öncel ile cümle

öncel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Afganistan'da kadın haklarını savunmaya öncelik verdi.وزارة شؤون المرأة هي الوكالة الرائدة في مجال تعزيز حقوق المرأة والنهوض بها في أفغانستان.
Hukuk biliminde biçim, öncelikler ve ilkeler doğrultusunda bazı sistemler ortaya çıkmıştır.وتم النص في هذه الوثيقة ولأول مرة على بعض القواعد والحقوق وامتيازات الجامعات.
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.من الصعوبة بمكان حساب حد روش بدقة للأقمار المائعة بطريقة جبرية.
Öncelikle yerel konuşma dilidir.والأهم من ذلك من لغة التخاطب.
Yaklaşık 8000 yıl ve daha önceleri yaşam olduğu tahmin edilmektedir.وهذا بحوالي 10 آلاف سنة قبل ما كان يُعتقد به سابقا.
Gruplama Parantezler işleçlerin(operatör) alan ve önceliklerini tanımlamak için kullanılır.التجميع : تستخدم الأقواس لتعريف نطاق وأسبقية المشغلين (بين الاستخدامات الأخرى).
Politikanın belirgin şekilde estetize edilmesi ve iradenin ekonomiye önceliğinin vurgulanması.كتاب خطواتك الأولى نحو فهم الاقتصاد .
Zaman neyi gösterir bilemeyiz ama öncelikli hedefim bu.لا تهتم إلى اين سيقودك الطريق، بل ركز على الخطوة الاولى.
Sivas öncelikle bir tarım şehridir.و أستي هي مقاطعة الزراعية بالأساس.
Chibnall ve Strevens, farklı bir yapım ekibine sahip olmanın öncelikli olduğunu belirtti.Chibnall e Strevens afirmaram que era uma prioridade ter uma equipe de produção diversificada.
Önceliklerinden biri Christopher Street Liberation Day ("Christopher Street Özgürlük Günü")'i planlamak idi.Uma de suas primeiras prioridades foi planejar o "Liberation Day" na rua Christopher.
Buradan denklemi türetebilmek için, öncelikle denge hali ifade edilir, pij=-pδij.Para entender como isto foi derivado, notemos primeiro que no equilíbrio, pij=-pδij.
34 ifadesini hesaplamak için, öncelikle, 34 = 81 ifadesini hesaplarız.Para calcular 34 neste grupo, primeiro calculamos 34 = 81, e então dividimos 81 por 17, obtendo o resto 13.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Na época de sua fundação quase todas as escolas de música eram focadas no ensino da música clássica.
Vali, James kardeşlerin yakalanmasını en öncelikli görevi olarak belirlemişti.Crittenden tinha como prioridade a captura dos irmãos James.
İlk önceliği hazineyi beslemekti.Sua primeira prioridade foi reabastecer o tesouro.
Homeros ve Helenistik dönem tarihi gibi eski eserler Latin eserlerine göre önceliğe sahipti.Obras mais antigas, como de Homero e da história helenística foi priorizada sobre as obras Latinas .
Her durumda, Postumus'un cezalandırılması Tiberius'un Augustus'un mirasçısı olarak önceliğini güçlendirdi.Em todo caso, o desterro de Póstumo assegurou a prioridade a Tibério como herdeiro de Augusto.
Avrupa’yı İslamiyete karşı savunmak, bunun için öncelikli olarak Osmanlı İmparatorluğunu durdurmak.Para defender a Europa contra o Islã, especialmente impondo-se ao Império Otomano.
Stäubli müşterilerini, öncelikle ortağı olarak kabul eder.Geralmente, podem servir como sua principal parceira.
Bu elfler önceleri Nandor, daha sonraları ise Silvan Elfleri olarak bilindi.Estes elfos ficaram conhecidos como os Nandor e mais tarde os Elfos Silvan.
Hafif Bizans piyadesi ya da psiloi, öncelikli olarak yay kullanır ve sadece deri zırh giyerdi.A infantaria leve bizantina, ou psilos, utilizou principalmente arcos e vestiu apenas armadura de couro.
Öncelikle tiyatroda çalıştı.Trabalha principalmente em teatro.
Kalite öncelik taşır (Jidoka).Suturas (junção entre as voltas) muito impressas.
Önceleri dar amaçlı olan bu eylemler kısa zamanda bağımsızlık taleplerine dönüştü.O protesto popular contra a decisão rapidamente se transformou em exigências de independência.
Aynı zamanda bu işlemleri durdurabilir ve önceliğini değiştirebilir.Ele também poderia mudar de lado e manter o seu pagamento original.
Önceleri equites sınıfı üyesi olan babası sonradan Senatör derecesine yükselmiştir.O seu pai era inicialmente um membro da classe equestre, mas foi mais tarde elevado ao cargo de senador.
Önceleri çalışıyordu.No início funcionava.
Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır.Em conseqüência disso, cegou-o e em seguida começou a executar os nobres que haviam testemunhado o ato.
İlk önceleri bir insandır.O primeiro elemento representa talvez o nome de uma pessoa.
