öncelik ile cümle

öncelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Hon arbetade huvudsakligen inom teatern.
Afganistan'da kadın haklarını savunmaya öncelik verdi.Dess uppgift är att stärka kvinnors rätt i Afghanistan.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Adrenalin är den primära behandlingen av anafylaxi.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.Föreningens syfte ska huvudsakligen vara att främja allmännyttiga ändamål.
Uçuş için öncelikli olan malzemelerdendir.En förläggning med huvudsyfte på transportflyget.
Power Rangerslar onu öncelikle casus sanmışlardır.De första esperantisterna var till övervägande del intellektuella.
Evlenecek kişinin bildiği varsa öncelikle o eve gidilir.Han säger att i så fall måste de i alla fall gifta sig först.
Öncelikle çocuğa destek gerekir.Umgänget är i första hand till för barnet.
Kast sistemindeki sınıflandırma öncelikle evlilik ve iş bölümüyle ilgilidir.Andra typer av marknadsföring fokuserar i första hand på varumärke och räckvidd.
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Det är viktigt att alltid hålla tiden för varje måltid.
Öncelikle piyano ile icra edilir.Trakterade främst piano.
Film çekimleri öncelikli olarak Portland Oregon'da yapıldı.Filmen spelades huvudsakligen in i Billingsfors.
Patates ve pancar üretimi öncelikli tarım ürünüdür.Jordbruket, som domineras av bananproduktion, är den viktigaste försörjningen.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Han fick tidigt ett intresse för naturföreteelser.
Öncelikli faaliyetleri internet pornografisidir.Den första har inslag av pornografi.
Öncelikle gelişmekte olan ülkelere ve Doğu Asya'ya yönelik idi.Företaget handlade företrädesvis med Östasien.
Petroglyph Games, öncelikli olarak RTS oyun geliştirmedeki gücü ve tecrübesiyle tanınır.Petroglyph är främst kända för sin stora kunskap inom Realtidsstrategi-spel utveckling.
Öncelikle bu alan çizgileri pozitif yükten başlar ve negatif yükte biter.Fältlinjer startar på en positiv laddning och terminerar på en negativ.
Ana madde: Türk mutfağı Türk mutfağı, öncelikle Osmanlı'nın mutfağını miras almaktadır.Huvudartikel: Lankesiska köket Det lankesiska köket består först och främst av kokt eller ångat ris.
Geniş Cephe, öncelikle ilerlemeci politik partilerden oluşur.De ledande medlemmarna består huvudsakligen av tidigare medlemmar av Framstegspartiet.
Erginleri, öncelikle tapirde asalaktır.Avgående gods är främst gods i container.
Bu alandaki ilk üç bit iletişim öncelikleri yanımlanması içindir.Notera: En 13-polig föregångare till denna kontakt finns.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.Dessa är statligt oberoende och inriktar sig främst på grundforskning.
Öncelikli hedefim çalışmak.Головне — працювати.
Fakat belirli hayati olaylar diğer anılara oranla daha net ve öncelikli anılar olabilirler.Однак певні події у житті спричиняють більш яскраві та ранні спогади.
Reichsführer unvanı öncelikle Joseph Berchtold tarafından 1926 yılında oluşturuldu.Посада рейхсфюрера була створена в 1926 році Йозефом Берхтольдом.
Çavdar öncelikle doğuda, merkezi ve kuzey Avrupa'da yetişir.Жито вирощується переважно в Центральній, Східній та Північній Європі.
Kamera arkasına geçişi öncelikle televizyon filmleri için olmuştur (1973).Предтечею цієї програми стала передача «За листами телеглядачів» (1973).
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Найчастіше гастроентерит вражає дітей та мешканців країн, що розвиваються.
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Крім того, завжди снідала разом з чоловіками.
