Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.La madrina del ambientalismo moderno nos lo advirtió. en 1962
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.la madrina dell'ambientalismo moderno -- ci ha avvisati già nel 1962.
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.la marraine de l'écologie moderne nous a mis en garde contre ce genre de chose en 1962.
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.-η Νονά της σύγχρονης περιβαλλοντολογίας- μας είχε προειδοποιήσει γι' αυτό ακριβώς το ζήτημα από το 1962.
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.Хрещена мати сучасного руху за навколишнє середовище - попереджала нас саме про це ще в 1962 році.
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.הסנדקית של הסביבתנות המודרנית-- הזהירה אותנו בדיוק מפני הדבר הזה עוד ב-1962.
Modern çevreciliğin öncülerinden-- tamda bu olay hakkında bizi 1962 de uyarmıştı.عرابة الطبيعة الحديثة حذرتنا فيما يخص هذا منذ عام 1962
Monet'nin tüm bunlara, bir öncü olmak için, tüm kuralları değiştirmek için giriştiğine inanmıyorum."Аз ще съм авангард и ще наруша правилата." просто е искал да направи нещо, което е смятал за завладяващо.
Monet'nin tüm bunlara, bir öncü olmak için, tüm kuralları değiştirmek için giriştiğine inanmıyorum.أتوقع أنه كان يقول "أنا سأكون في الطليعة و سأكسر كل القواعد"
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.E Moisés levou o povo fora do arraial ao encontro de Deus; e puseram-se ao pé do monte.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.És kivezeté Mózes a népet a táborból az Isten eleibe és megállának a hegy alatt.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.In Mojzes je vedel ljudstvo iz tabora Bogu naproti; in postavili so se spodaj ob gori.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.I wywiódł Mojżesz lud na przeciwko Bogu z obozu, a stanęli pod samą górą.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.모세가 하나님을 맞으려고 백성을 거느리고 진에서 나오매 그들이 산 기슭에 섰더니
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Mose förde folket ut ur lägret, Gud till mötes; och de ställde sig nedanför berget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Moses førte folket ut av leiren til møte med Gud, og de stilte sig nedenfor fjellet.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moise a scos poporul din tabără, spre întîmpinarea lui Dumnezeu, şi s'au aşezat la poalele muntelui.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh tiếp Ðức Chúa Trời; dân sự dừng lại tại chân núi.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh_tiếp Ðức_Chúa_Trời ; dân_sự dừng lại tại chân núi .
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moïse fit sortir le peuple du camp, à la rencontre de Dieu; et ils se placèrent au bas de la montagne.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moisés hizo salir al pueblo del campamento al encuentro de Dios, y se detuvieron al pie del monte
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Mozes leidde hen het kamp uit om God te ontmoeten en zij bleven staan aan de voet van de berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Musa membawa mereka keluar untuk bertemu dengan Allah, lalu mereka berdiri di kaki gunung itu
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Så førte Moses Folket fra Lejren hen for Gud, og de stillede sig neden for Bjerget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Silloin Mooses vei kansan leiristä Jumalaa vastaan, ja he asettuivat vuoren juurelle.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Tedy Mojžíš vyvedl lid z ležení vstříc Bohu; a lid stál dole pod horou.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Und Mose führte das Volk aus dem Lager Gott entgegen, und es trat unten an den Berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Vtedy vyviedol Mojžiš ľud z tábora vústrety Bohu, a zastanúc stáli pod vrchom.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Τοτε εξηγαγεν ο Μωυσης τον λαον εκ του στρατοπεδου εις την συναντησιν του Θεου και εσταθησαν υπο το ορος.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.И вывел Моисей народ из стана в сретение Богу, и стали у подошвы горы.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Тогава Моисей изведе людете из стана, за да посрещнат Бога; и застанаха под планината.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.ויוצא משה את העם לקראת האלהים מן המחנה ויתיצבו בתחתית ההר׃
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.واخرج موسى الشعب من المحلّة لملاقاة الله. فوقفوا في اسفل الجبل.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩 西 率 領 百 姓 出 營 迎 接 神 、 都 站 在 山 下
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩西 率 領 百姓 出 營 迎接 神 、 都 站在 山下
Neden 'Martin Luther King' Sivil Hakları Hareketine öncülük etti?Comment se fait-il que Martin Luther King ait pris la tête du mouvement des droits civiques ?
Neden 'Martin Luther King' Sivil Hakları Hareketine öncülük etti?¿Cómo es que Martin Luther King lideró el movimiento por los Derechos Civiles?
Neden 'Martin Luther King' Sivil Hakları Hareketine öncülük etti?마틴 루터 킹이 시민 운동을 이끌게 된 이유는 뭐죠?
Neden 'Martin Luther King' Sivil Hakları Hareketine öncülük etti?Чому саме Мартін Лютер Кінг очолив Рух за громадянські права?
Neden 'Martin Luther King' Sivil Hakları Hareketine öncülük etti?市民権運動以前のアメリカで 苦しんでいたのは彼だけではありません
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Aber ganz Israel und Juda hatte David lieb; denn er zog aus und ein vor ihnen her.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.A celý Izrael i Júda milovali Dávida, pretože vychádzal a vchádzal pred nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ale všecken Izrael i Juda miloval Davida, nebo vycházel i vcházel před nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ale wszystek Izrael i Juda miłował Dawida; bo on wychadzał i wchadzał przed nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ali ves Izrael in Juda je ljubil Davida, kajti hodil je ven in noter njim na čelu.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.dar tot Israelul şi Iuda iubeau pe David, pentrucă ieşea şi intra în fruntea lor.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.De az egész Izráel és Júda szereté Dávidot, mert õ elõttük méne ki és jöve be.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.온 이스라엘과 유다는 다윗을 사랑하였으니 그가 자기들 앞에 출입함을 인함이었더라
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.mais tout Israël et Juda aimaient David, parce qu`il sortait et rentrait à leur tête.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Mas todo o Israel e Judá amavam a Davi, porquanto saía e entrava diante deles.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ma tutto Israele e Giuda amavano Davide, perché egli si muoveva alla loro testa
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Men hela Israel och Juda hade David kär, eftersom han var deras ledare och anförare.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.men hele Israel og Juda elskede David, fordi han drog ud til Kamp og hjem i Spidsen for dem.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Men hele Israel og Juda hadde David kjær; for det var han som drog ut og drog inn foran dem.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Mutta koko Israel ja Juuda rakasti Daavidia, koska hän lähti ja tuli heidän edellänsä.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Nhưng cả Y-sơ-ra-ên và Giu-đa đều yêu mến Ða-vít, bởi vì người ra trận trở về đứng đầu chúng.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Nhưng cả Y-sơ-ra-ên và Giu-đa đều yêu_mến Ða - vít , bởi_vì người ra trận trở_về đứng đầu chúng .
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Pero todo Israel y Judá amaban a David, porque él era quien salía y entraba al frente de ellos
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Tetapi seluruh Israel dan Yehuda sayang kepada Daud karena ia pemimpin yang banyak jasanya
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Πας δε ο Ισραηλ και ο Ιουδας ηγαπα τον Δαβιδ, επειδη εξηρχετο και εισηρχετο εμπροσθεν αυτων.