John Lilburne öncülüğündeki Levellerlar güçlerini ordu ve Londra halkından almaktaydı.John Lilburne'i juhitud levelleride toetus pärines peamiselt Londonist ja armeest.
Avrupa’nın her yönden gelişmesine ve güçlenmesine öncülük etmiştir.Kõikide Euroopa regioonide rolli täielik tunnustamine ja tugevdamine.
3G ağları 2G öncüllerinden daha yüksek düzeyde güvenlik sağlamaktadır.3G on ka turvalisem ühendus kui 2G.
1938'de Heinrich Vollmer tarafından öncülü MP 38 ilham alınarak tasarlandı.MP 38 töötas motoriseeritud üksuste jaoks välja Heinrich Vollmer 1938. aastal.
Hello Saferide, Annika Norlin öncülüğünde kurulmuş olan İsveçli twee pop grubu.Hello Saferide on Annika Norlini poolt juhitud Rootsi popansambel.
Robert Venturi Postmodern olarak bilinen anti-modernist başkaldırının öncülerindendi.Robert Venturit peetakse postmodernistliku arhitektuuriliikumise algatajaks.
Gomidas, etnomüzikolojinin öncülerinden biri olarak tanınmaktadır.Unamunot on peetud üheks eksistentsialismi koolkonna eelkäijaks.
Ben ekoloji ve çocuklara yardım için öncülük ediyorum.Miljööteraapia laste ja noortega.
Dile olan bu yaklaşıma Noam Chomsky öncülük etmiştir.Seda teemat on teaduslikust lähtepunktist uurinud Noam Chomsky.
Bayes olasılık teorisine Fransız matematikçi Pierre-Simon Laplace (1749-1827) öncülük etmiştir.Laplace'i operaator on oma nime saanud prantsuse matemaatiku Pierre-Simon de Laplace'i (1749–1827) järgi.
Bu öncül hücreler, farklılaşmış olgun hücreye dönüşmeden önce birkaç bölünme döngüsüne girebilir.Nad saavad läbida mitu jagunemist enne, kui diferentseeruvad täiskasvanud rakuks.
Hava dolaşımının izlenmesi için balonların kullanılmasına öncülük etti.Ta kasutas esimesena oma lennutrajektoori muutmiseks Veenuse gravitatsioonitõmmet.
Şimdi de Madonna'nın kendi şekerleme dükkânına giden yolda bize öncülük etme zamanı.Ta kujutab samm-sammult ette Giovanni teekonda giljotiini alla.
1990 ile 2001 arasında yer seviyesi öncülleri AB-15'te % 30 ve Yeni 10'da % 43 azaldı.V letech 1990 až 2001 se emise prekurzorů přízemního ozonu snížily o 30 % v EU-15 a o 43 % v 10 nových zemích.
1 sentetik uyuşturucu öncüllerini ele almaktadır (Alla uppgifterna nedan kommer från INCB:s rapport om prekursorer (INCB, 2007b).
1 sentetik uyuşturucu öncüllerini ele almaktadır (Metamfetamiini synteettisten huumeiden lähtöaineisiin (1
1 sentetik uyuşturucu öncüllerini ele almaktadır (Μεθαµφεταµίνη
2 hedef alınmasına ek olarak partikül maddelerin ve ozon öncüllerinin2 dlhou životnosťou (27
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Afrikában a Gondwana formálta a próteákat.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Afrikassa Gondwana muovasi Protea-suvun kasveja.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Di Afrika, Gondwana membentuk Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Em África, o Gondwana moldou as Proteáceas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.En África, Gondwana moldeaba a Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.En Afrique, le Gondwana a façonné les Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.În Africa, Gondwana [continentul vechi] a modelat Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.In Africa, la Gondwana plasmò le proteaceae.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.In Afrika entstanden durch die Teilung von Gondwanaland Proteen.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.In Afrika vormde Gondwana Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.아프리카에서 곤드와나는 프로테아 꽃이 되었습니다.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Ở châu Phi, Gondwana nhào nặn nên cây Proteas,
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.V Afrike z prapevniny Gondwana vyrástli protey.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.W Afryce, na Gondwanie powstawały srebrnikowate,
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Στην Αφρική, η Γκοντβάνα έκανε τον Πρωτέα.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.В Африка Гондуана изваяла Протеас.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.В Африке гондвана сформировала протейные растения.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.באפריקה, יצרה גונדוואנה את הפרוטאה.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.فى أفريقيا، الجوندوانا تجسدت فى شكل أشجار الفضة.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.太古の大陸が分裂すると 生命は一層豊かになりました
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.(24:9) направляет кротких к правде, и научает кротких путям Своим.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.El face pe cei smeriţi să umble în tot ce este drept. El învaţă pe cei smeriţi calea Sa.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Encaminará a los humildes en la justicia y enseñará a los humildes su camino
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Er leitet die Elenden recht und lehrt die Elenden seinen Weg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Guia os mansos no que é reto, e lhes ensina o seu caminho.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.guida gli umili secondo giustizia, insegna ai poveri le sue vie
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hän johdattaa nöyriä oikein, hän opettaa nöyrille tiensä.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de ödmjuka rätt, han lär de ödmjuka sin väg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de saktmodige i det som rett er, og lærer de saktmodige sin vei.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han vejleder ydmyge i det, som er ret, og lærer de ydmyge sin Vej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hij zal de beste weg die men maar kiezen kan, tonen aan hen die zich in hun afhankelijkheid tot Hem richten.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Igazságban járatja az alázatosokat, és az õ útjára tanítja meg az alázatosokat.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Il conduit les humbles dans la justice, Il enseigne aux humbles sa voie.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Jod. Činí to, aby pokorní chodili v súde, a vyučuje pokorných svojej ceste.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.온유한 자를 공의로 지도하심이여 온유한 자에게 그 도를 가르치시리로다
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền từ cách chánh trực, Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu mì.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền_từ cách chánh trực , Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu_mì .
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Poprowadzi cichych w sądzie, a nauczy pokornych drogi swojej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Působí to, aby tiší chodili v soudu, a vyučuje tiché cestě své.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.TUHAN membimbing orang yang rendah hati, dan mengajar mereka kehendak-Nya
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Vodi krotke, da hodijo po pravici, in krotke uči pot svoj.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Θελει οδηγησει τους πραους εν κρισει και θελει διδαξει τους πραους την οδον αυτου.