öncelik ile cümle
öncelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Positieve projectie uit zich bijvoorbeeld in het aanvaarden van leiderschap of het aanvaarden van een leraar.
Öncelikle Almanya’nın demir dışalımı durdurulacaktır.Het stelt de doorbraak van de ijzeren vuist om Duitsland voor.
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Zij speelt voornamelijk in het theater.
"Gelecek yıl, İzmirli genç modacılarda öncelik".Vroegtijdige aanpak van radicaliserende jongeren.'
ZTE öncelikli olarak kendi adına ürün satmaktadır.Het product verkoopt in eerste instantie goed.
Bölgedeki girişimciler, kuracakları ticarî kuruluş için öncelikle bu ticaret odasına başvurmak zorundadır.De ondernemer moet zich eerst wel bij de Kamer van Koophandel laten inschrijven.
Yine öncelikli hedefi Konstantinopolis'in fethedilmesiydi.Hun eerste reisdoel was Constantinopel.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.Vanaf 1935 betrok hij met zijn gezin een woning in Rhöndorf.
Tarımda, tahıllar önceliklidir.In de kruidlaag zijn varens dominant.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Erginleri ve nimfleri, öncelikle sığırlarda asalaktır.De mensen leggen er voorraadplaatsen van voedsel (voornamelijk granen) aan.
2012'den bu yana Avidan gruptan ayrı olarak solo kariyerine öncelik vermektedir.Sinds 2014 wordt ook een aparte prijs voor circus uitgereikt.
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.Toch is het moeilijk om een van deze de titel van hoofdplaats toe te kennen.
Öncelikle grubun, hainin kim olduğuna karar vermesi gerekmektedir.Sefton besluit uit te zoeken wie de echte verrader is.
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.In 1938 vluchtte hij via Tokio en Shanghai naar Los Angeles, om vervolging door de nazi's te voorkomen.
Rusya Federasyonu'nun emir ve madalyaları eşliğinde giyildiğinde, ikincisi önceliklidir.In het bijzijn van medailles van de Russische Federatie hebben de vorige twee voorrang.
Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır.Zij wenkte hem haar te volgen en zij leidde hem naar het weiland waar zij het eerst was verschenen.
Film çekimleri öncelikli olarak Portland Oregon'da yapıldı.De film werd in Portland, Oregon opgenomen.
Mahallenin ekonomisi öncelikle tarıma dayalıdır.Het omliggende gebied is overwegend landelijk.
Afganistan'da kadın haklarını savunmaya öncelik verdi.Jej priorytetem jest obrona praw kobiet w Afganistanie.
Erginleri, öncelikle pekari (Tayassu tayacu) üzerinde asalaktır.(17) Oto Jego byk pierworodny – cześć Jemu!
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Podanie epinefryny (adrenaliny) jest podstawową metodą leczenia anafilaksji.
Öncelikle dünya yaşayan bir varlıktır.Świat, po pierwsze, jest żywym stworzeniem.
Bütün evreleri öncelikle tatularda (Dasypodidae) asalaktır.Każdy z rozdziałów zaczyna się od słowa 釋 shi – objaśniać.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.W XIX i na początku XX wieku, wschodnia Kuba była głównym ośrodkiem uprawy kawowców.
Flash ASAP (As Soon As Possible - Mümkün Olduğunca Çabuk) En büyük öncelik.ASAP – popularny akronim wyrażenia as soon as possible, czyli „tak szybko, jak to możliwe”.
Hafif Bizans piyadesi ya da psiloi, öncelikli olarak yay kullanır ve sadece deri zırh giyerdi.Lekka piechota bizantyńska, czyli psiloi, używała przede wszystkim łuków i nosiła tylko skórzane zbroje.
Azerbaycan hükûmeti, seçkin turizm için öncelikli olarak Azerbaycan'ın geliştirilmesi gerektiğini belirledi.Rząd Azerbejdżanu wyznaczył rozwój Azerbejdżanu jako elitarnego celu turystycznego jako najwyższy priorytet.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Zapalano wtedy ognie oczyszczające, i zmuszano bydło, aby przeszło między nimi przed wyjściem na pastwisko.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Jej celem było zdobycie Berlina.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Samoloty myśliwskie są głównym środkiem zdobywania przez siły zbrojne przewagi powietrznej.
