Ana içeriğe geç
Sözlük

öncül ile cümle

öncül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Lignan kaynakları: 2007'de yapılan bir çalışma beslenmede memeli lignan öncüllerinin karmaşıklığını gösterir.Bronnen van lignanen: Een onderzoek uit 2007 laat de complexiteit van lignaanprecursors in de voeding zien.
1851 yılında ilk uluslararası satranç turnuvasının düzenlenmesine öncülük etti.In 1851 organiseerde hij het eerste internationale schaaktoernooi.
O ve kocası Frank Bunker Gilbreth endüstri mühendisliği alanının öncülerindendir.Zij en haar echtgenoot, Frank Bunker Gilbreth, waren pioniers in de technische bedrijfskunde.
Stüdyoya, yönetici yapımcı olan Todd Howard öncülük yapmaktadır.De studio staat momenteel onder leiding van producent Todd Howard.
Sana öncülük etsinler diye Musa'yı, Harun'u, Miryam'ı ben gönderdim."De belangrijkste zijrivieren zijn de Moesa, Maggia en Toce.
Sinema öncülerinden Georges Méliès'le 1926'da başlayan evliliği Méliès'in 1938'de ölümüne kadar sürdü.Ze was getrouwd met de filmpioneer Georges Méliès vanaf 1926 tot zijn dood in 1938.
Amcası Robert Bosch bujinin gelişmesine öncülük etmiştir.Hij was een neef van Robert Bosch die pionierde in de ontwikkeling van de bougie.
Restorasyon çalışmaları Britanyalı mimar David Chipperfield’in öncülüğünde 2003 tarihinde başladı.Voor de renovantie, die in 2014 begint, tekende de Engelse architect David Chipperfield.
Afrika Birliği (AB] öncülü Afrika Birliği Örgütü (ABÖ) temelleri atıldı.Uit deze conferentie ontstond de Association Internationale Africaine (AIA).
Dile olan bu yaklaşıma Noam Chomsky öncülük etmiştir.Baanbrekend werk op dit terrein is verricht door Noam Chomsky.
Viyana Kongresi’nin (1815) toplanmasına öncülük etti.Italië werd bij het Congres van Wenen opnieuw ingedeeld (1815).
Grab, OS X'ın öncülerinden NextStep ve OpenStep'te de mevcuttur.Terminal is oorspronkelijk ontwikkeld voor voorlopers van OS X als NeXTSTEP en OPENSTEP.
Papa II. Pius'un öncülüğünde yeni bir haçlı seferinin hazırlıklarına başlanmıştır.Begin 1460 riep paus Pius II op tot een nieuwe kruistocht.
1994'te bir grup arkadaşıyla birlikte, Kürt Demokratik Platformu'nun kuruluşuna öncülük etti.In 2010 startte hij met een paar vrienden de groep Bastille.
Aynı zamanda, bölgede onun öncülüğünde 100'den fazla okul inşa edilmiştir.Er zijn meer dan honderd Marokkaanse basisscholen, verspreid over de stad.
Evcil tavuğun ilk öncülüdür.Deze hoen is de voorouder van de kip.
Köylülerin güvenini kazanarak buraların temizlenmesine, okullar ve hastaneler kurulmasına öncülük etti.Hij begon de dorpen te reorganiseren en scholen en ziekenhuizen te bouwen.
Parti, daha çok gençlerin öncülüğünde şekillenen bir idare yapısına sahiptir.De groep zou een wat "stoerder" imago moeten hebben dan eerdere jongensgroepen.
Michelin kardeşler ayrıca kilometre taşlarının konulmasında da öncülük etmiştir.Zilver was er ook in het wielrennen, dankzij Michel Vaarten op de tijdrit over 1 kilometer.
Yemen’de siyasi krizi çözmeye amaçlayan BM öncülüğündeki görüşmelere başlanmıştır.In de Egyptische hoofdstad Caïro zijn onderhandelingen gestart over een einde aan de burgeroorlog in Jemen.
Yılda 220 dolayında performans sahnelenmesine öncülük eder.120 optredens per jaar nog steeds actief in de muziek.
Doğal olarak, bu operatörler C* cebiri veya diğer operator cebirlerinin tanımına öncülük etmektedir.Deze namen komen zowel voor bij B-Spec coureurs of andere coureurs op de baan.
Engels buraya bir delege olarak katıldı ve eylem stratejisinin geliştirilmesine öncülük etti.Engels trad hierbij op als vertegenwoordiger en had veel invloed op de ontwikkelde strategie van de bond.
Üç filmin her biri aynı öncül üzerine kuruludur.Wszystkie trzy filmy są oparte na tym samym założeniu.
Öncültür özgün "keiretsu"lar, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik mucize sırasında Japonya'da ortaya çıktı.Pierwsze keiretsu pojawiły się w Japonii w okresie "cudu gospodarczego" po II wojnie światowej.
Rokkan aynı zamanda sosyal bilimler için bilgisayar teknolojisinin kullanımının öncülerindendir.Rokkan jest znany także jako pionier wykorzystania komputerów w naukach społecznych.
1851 yılında ilk uluslararası satranç turnuvasının düzenlenmesine öncülük etti.W 1855 roku zorganizował pierwszy turniej kompozycji szachowej.
1980 çıkışlı Tank Battalion'ın ardılı, 1991 çıkışlı Tank Force'un öncülüdür.Jest to kolejna część gry Tank Battalion z 1980 roku.
