főszereplő minden áron szeretne csatlakozni ehhez a küldetéshez.
Öncelikle piyano ile icra edilir.Eredetileg zongorakísérettel adták elő.
Başlangıç bölümü öncelikle eğlence dünyasının beğenisine sunuldu.Azonban abban biztos vagyok, hogy ez az élmény juttatott közel először a szórakoztató iparhoz.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Itt szerezte első tapasztalatait a háborúról.
Abruzzi'nin öncelikli sonu buydu fakat karısına bir söz vermişti.Eleinte emiatt Timothy nemtetszését fejezte ki, de később megbarátkozott felesége döntésével.
Diğer terimleri silindiğinde, geri kalanları konumları değişmiş, fakat öncelik sıraları değişmemiştir.A rögzített prioritású szálak prioritása nem változhat, míg a többié igen.
Erginleri, öncelikle Afrika mandasında asalaktır.A természetes antilop elsősorban az afrikai heraldikában szerepel.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.A község nőegylete elsősorban humanitárius tevékenységet végez.
Bu çalışmalar öncelikle ailesel türlere yönelmiştir.Elsősorban saját családja érdekei mozgatták.
Statik RAM öncelikle; Genel amaç ürünüdür.Általában fémből készül; általános házi eszköz.
Şubat 2019 itibariyle, bu kanalların 28'i öncelikle İngilizce içerik üretmektedir.A Viz 2008. február 19-én szintén kiadta a 13. kötetet angol nyelven.
Öncelikle karar verilmesi gereken şey üzerinde karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.Először eldöntjük, mit kell eldönteni, aztán két csapatra oszlunk.
Şimdiye kadar radyal olmayan yollar inşa edilmedi, ancak bu artık bir öncelik: M8, M9.Eddig elmaradt a nem sugárirányú utak kiépítése, de ez most prioritást kap: M8, M9.
Önceliklerinden biri Christopher Street Liberation Day ("Christopher Street Özgürlük Günü")'i planlamak idi.Eräs hänen ensimmäisistä prioriteeteistaan oli Christopher Street Liberation Dayn suunnitteleminen.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Adrenaliini on ensisijainen anafylaksian ensihoitoon käytettävä lääkeaine.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Ensimmäisen tavoitteena on poistaa köyhyys maailmasta sen kaikissa muodoissa.
Ağır sanayiye de öncelik verildi.Raskaalle teollisuudelle annettiin etusija.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.Uusi malli oli ensisijaisesti tarkoitettu siviilikäyttöön.
Figür her zaman öncelikli konusu oldu.Aktiivinen ohjelma pysyi aina päällimmäisenä.
Birinden diğerine hareket etmek için öncelikle ayrılış noktasındaki şömine yakılmalıdır.Matkustaakseen toisesta tulisijasta toiseen lähtöpaikan tuli täytyy aluksi sytyttää.
İlk öncelikli olarak adet düzensizliği sorunu çözülür.Ensimmäinen kohta käsittelee irtainta omaisuutta.

İlgili Sayfalar