Figür her zaman öncelikli konusu oldu.Jednak zawsze wierność przekładu była traktowana priorytetowo.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır (Madde 149).Wznowienie postępowania oraz odmowa wznowienia postępowania następują w drodze postanowienia (art. 149).
Bu koşullar, öncelikli şart olarak eylemlerin icra edilmesini gerektirir.Niestety wydarzenia zmuszają ich do negocjowania warunków wyjścia.
Ancak öncelikli hedefimiz düşmanı yenmektir.Zadaniem jest ostateczne pokonanie Wroga.
Takımın öncelikli hedefi 2011-2012 sezonunda ligde kalmayı başarmaktı ve bunu başardı.To, co było największym problemem drużyny w sezonie 2011–2012 to były kontuzje.
Heterokromi öncelikle genetik ya da edinilen olarak sınıflandırılır.Zasada twórcza identyfikowana z pożywieniem lub materią w ogólności.
Bunun yerine, veri paketleri önce sıralanır ve daha sonra öncelik sırasına göre dışarı gönderilir.Dane pakietowe są najpierw kolejkowane, a potem wysyłane w określonej kolejności.
Yağışın oluşabilmesi için öncelikle bulutun olması gerekir.Aby mógł powstać deszcz, najpierw muszą wytworzyć się odpowiednie ilości chmur.
Öncelikle Avrupa'daki koyunları izlediler.Wcześniej również zjadano w Europie wiewiórki.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Szybko zebrał swoje pierwsze doświadczenia wojenne.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Celem działania jest poprawa jakości życia osób starszych.
Basit yön tuşları ile karakteri öncelikle WC'den dışarı çıkarıp arabadaki haritayı almak gerekmektedir.Próbki należy zebrać rano przed kąpielą i skorzystaniem z toalety.
Öncelikli olarak moleküler gaz ile 200 yıl önce oluşmaya başlamıştır.Po raz pierwszy ektomikoryza pojawiała się około 200 mln lat temu.
Öncelikle siyasi düzeni yeniden kurmaya girişti.Zaapelował o bezzwłoczne przywrócenie porządku demokratycznego.
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Występował przede wszystkim w teatrze.
Öncelikle Qc1,c2,t formülü kurarız.Cechy C1, C2, ...
Film çekimleri öncelikli olarak Portland Oregon'da yapıldı.Zdjęcia do obrazu powstawały w Portland w stanie Oregon.
Tarımdan kasıt öncelik olarak çay üretimidir.Region słynny przede wszystkim z produkcji czarnej herbaty.
Alfabe kitabı öncelikle küçük çocuklar için tasarlanmış bir kitaptır.Ciekawe Dlaczego – seria książek przeznaczona głównie dla dzieci.
Ancak öncelikle çözülmeyi bekleyen bir gizem vardır: Siyah Gondolcu'nun kim olduğu.Dla początkujących nadaje się też szlak nad Czarny Staw Gąsienicowy.
Öncelikle hastalığın sebebinin kötü kokulu hava olduğu düşünüldü.Panowało wówczas bowiem powszechne przekonanie, że za chorobę odpowiada „złe powietrze”.
Korunma için öncelikle hayvan hastalığı ortadan kaldırılmalıdır.W przypadku zaobserwowania objawów choroby należy jak najwcześniej rozpocząć ochronę chemiczna.
Erben öncelikle bir halk şiiri koleksiyoncusu olarak bilinir.Pessoa znany jest przede wszystkim jako poeta.
Bu tip etik hükümleri oluşturmak her türlü normdan önceliklidir.Zdaniem Kanta wszelkie normy moralne można wywieść z imperatywu kategorycznego.
Hiçbir şeye öncelik tanıma.Dopóki nie poznamy całości.
Aşağıdaki tablo yaygın olarak kullanılan mantık işleçleri arasındaki öncelik sırasını göstermektedir.Tabela poniżej ukazuje najczęściej wykorzystywany grafik postępowania.
Hadrianus öncelikle Roma'ya gitmedi.Hadrianus åkte först inte till Rom.
Kalıcı bir köprü yapılması fikri önemli bir öncelik olarak daha 1923 tarihinde önerilmişti.Idén med en fast förbindelse över kanalen var en viktig fråga redan 1923.