Robert Hart, doğal ormanın farklı seviyelere bölünebileceği gözlemine dayanan bir sistemin öncülüğünü yaptı.System Roberta Harta bazował na podziale naturalnego lasu na poszczególne warstwy.
Wiener Gruppe (Viyana Grubu)'un destekçisi ve öncülerinden biri oldu.Jeden z członków Grupy Wiedeńskiej (Wiener Gruppe).
Yarışmanın ilki 1927 yılında Polonyalı piyanist Jerzy Żurawlew öncülüğünde düzenledi.Zainicjowany został w 1927 przez polskiego pianistę, profesora Jerzego Żurawlewa.
Çeşitli sosyal sorumluluk projelerine öncülük etti.Angażowała się w różne inicjatywy społeczne.
Restorasyon çalışmaları Britanyalı mimar David Chipperfield’in öncülüğünde 2003 tarihinde başladı.Odbudowę dopiero po zjednoczeniu Niemiec w 1990 powierzono brytyjskiemu architektowi Davidowi Chipperfieldowi.
Öncülleri gibi, adını Çin kültüründe Ay tanrıçası olan Chang'e'den almıştır.Nazwa projektu podchodzi od imienia chińskiej bogini Księżyca, Chang’e.
Anayasanın öncülü 1918 Sovyet Rusya Anayasası'dır.Podwaliny pod pierwszą konstytucję ZSRR położyła Konstytucja Rosji z 1918 roku.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.W tej sytuacji por. „Starża” był zmuszony wycofać swoją kompanię na pozycje wyjściowe.
Yine Yaşar Üniversitesi'nin kurulmasına öncülük etmiştir.Ponownie powrócono do koncepcji utworzenia Uniwersytetu Obrony Narodowej.
Türün öncüleri Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema adlı İngiliz gruplardır.Prekursorami death doomu były grupy: My Dying Bride, Paradise Lost oraz Anathema.
Mekteb-i Tıbbîyye’de ders programlarını protesto için gerçekleştirilen öğrenci direnişine öncülük etti.Marek w jej domu opowiada o pacyfikacji protestu studentów.
Angry Birds Star Wars'un öncülü.Bastion Polskich Fanów Star Wars. .
Bu tip koşullarda, öncülleri gerçekten doğru olan şeylerin gerçekten var oldukları belirtilir.Aby żyć naprawdę, trzeba najpierw zobaczyć rzeczy takimi, jakimi są.
Karl Popper konjektür teriminin bilim felsefesinde yaygın kullanımına öncülük etmiştir.Karl Popper określił to pytanie mianem centralnego problemu filozofii nauki.
Ekip çalışması, sorumluluk bilinci, yaratıcılık ve öncülük ve inisiyatifli gönüllülük olmazsa olmazdır."Naszym zadaniem jest artystyczne poszukiwanie, twórczość bez barier i bez uprzedzeń.
Tutuklanmayanlar, Sosyalist Devrimci Parti'nin kurulmasında öncülük etti.Działacze wydaleni z partii założyli Socjalistyczną Partią Jedności.
Öncül 2: Yağmur yağıyor.Źródło: deszczu.
Türk modernisminin öncülerindendir.Jeden z ostatnich kierunków modernizmu.
Avrupa'da soyut sanatın öncülüğünü yapmıştır.W ten sposób rozpoczynał się trend sztucznych paznokci w Europie.
Öncül 2: Yağmur yağıyor.Till race 2 hade det slutat regna.
Bu, enerjinin korunumu teorisine öncülük etti ve ısının işi neden yapabileceğini açıkladı.Detta ledde till teorin om energins bevarande och förklarade varför värme kan uträtta arbete.
Hu Shih ile Lu Sin, modern Çin edebiyatının öncüleri idi.Hu Shih och Lu Xun kom att bli den moderna litteraturens pionjärer.
Öncül devirde büyük askeri başarılar ve büyük ekonomik bozukluklar görüldü.Perioden före hade dominerats av stora militära konflikter och ekonomiska framgångar.
Altı üyelik grup, bugün 28 üyesi olan Avrupa Birliği'nin öncülüydü.EU växte fram ur tidigare europeiska samarbeten och i dag är 28 av de europeiska staterna medlemmar i EU.
Türün öncüleri Thergothon, Skepticism ve Funeral’dır.Stilen introducerades av band som Thergothon, Skepticism och nämnda Funeral.
Olaylara öncülük edenler, ülke çapında 60,000 kişinin protesto eylemlerie katıldığını söylemişlerdir.I en petition till statsministern anhöll 60 000 personer om att detta skulle beviljas.
Yıldız kalelerin öncülü kalelerdir.Vilken är orsaken till stjärnornas masspektrum?
Dile olan bu yaklaşıma Noam Chomsky öncülük etmiştir.Den teorin har dock utmanats, bland annat av Noam Chomsky.
Aerogram kullanılarak yapılan askeri yazışmalar daha sonraları sivil kullanıma öncülük etmiştir.Från att enbart användas av militären spreds sedan användningen till civilt bruk.
Bu nedenle halkın öncülüğünü yapan kimselerin daha fazla yükselmelerine mani olunmak istemiştir.Man lovade att de fattigaste ländernas behov skulle lyftas fram.
Kuzey Irlanda'da gerçekleşen Yurttaşlık Hakları Hareketi'nin öncülerindendir.Hon representerade medborgarrättsrörelsen i Nordirland.
80’lerin başında PERI ürünlerinde alüminyum kullanarak inşaat sektörüne öncülük etti.I början av 80-talet var PERI i täten gällande användning av aluminium inom formbyggnadsindustrin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod