öncel ile cümle
öncel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Önceleri Kenya Dağı'na verilen bu isim daha sonraları ülkenin tamamı için kullanılmıştır.O nome da província mais conhecida dos Países Baixos, a Holanda, foi usada para se referir a todo o país.
Bunun yerine, veri paketleri önce sıralanır ve daha sonra öncelik sırasına göre dışarı gönderilir.Ao invés disso, os pacotes de dados são os primeiros na fila e, em seguida, enviados por ordem de prioridade.
Köyün ekonomisi öncelikle tarıma dayanmaktadır.A economia da cidade baseia-se principalmente no sector terciário.
Erginleri öncelikli olarak sığır ve koyunlarda asalaktır.Na pecuária predomina a criação de caprinos e ovinos.
İlçenin ekonomisi öncelikle turizme dayalıdır sonrasında sırasıyla tarım ve hayvancılık gelir.Outrora, antes da chegada do turismo se desenvolver, a região vivia da agricultura e da pecuária.
Önceleri Microcarbo africanus türünün bir alt türü olarak sınıflandırılmaktaydı.Inicialmente, foi classificada como do gênero Micrococcus.
Bu kilise üyeleri zamanla kilisede yapılan toplu ibadetlerde bir öncelik sahibi olmaya başlamışlardır.Estes anciãos se encontram em um nível local na Sessão de igreja.
Bu görüş önceleri ütopik sosyalizm olarak gelişti.Esta etapa foi denominada de etapa primária do socialismo.
Müze öncelikle Sovyet Uzay Programı'na odaklanır.Dentre outras coisas, gerencia o programa espacial australiano.
Yani, öncelikle bireyin yazgısını ve kurtuluşunu dikkate alır.E que, sobretudo, dá-lhe o controle sobre as vinhas e as prensas.
PCIe öncelikle Intel tarafından desteklenmektedir.Este projeto é patrocinando pela Intel.
Şubat 2019 itibariyle, bu kanalların 28'i öncelikle İngilizce içerik üretmektedir.Em março de 2019, vinte e oito dos cinquenta canais produziram principalmente conteúdo em inglês.
Önceleri oraya gitmek istemez.In eerste instantie wil ze niet.
Önceleri konuya kuşkucu bir şekilde yaklaştı.In eerste instantie werd er twijfelachtig gedacht over Up.
Ancak öncelikli hedefimiz düşmanı yenmektir.Het doel is om de vijand te verslaan.
Bu öncelikle elleri yıkamak ve maske takmak yoluyla başarılabilir.Dit wordt vooral bereikt met handen wassen en het dragen van mondkapjes.
Fraunhofer çiftinin aksine, öncelikle bir negatif lensi pozitif bir lens takip eder.In tegenstelling tot het Fraunhoferdoublet is de eerste lens negatief en de tweede positief.
Niang, öncelikle Fransa'nın genç millî takımlarında mücadele etmiştir.N'Gog is vooral belangrijk voor de Franse jeugdploegen.
Hadrianus öncelikle Roma'ya gitmedi.Hadrianus was op de eerste plaats in Rome actief.
Belgeler, öncelikle Atina şehir-devletine odaklanmış, tutarsız ve parçalarına ayrılmıştır.De documentatie is onsamenhangend en versnipperd en richt zich allereerst op de stadsstaat Athene.
Önceleri çeyizlerde mutlaka bir sini olması gerekirdi.In eerste instantie was bij Den Dungen geen kwartier nodig geacht.
Önceleri bağımız bir belediye iken, 1946'da Helsinki'ye bağlanmıştır.Het eiland werd in 1946 geannexeerd door de gemeente Helsinki.
Meclis'in öncelikli görevi ve yetkisi yasama yetkisidir.De belangrijkste functie van de Senaat is dan ook haar wetgevende functie.
Nobel'in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı.Het originele citaat van deze Nobelprijs heeft geleid tot veel controverse.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Epinefrine (adrenaline) is de belangrijkste behandeling bij anafylaxie.
Bölge sakinleri tapınağın varlığını çok öncelerden beri biliyordu.Men wist al heel lang van het bestaan van deze tempels.
Şu anda müze tüm Dünya öğrencilerinin ziyaretleri için öncelikli bir konumdadır.Tegenwoordig is muziekanalyse een verplicht vak voor alle studenten aan conservatoria.
Finlandiya, önceleri uzun süre İsveç Krallığı'nın bir parçası oldu.In dezelfde periode werd Finland deel van het Koninkrijk Zweden.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.Hij liet deze voortaan zo veel mogelijk over aan zijn eerste minister.
