öncel ile cümle
öncel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha önceleri bu görevi Zorlu Töre de üstlenmiştir.Ook voor deze rol moest hij zich eerst helemaal inleven.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Erginleri ve nimfleri, öncelikle sığırlarda asalaktır.De mensen leggen er voorraadplaatsen van voedsel (voornamelijk granen) aan.
2012'den bu yana Avidan gruptan ayrı olarak solo kariyerine öncelik vermektedir.Sinds 2014 wordt ook een aparte prijs voor circus uitgereikt.
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.Toch is het moeilijk om een van deze de titel van hoofdplaats toe te kennen.
Önceleri deneysel kısa filmler çekti.Hij draaide eerst kortfilms.
Öncelikle grubun, hainin kim olduğuna karar vermesi gerekmektedir.Sefton besluit uit te zoeken wie de echte verrader is.
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.In 1938 vluchtte hij via Tokio en Shanghai naar Los Angeles, om vervolging door de nazi's te voorkomen.
Önceleri siyasi parti kurmayı düşündüm.Hij begon vroeg aan een politieke loopbaan.
Rivayete göre köyde önceleri sadece Aleviler yaşamaktaymış.Zoals de naam al zegt wonen er in de staat hoofdzakelijk Tamils.
Rusya Federasyonu'nun emir ve madalyaları eşliğinde giyildiğinde, ikincisi önceliklidir.In het bijzijn van medailles van de Russische Federatie hebben de vorige twee voorrang.
Önceleri ekili alanları olan bu yöre hayvancılık yapmak için kullanılmıştır.Het rund werd het eerst in dit gebied tot huisdier gemaakt.
Eskiler daha önceleride yerleşimin olduğunu soyler.De commissaris meent dat ze al bovengronds zijn.
Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır.Zij wenkte hem haar te volgen en zij leidde hem naar het weiland waar zij het eerst was verschenen.
Film çekimleri öncelikli olarak Portland Oregon'da yapıldı.De film werd in Portland, Oregon opgenomen.
"Daha önceleri neredeydiniz?" - Dünden bugüne Kıbrıs müzakereleri.Al een jaar later speelde ze haar eerste hoofdrol, in Heut' kommt's drauf an (1933).
Önceleri Katolik kilisesiyken reform sonrası Protestan kilisesi olmuştur.Het is sinds de Reformatie een protestantse kerk.
Önceleri Kızıllar olarak da anılmaktaydı.Daarom dat het eerst ook langlaufen genoemd werd.
Mahallenin ekonomisi öncelikle tarıma dayalıdır.Het omliggende gebied is overwegend landelijk.
Bununla birlikte her elemanın bir öncel elemanı olmak zorunda değil.Niet iedere partij hoeft een beginselprogramma te hebben.
Daha önceleri de birçok tamirat geçiren cami son olarak 1955-63 yılları arasında restore edilmiştir.Veel van deze elementen zijn bij de restauratie van 1955-1965 weer verwijderd.
Afganistan'da kadın haklarını savunmaya öncelik verdi.Jej priorytetem jest obrona praw kobiet w Afganistanie.
Erginleri, öncelikle pekari (Tayassu tayacu) üzerinde asalaktır.(17) Oto Jego byk pierworodny – cześć Jemu!
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Podanie epinefryny (adrenaliny) jest podstawową metodą leczenia anafilaksji.
Öncelikle dünya yaşayan bir varlıktır.Świat, po pierwsze, jest żywym stworzeniem.
Bütün evreleri öncelikle tatularda (Dasypodidae) asalaktır.Każdy z rozdziałów zaczyna się od słowa 釋 shi – objaśniać.
Mübarek Hân, önceleri nâib olarak hüküm sürdü.Miał on w swoim posiadaniu pierwotnie gród Przemyśl.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.W XIX i na początku XX wieku, wschodnia Kuba była głównym ośrodkiem uprawy kawowców.
Flash ASAP (As Soon As Possible - Mümkün Olduğunca Çabuk) En büyük öncelik.ASAP – popularny akronim wyrażenia as soon as possible, czyli „tak szybko, jak to możliwe”.
Anabilgisayarlar önceleri bilimsel araştırma amacıyla kullanılmıştır.Pierwsze satelity zostały użyte w celach naukowych.