Bu fikirler önceleri birer hipotez konumundaydılar, fakat günümüzde gözlemlerle desteklenmektedirler.Essas ideias foram inicialmente tomadas como postulados, mas hoje há esforços para testar cada uma delas.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.As finais começariam o mais cedo possível.
(Önceleri fotoğraf parlaklığı ile görsel parlaklık arasındaki fark olarak tanımlanmaktaydı).(Ela afirma que essa gravidez foi planejada, diferente da primeira).
Öncelikle olay yeri güvenliği sağlanmalıdır.Primeiro, temos o fato de que o terrorismo funciona.
Humboldt Tegel’deki on yıllık yaşamı boyunca öncelikli olarak dil araştırmalarıyla meşgul olmuştur.Durante os quinze anos em que Humboldt ficou em Tegel, ocupou-se em estudar Linguística.
Koalisyon güçlerinin öncelikli hedefi Irak'ın hava gücü ve hava savunma sisteminin yok edilmesiydi.A primeira prioridade era destruir a força aérea iraquiana e suas instalações de defesa antiaérea.
Önceleri başarısız olduktan sonra, sonraki altı yıl boyunca eğitim alacağı Benjamin West'in himayesine girdi.Tornou-se em protegido de Benjamin West, com quem estudou durante os seis anos seguintes.
Önceleri çocuklar için yazmıştı.O programa foi concebido primeiramente para as crianças.
Köyde, daha önceleri ilköğretim okulu vardı.Foi o que eu aprendi na escola primária, de qualquer forma.
YouTube, önceleri PayPal'da çalışanı olan Steve Chen, Chad Hurley ve Jawed Karim tarafından kurulmuştur.O YouTube foi fundado por Chad Hurley, Steve Chen e Jawed Karim, que eram funcionários da PayPal.
Grandin öncelikle görsel bir düşünür olduğunu iddia ediyor ve kelimelerin onun ikinci dili olduğunu söylüyor.Fanon assumiu uma postura construtivista, acreditando que a língua é o que forma o nosso mundo.
Bu müziği daha önceler hiç duymamıştı.É um som que ela nunca ouviu antes.
Öncellerinin aksine olaylar farklı günlerde gerçekleşir.Ao contrário dos seus antecessores, a campanha estende-se por dias diferentes.
Öncelikle belirtilmelidir ki, anayasa, farklı anlamlara sahip bir terimdir.Polissemia: É a propriedade que uma mesma palavra tem de apresentar vários significados.
Rusya Federasyonu Emirleri veya madalyaları eşliğinde giyilirse, bu madalya önceliklidir.Se usada junto com Ordens e medalhas da Federação Russa, estas últimas tinham preferência.
Demek ki ilk önceleri proje kelimesinin anlamı "herhangi bir şey yapılmadan önce gelen şey" demekti.Portanto, a palavra "projeto", na verdade, significava originalmente "antes de uma ação".
M20 öncelikle komuta ve keşif aracı olarak kullanıldı.O M20 foi uma variante produzida como blindado de escolta, comando e reconhecimento.
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.Em 1938, fugindo da perseguição nazista, emigrou via Tóquio e Xangai para Los Angeles, nos Estados Unidos.
Farklı yerlerde konumlandırılmış bu üniversitelerin yurtlarında kalma önceliği Erasmus öğrencilerine aittir.Estudantes residentes em países em desenvolvimento são tidos como prioritários.
Şu anda müze tüm Dünya öğrencilerinin ziyaretleri için öncelikli bir konumdadır.Isso torna o museu um local de apoio para pesquisas de todo o planeta.
Ayrıca öncelik verilmemesi Attik döneminin eserleri gibi daha eski eserlere de öncelik verilmedi.Também não priorizadas foram trabalhos mais antigos que já não eram falados como as obras do Período Ático.
Bu bilgisayar kategorisi öncelikle 1980'lerde ve 1990'ların ortalarında varoldu.Isso foi feito com os primeiros computadores dos motores em 1980 e 1990.
Aripiprazol öncelikle şizofreni veya bipolar bozukluk tedavisinde kullanılır.Aripiprazol é utilizado principalmente para o tratamento da esquizofrenia ou distúrbio bipolar .
Bu çalışmalar öncelikle ailesel türlere yönelmiştir.Esse tipo de lesão ocorre principalmente nos membros.
Mahalleye ilk yerleşenler mahallenin adını önceleri Göce Viran olarak koymuşlar.É claro que os primeiros habitantes da região acabaram por adotar o nome .
Erginleri, öncelikle tatularda asalaktır.Esses recém-chegados eram principalmente tecelões.
Önceleri çok daha yaygın olan bu faaliyet günümüzde gitgide azalmaktadır.Está claro que alguma vez tiveram uma distribuição muito mais ampla, mas actualmente estão em declínio.
En büyük önceliği denizaşırı topraklarıdır.A zona mais vergonhosa é Forvägen.
Daha önceleri ise Commentary, PJ Media, Human Events ve The Weekly Standard'ta çalıştı.Seu trabalho já apareceu na National Review Online, The Weekly Standard, e na Human Events.
Öncelikle etrafında güvenilir adamlar olmalıdır.As pessoas devem ser confiantes.

İlgili Sayfalar