Yağışın oluşabilmesi için öncelikle bulutun olması gerekir.Voor de vorming van onweer moet er allereerst sprake zijn van wolkenvorming.
Bölge önceleri sadece Rieden olarak anılırdı.Oorspronkelijk werd dit gebied als deel van Risdam beschouwd.
Topu kullanmak için öncelikle pencere olan yüzü aşağıda tutulmalıdır.Om de bal te gebruiken, moet het venster aanvankelijk naar beneden gericht zijn.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.De belangrijkste doelstelling was echter de inname van Berlijn.
"Tasarruf öncelikle bir etik anlayışın sonucudur.“Illustreren is in eerste instantie een intellectuele oefening.
Önceleri çocuklar için yazmıştı.Hij schreef vooral voor kinderen.
Önceleri tütün ekimi çok yaygın olarak yapılmaktaydı.Het rook er in het begin ook nog heel erg naar tabak.
Önceleri onu övüyordu, daha sonra ise onu da yermeye başladı.Hij staart hem eerst aan, om vervolgens al schreeuwend hem te achtervolgen.
İhraç edilen şarap öncelikle Almanya'da tüketilmiştir.De hiervan gemaakte eenvoudige wijn werd in Duitsland met andere wijnen versneden.
İlk önceleri bir insandır.De eerste die gaat is de Dwaas.
1959 yılında Douglas DC-7F varyantını öncelikle kargo uçağı amacıyla üretmiştir.In 1957 werd de Douglas DC-7C Seven Seas voor het eerst gebruikt op langeafstandsvluchten.
Balkan ülkelerinin çoğu, daha önceleri Doğu Bloku sisteminde bir ekonomik yapıya sahiptiler.Planning van de economie vond vooral plaats in de centraal geleide economie van het voormalige Oostblok.
Daha önceleri bayanlar turunda mücadele veren İtalyan tenisçi Flavia Pennetta ile birlikteydi.Zij versloeg in de finale de als eerste geplaatste Italiaanse titelverdedigster Flavia Pennetta in drie sets.
Öncelikle normal kuvvetin neden ilk olarak aşağıya doğrulacağını görelim.Vandaar dat het zeker bij lage powersettings zaak is regelmatig de aanwezigheid hiervan te checken.
Başlangıç bölümü öncelikle eğlence dünyasının beğenisine sunuldu.Maar toch bleef de inhoud van het tijdschrift voornamelijk gewijd aan de amusementswereld.
Bu çalışmalar öncelikle ailesel türlere yönelmiştir.De Parentalia waren in eerste instantie familiefeesten.
Öncelikle üç aylık bir okula hazırlık programı kapsamına alınacaklardır.De statuten voorzagen in een drie weken durende voorbereidende school.
Öncelikle mahallenin adının anlamını açıklayarak köy tarihini inceleyelim.De herkomst van de naam van het steegje moet worden gezocht in de vestinggeschiedenis van de stad.
Ama önceleri bölgedeki Müslümanlar bunları tedarik etmekten kaçınmaktaydılar.Moslims wilden ze daarentegen sparen.
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.Ze begonnen ergens een nederzetting.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Positieve projectie uit zich bijvoorbeeld in het aanvaarden van leiderschap of het aanvaarden van een leraar.
Öncelikle Almanya’nın demir dışalımı durdurulacaktır.Het stelt de doorbraak van de ijzeren vuist om Duitsland voor.
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Zij speelt voornamelijk in het theater.
"Gelecek yıl, İzmirli genç modacılarda öncelik".Vroegtijdige aanpak van radicaliserende jongeren.'
ZTE öncelikli olarak kendi adına ürün satmaktadır.Het product verkoopt in eerste instantie goed.
Bölgedeki girişimciler, kuracakları ticarî kuruluş için öncelikle bu ticaret odasına başvurmak zorundadır.De ondernemer moet zich eerst wel bij de Kamer van Koophandel laten inschrijven.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Hij was op de eerste plaats een getalenteerd musicus.
Önceleri serbest olarak çalıştı.Aanvankelijk werkte ze als vrijwilligster.
Yine öncelikli hedefi Konstantinopolis'in fethedilmesiydi.Hun eerste reisdoel was Constantinopel.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.Vanaf 1935 betrok hij met zijn gezin een woning in Rhöndorf.
Tarımda, tahıllar önceliklidir.In de kruidlaag zijn varens dominant.