Hafif Bizans piyadesi ya da psiloi, öncelikli olarak yay kullanır ve sadece deri zırh giyerdi.Lekka piechota bizantyńska, czyli psiloi, używała przede wszystkim łuków i nosiła tylko skórzane zbroje.
Azerbaycan hükûmeti, seçkin turizm için öncelikli olarak Azerbaycan'ın geliştirilmesi gerektiğini belirledi.Rząd Azerbejdżanu wyznaczył rozwój Azerbejdżanu jako elitarnego celu turystycznego jako najwyższy priorytet.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Zapalano wtedy ognie oczyszczające, i zmuszano bydło, aby przeszło między nimi przed wyjściem na pastwisko.
Finlandiya, önceleri uzun süre İsveç Krallığı'nın bir parçası oldu.Finlandia stanowiła wówczas część Królestwa Szwecji.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Jej celem było zdobycie Berlina.
Önceleri çalışıyordu.Początkowo tam działał.
Önceleri Esaias Van de Velde'nin öğrencisi oldu.Asselijn został uczniem Esaiasa van de Velde.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Samoloty myśliwskie są głównym środkiem zdobywania przez siły zbrojne przewagi powietrznej.
Figür her zaman öncelikli konusu oldu.Jednak zawsze wierność przekładu była traktowana priorytetowo.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır (Madde 149).Wznowienie postępowania oraz odmowa wznowienia postępowania następują w drodze postanowienia (art. 149).
Bu koşullar, öncelikli şart olarak eylemlerin icra edilmesini gerektirir.Niestety wydarzenia zmuszają ich do negocjowania warunków wyjścia.
Örneğin, hatırlatma önceliğini yok, düşük, orta veya yüksek olarak ayarlayabilir.Każdemu zadaniu można przypisać niski, średni lub wysoki priorytet.
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.Jednak opowieści o jego pierwszeństwie nie da się utrzymać.
Önceleri babasının verdiği Memiş, daha sonra da Nutkî mahlasıyla manzûmeler yazmıştır.Po ojcu odziedziczył majątek Kłodnia i Sienica.
Ancak öncelikli hedefimiz düşmanı yenmektir.Zadaniem jest ostateczne pokonanie Wroga.
Şirket ilk önceleri yalnızca Norveçli gruplarla anlaşma yapıyordu.Z początku zajmowała się wydawaniem tylko płyt zespołów z Norwegii.
Takımın öncelikli hedefi 2011-2012 sezonunda ligde kalmayı başarmaktı ve bunu başardı.To, co było największym problemem drużyny w sezonie 2011–2012 to były kontuzje.
Önceleri, ailesi bu kararına karşı çıktı.Jej rodzice początkowo sprzeciwiali się decyzji córki.
Heterokromi öncelikle genetik ya da edinilen olarak sınıflandırılır.Zasada twórcza identyfikowana z pożywieniem lub materią w ogólności.
Fakat öncelinden sadece detaylarda farkları bulunuyordu.W pierwszym regulaminie były one bardzo szczegółowe.
Önceleri deneysel kısa filmler çekti.Początkowo tworzył krótkometrażowe filmy dokumentalne.
Yani eser Sokrates'in Savunması’nın önceli olma özelliğini taşır.Kto zna położenie Osieka, ten rozumie doskonale jego pierwotne przeznaczenie.”
Çikolata önceleri yenilmekten ziyade içilmiştir.Preferowane były natomiast napoje alkoholowe.
Bunun yerine, veri paketleri önce sıralanır ve daha sonra öncelik sırasına göre dışarı gönderilir.Dane pakietowe są najpierw kolejkowane, a potem wysyłane w określonej kolejności.
Yağışın oluşabilmesi için öncelikle bulutun olması gerekir.Aby mógł powstać deszcz, najpierw muszą wytworzyć się odpowiednie ilości chmur.
Önceleri tütün ekimi çok yaygın olarak yapılmaktaydı.Początkowo palenie tytoniu było formą rekreacji.
Önceleri çocuklar için yazmıştı.Pisała głównie dla dzieci.
Öncelikle Avrupa'daki koyunları izlediler.Wcześniej również zjadano w Europie wiewiórki.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Szybko zebrał swoje pierwsze doświadczenia wojenne.