Azerbaycan hükûmeti, seçkin turizm için öncelikli olarak Azerbaycan'ın geliştirilmesi gerektiğini belirledi.Проте, було зрозуміло, що для того, щоб бути успішним, громадянам потрібно володіти азербайджанською мовою.
Öncelikli plan, her ne kadar gerçekleşmediyse de, şarkılarla bir turnenin yapılmasıydı.Якою б важкою не була робота, вона завжди завершувалася народною піснею.
Birliğin öncelikli amacı yarışlardaki güvenlik standartlarının artırılmasıydı.Тоді, як і сьогодні, основним завданням організації було підвищення стандартів безпеки під час змагань.
Paketi teslim ederken bu önceliklerin kullanılmasıyla öncelikli paketler diğerlerinden önce gönderilir.Але, як тільки всі пакети прибудуть, з них збирається первинне повідомлення.
Ancak o zaman RPZ kalan noktalar için öncelik tanır.Ця доля не оминула і цехи колишнього РМЗ.
Dominikenler, Kiliseye öncelik prensibine dayanan tarikattır.Далеко не всі мормони розуміли, за яким принципом передаються повноваження у Церкві.
Mahkeme öncelikle m.Перше судове засідання.
Öğrencilere öncelikle bunlar benimsetilir.Перше за все це були студенти.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon byl přísný, ale povzbuzující a její vzdělání pro něj bylo prioritou.
Fakat belirli hayati olaylar diğer anılara oranla daha net ve öncelikli anılar olabilirler.Nicméně, jisté životní události mohou mít za následek jasnější a dřívější vzpomínky.
Albüm öncelikli olarak Bush yönetiminin Terörizmle Savaş'ı idare etmesinin eleştirileri üzerinde yoğunlaştı.Album se primárně zaměřovalo na kritiku Bushových administrativních manipulací při válce proti terorismu.
Bu yayımlar öncelikle pul toplayıcılarına satış amacıyladır.Tiskovina je primárně určena pro členy ŽOP.
Erben öncelikle bir halk şiiri koleksiyoncusu olarak bilinir.Erben je znám především jako sběratel lidové poezie.
Alüminyum florür (AlF3) öncelikle alüminyum üretiminde kullanılan bir inorganik bileşiktir.Fluorid hlinitý (chemický vzorec AlF3) je anorganická sloučenina primárně používaná ve výrobě hliníku.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Gastroenteritida postihuje především děti a osoby žijící v rozvojových zemích.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Hlavní poslání je omezit korupci ve světě.
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Nejprve hrál v divadle.
Video oyunları, öncelikle oyuncunun oyundaki deneyimi için tasarlanır.Zabývejme se nejdříve strategiemi prvního hráče.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Nezkušení musí být zásadně jištěni zkušeným vůdcem nebo instruktorem.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Letoun byl primárně určen pro vybojování vzdušné nadvlády.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Jeho prvním cílem byla Paříž.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Zde získával první válečné zkušenosti.
Öncelikle problemle ilgili ölçüm yapılır ve sayısal veriler toplanır.Cílem je zjistit v čem spočívá problém a shromáždit potřebná data.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Tento vývoj byl dán hlavně společenskou situací.
Dolayısıyla etkili bir koruma birincil öncelikliliktir.Jediným spolehlivým způsobem ochrany je prevence.
Kalite öncelik taşır (Jidoka).Introdukce (předehra).
Erginleri, öncelikle Chaco marasında (Dolichotis salinicola) asalaktır.V zoo je chována vzácněji než mara stepní (Dolichotis patagonum).
Mobil Web öncelikle sayfalarda hafif yazı olarak kullanıldı.Vůz byl k dostání pouze v otevřené verzi.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.Uplatnění této koncentrační zásady lze nalézt především v civilním procesu.
Savaş gemisi, öncelikli olarak deniz savaşlarında kullanılmak üzere yapılan bir gemi türüdür.Jedná se o loď, primárně určenou k boji.

İlgili Sayfalar