John ve Mary'nin araması oldukça güvenilir, ama hırsızlık için öncül olasılık düşük bir değerdir.泥棒の事前確率は低いのです 4つの項の積を足し合わせた時 この2つの条件が重なり
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti(웃음) 1827년에 조지 포콕이라는 사람은 영국 시골길을 마차로 달리는 경주에서
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti1827年に、ジョージ・ポコックという男が イギリスの田舎で、凧に二輪馬車を引かせて 馬の引く四輪馬車と競争しました
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti(Lachen) Im Jahre 1827 verwendete ein Mann namens George Pocock
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti(сміх) У 1827 році такий собі Джордж Покок вперше запряг ними карету у перегонах кінних екіпажів в Англії.
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti[צחוק] בשנת 1827, אדם בשם ג'ורג' פוקוק היה חלוץ השימוש בעפיפונים למשיכת כרכרות
(Kahkaha) 1827'de, George Pocock adında bir adam fayton çekmek için uçurtma kullanılmasına öncülük etti(ضحك) في 1827 ، زميل يدعى جورج بوكوك قام بدور رائد في استخدام الطائرات الورقية لسحب العربات
Karayolu taşımacılığı ozon öncülü emisyonlarının (toplam emisyonun % 39'u) en önemli kaynağıdır.Dominantním zdrojem prekurzorů ozonu je silniční doprava (39 % celkových emisí).
Karayolu taşımacılığı ozon öncülü emisyonlarının (toplam emisyonun % 39'u) en önemli kaynağıdır.Os transportes rodoviários são a principal fonte de precursores do ozono (39 % das emissões totais).
Karayolu taşımacılığı ozon öncülü emisyonlarının (toplam emisyonun % 39'u) en önemli kaynağıdır.Vejtransport er den vigtigste kilde til ozondannende stoffer (39 % af de samlede udslip).
Karayolu taşımacılığı ozon öncülü emisyonlarının (toplam emisyonun % 39'u) en önemli kaynağıdır.Οι οδικές μεταφορές αποτελούν την κύρια πηγή προδρόμων του όζοντος (39 % των συνολικών εκπομπών).
Karayolu taşımacılığı ozon öncülü emisyonlarının (toplam emisyonun % 39'u) en önemli kaynağıdır.Пътният транспорт е главен източник на озонови прекурсори (39 % от общите емисии).
Ki bu yasalar belki de Eski Ahit'in on emrinin öncülleriydi.Die misschien vóór de juridische codes, de geboden van het Oude Testament.
Ki bu yasalar belki de Eski Ahit'in on emrinin öncülleriydi.Tento zákoník je možná starší než přikázání Starého zákona.
Ki bu yasalar belki de Eski Ahit'in on emrinin öncülleriydi.Який, можливо, є попередником правових кодексів, заповідей Старого Завіту
Kimseye ilham vermiyorlar. Çünkü liderler vardır ve öncülük yapanlar vardır.Nikogar ne navdihnejo, saj so voditelji in so tisti, ki vodijo.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.(105:9) Грозно рек морю Чермному, и оно иссохло; и провел их по безднам, как по суше;
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.A mustrat marea Roşie, şi ea s'a uscat; şi i -a trecut prin adîncuri ca printr'un pustiu.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Bo zgromił morze Czerwone, i wyschło, a przewiódł ich przez przepaści, jako przez puszczę.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Han näpste Röda havet, så att det blev torrt, och förde dem genom djupen såsom genom en öken.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Hän nuhteli Kaislamerta, ja se kuivui. Hän kuljetti heitä syvyyksissä niinkuin erämaassa.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.han trued det røde Hav, og det tørrede ud, han førte dem gennem Dybet som gennem en Ørk;
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Il menaça la mer Rouge, et elle se dessécha; Et il les fit marcher à travers les abîmes comme dans un désert.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.이에 홍해를 꾸짖으시니 곧 마르매 저희를 인도하여 바다 지나기를 광야를 지남 같게 하사
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Minacciò il mar Rosso e fu disseccato, li condusse tra i flutti come per un deserto
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Nebo přimluvil moři Rudému, a vyschlo; i provedl je skrze hlubiny, jako po poušti.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Ngài quở Biển đỏ , nó bèn khô ; Ngài dần Y-sơ-ra-ên đi ngang qua vực sâu như ngang đồng vắng .
