önceden ile cümle
önceden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir ay önceden her hane asker adayını yemeğe davet eder.På den måde er der hver aften mad til hele einherjehæren.
Daha önceden bu gün Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyordu.Dagen blev Cyperns uafhængighedsdag.
Bu çalışma, daha önceden hazırlanmış bir kompozisyonun üzerinde yapılmış bir çalışma da olabilir.Man kunne også lære det hos en i forvejen etableret opmasker.
Zhumadian daha önceden Yicheng adıyla bilinmekteydi.Navnet zhuang blev tidligere skrevet 獞.
Impact, önceden NWA'in üyesiydi ve bu yüzden adı NWA-TNA'di.I samme proces blev TNA medlem af NWA under navnet NWA-TNA.
Ancak ne yazık ki, alan adı daha önceden satın alınmıştır.Navnet har dog formentlig været benyttet af araberne før det.
Bölge daha önceden Michinoku adı ile bilinmekteydi.Han var tidligere kendt under navnet Michael Eller.
Kendi ağzından yazılmış ve önceden hazırlanmış bir istifa mektubu kendisine verilerek imzalaması istendi.Dass var blevet lovet, at teksten til hans tale skulle ligge klar til ham ved ankomst.
Teröristlerin amacı önceden belirlenmiş hedeflere bomba koymaktır.Ifølge anklagemyndigheden havde de sigtede udpeget mål for de planlagte bomber.
Cadde önceden Savunma Caddesi olarak bilindi.Inden da hed gaden Agersøgade.
Aranızdan bazılarının biletlerini önceden aldıklarını biliyorum.På flere af dem finder man ejermændenes initialer.
Önceden Pro League'de mücadele etmiştir.Han har tidligere kørt for Force India.
Bu olay önceden tahmin edilmişti.Det har der været gættet på.
Önceden karakalem çizim çalışmalarına yoğunlaşmıştı.Han havde tidligt vist anlæg for at tegne.
Önceden sürgüne gönderilmiş olan Hıristiyan piskoposlar geri çağrıldı.Portræt: Terrorprædikende boghandler er igen anholdt.
Jimmy Vulmer, (önceden Jimmy Swanson) South Park'ta Timmy'den sonra tek 2. engelli çocuk.Jimmy Valmer (tidligere Jimmy Swanson og nogen gange stavet Vulmer) er en fysisk handicappet dreng i klassen.
Haber kanalı yayıncılığı, canlı ve önceden kaydedilmiş programlamanın bir kombinasyonudur.Albummet er en blanding af nyt og tidligere udgivet materiale.
Saldırıdan saatler önce, saldırgan Youtube'da bir video yayınlayarak saldırıyı önceden belirtmişti.Før massakren havde han lagt en video af sig selv op på YouTube.
Oyuncuya verilen görevler tamamlanınca, daha önceden ulaşılamayan yerlere gidilebilmektedir.At vende tilbage til gamle niveauer i spillet, kræves for at fuldføre opgaver, der ikke kunne gøres tidligere.
Önceden telefonla aradım.Jeg ringede i forvejen.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Dette var første (og eneste) gang festningen har åpnet ild mot en fiende.
Cadde önceden Savunma Caddesi olarak bilindi.Veien var tidligere kjent som Defence Road.
Impact, önceden NWA'in üyesiydi ve bu yüzden adı NWA-TNA'di.TNA var opprinnelig et medlem av National Wrestling Alliance og var da kjent som NWA-TNA.
Eyalet düzeni bu devirde belki daha önceden başlamıştır.Statsdannelser begynte i løpet av denne epoken og kanskje også tidligere.
Germiyan kuvvetleri daha önceden burayı tahliye ederek çekilmişlerdi.Heldigvis hadde byen blitt evakuert før dette.
Öğrencilerin daha önceden İspanyolca bilmeleri zorunlu değildir.Elevene har i tillegg mulighet til å studere spansk.
Önceden İthillien'de adamlarıyla gözcülük yapmaktaydı.Hans tidligere besittelser ble fordelt blant seierherrene.
Bana kalsaydı en az bir yıl önceden yapardım.Klubben hadde forsøkt å få han også et år tidligere.
Halk Mahkemesindeki davalar, birkaç istisna dışında, kararlar duruşmalardan önceden alınıyordu.Domstol i første instans vil, med veldig få unntak, si tingrett.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Heretter var det en dyp splittelse mellom de tidligere partikameratene.
İddialara göre, İsrailli ajanlar saldırılarla ilgili daha önceden bilgiye sahipti.Kommisjonen anerkjenner at Israel iverksatte betydelige tiltak for å varsle før angrep.
Ve, “öldükleri hakkında önceden düzenlenen tutanak işleme konuldu.Men faren (Hans) døde før han rakk å starte.
Önceden iyi bir savaşçı olduğu bilinmektedir.Man må si at han har vært en velbeslått herre.
Bunlar önceden şehir merkezlerinin alt bölümleriydi.Dette var tidligere byens sentrum.
Bu hipotez daha önceden Richard Burton tarafından ortaya atılmıştır.Arrangementet var på forhånd skrevet av Richard Hewson.
Bu olay önceden tahmin edilmişti.Utfallet av saken var bestemt på forhånd.
Oyuncular önceden topaçların çarpışması durumunda ne olacağını kararlaştırmalıdırlar.«Taktikeren må vite hva som skal gjøres når sjansen byr seg.
Gerçekten de adada daha önceden bulunmuştur.Et gardsbruk lå tidligere på øya.
Cihazda önceden yüklenmiş bazı yazılımlar bulunmaktadır.Det finnes få klassiske stykker skrevet for instrumentet.
Kurum önceden Federal Karşı İstihbarat Teşkilatı olarak bilinirdi.Enheten var tidligere kjent som Air Intelligence Agency.
Mısır'da Rambam Yahudiliğini açıkça uyguladı fakat önceden din değiştirmiş olduğu için sahtecilikle suçlandı.Derfor er det stor sannsynlighet for at Jahve (יהוה) har stått her tidligere, men byttet ut.
Açık bir çubukla kullanılırdı, ancak bu durum üretici tarafından önceden bildirilmeksizin durduruldu.Opprinnelig var det tett skog der, men denne ble etterhvert ryddet av jordbrukere.
Ama o önceden Dünya Bankası'nın başkan yardımcısı ve başekonomisti olarak anlaşmıştı.Evensen har tidligere vært banksjef og administrerende direktør.
Bu Robert Serber'in daha önceden yaptığı çalışmalara dayandırılarak yapıldı.Det meste av arbeidet gjort av Robert Abel frem til da ble forkastet.
Cadde önceden Savunma Caddesi olarak bilindi.Jalan ini sebelumnya dikenal sebagai Defence Road.
27 Aralık'ta, Kabil Radyosu'ndan, Karmal'ın önceden kaydedilmiş bir konuşması yayınlandı.Pada 27 Desember Radio Kabul menyiarkan pidato Karmal yang telah direkam sebelumnya.
Önceden rezervasyona gerek yok.Tidak perlu puasa sebelumnya.
Houston ayrıca önceden çalıştığı yapımcısı David Foster ile çalışmıştır.Ia juga pernah bekerjasama dengan produser David Foster.
Kapıdağ yarımadası önceden bir ada iken daha sonra bir çeşit coğrafi şekil değişikliğiyle yarımada olmuştur.Sifat puasa: Seorang muslim berniat puasa sebelum waktu shubuh (fajar) terang.
Bu görüşe göre, önceden varolan bir dünya üzerinde yaratılış olmuştur.Kakbah adalah Bait Suci atau tempat beribadah kepada Allah yang pertama kali didirikan di muka bumi.
SpaceX’i daha önceden sahip olduğu $100 milyon’luk bir servetle kurdu.Ia mendirikan SpaceX dengan dana $100 juta dari kekayaannya sendiri.
Anı daha önceden yaşamışlık hâlidir.Ingatan pada saat ia masih hidup dahulu.
Daha önceden de takip ediyorduk.Dupa digunakan sebelumnya.
İşletim sistemine önceden kurulmuş Office Hub, Word, PowerPoint ve Excel içerir.Hub Office, yang telah diinstal pada perangkat bawaan, terdiri dari Word, PowerPoint dan Excel.
(Bilim insanları sarıhummaya bir virüsün yol açtığını önceden kanıtlamışlardı.)(Sebelumnya para ilmuwan telah membuktikan bahwa viruslah yang menyebabkan sakit kuning.)
Daha önceden bu gün Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyordu.Hari ini hampir sama dengan hari kemerdekaan.
Yaklaşık 5 milyon yıl önceden başlayarak yerlerini günümüzün filleri almıştır.Sejak sekitar 5 juta tahun yang lalu, mereka secara bertahap digantikan oleh gajah modern.
Kandil, 2011 yılından 2012 yılına kadar önceden Su Kaynakları ve Sulama Bakanı idi.Qandil sebelumnya menjabat sebagai menteri sumber daya air dan irigasi pada 2011 sampai 2012.
Önceden de Dara bu marka için modellik yapıyordu.Sebelumnya Franda juga sempat mencicipi dunia model.
Déjà vu, "önceden görülmüş" anlamına gelen Fransızca bir ifadedir.Déjà vu adalah sebuah frasa Prancis dan artinya secara harafiah adalah "pernah lihat".