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Ngài quở Biển đỏ, nó bèn khô; Ngài dần Y-sơ-ra-ên đi ngang qua vực sâu như ngang đồng vắng.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.og han truet det Røde Hav, og det blev tørt, og han lot dem gå gjennem dypene som i en ørken,
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Okríkol Červené more, a vyschlo, a previedol ich morskými hlbinami jako púšťou.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Pois repreendeu o Mar Vermelho e este se secou; e os fez caminhar pelos abismos como pelo deserto.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Rákiálta a veres tengerre és kiszáradt, s úgy vivé õket a mélységeken, mint egy síkon.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Reprendió al mar Rojo y lo secó; los hizo ir por los abismos, como por un desierto
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Und er schalt das Schilfmeer: da ward's trocken, und führte sie durch die Tiefen wie in einer Wüste
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Zapretil je Rdečemu morju, in posušilo se je, in peljal jih je skozi valove kakor po planjavi.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Και επετιμησε την Ερυθραν θαλασσαν, και εξηρανθη και διεβιβασεν αυτους δια των αβυσσων ως δι' ερημου
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Смъмра Червеното море, и то изсъхна; И така ги преведе през дълбочините като през пасбище,
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.ויגער בים סוף ויחרב ויוליכם בתהמות כמדבר׃
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.وانتهر بحر سوف فيبس وسيرهم في اللجج كالبرية.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.並 且 斥 責 紅 海 、 海 便 乾 了 . 他 帶 領 他 們 經 過 深 處 、 如 同 經 過 曠 野
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.並且 斥責紅 海 、 海便乾 了 . 他 帶領 他 們經過 深處 、 如同 經過 曠野
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Au iniţiat o nouă abordare în sate.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Ellos han promovido un enfoque diferente en las aldeas.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Hanno intrapreso un diverso approccio ai villaggi.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Họ đi tiên phong một cách khác để tiếp cận ngôi làng.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Ils ont initié une approche différente des villages.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.그들은 마을들에 대해서 다른 접근 방법을 모색하고 있습니다.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Sie haben einen anderen Ansatz für Dörfer den Weg bereitet.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Zapoczątkowali inny sposób dotarcia do wiosek.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Ze zijn gestart met een andere aanpak voor dorpen.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Они предложили совершенно новый подход в деревнях.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.Те са пионерите на различен подход към селата.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.הם בחרו בגישה שונה לכפרים.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.لقد كانوا رائدين لسلك نهج مختلف مع القرى.
Köyler için farklı bir yaklaşıma öncülük etti.先駆的な方法で行っています
Kuzeydoğunun yukarılarında, enerji verimliliği çözümlerinde ulusa öncülük edeceğiz.A specjalizacją stanów pólnocno-wschodnich byłaby wydajność energetyczna.
Kuzeydoğunun yukarılarında, enerji verimliliği çözümlerinde ulusa öncülük edeceğiz.En el noreste superior, vamos a liderar la nación en cuanto a soluciones de eficiencia energética.
Kuzeydoğunun yukarılarında, enerji verimliliği çözümlerinde ulusa öncülük edeceğiz.Gli stati a Nord, sarebbero leader nelle soluzioni di efficienza energetica.
Kuzeydoğunun yukarılarında, enerji verimliliği çözümlerinde ulusa öncülük edeceğiz.Im oberen Nordosten führen wir das Land in Energieeffizienzlösungen an.
Kuzeydoğunun yukarılarında, enerji verimliliği çözümlerinde ulusa öncülük edeceğiz.Les États du nord-est pourraient devenir leaders dans les solutions d'efficacité énergétique.