Ana içeriğe geç
Sözlük

öncü ile cümle

öncü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu kusurlu öncül evrenin sonsuz, hareketsiz ve homojen olmamasıydı.كان هذا هو الدليل المباشر الأول على أن الكون يتمدد وليس ثابتًا.
Buna karşın Osmanlı topraklarında sanayileşmenin ve Batı Sanatının tanıtılması için öncü olmuşlardır.وبالإضافة إلى ذلك، أصبحوا روادا في التصنيع والفن الغربي.
Birçok bilim dalındaki liderlik çalışmalarında öncü olarak takdir edilmiştir.وقد رشح عدة مرات لمناصب مرموقة في الإدارة العلمية.
Banaz ilçesi de kiraz üretimi konusunda öncüdür.كما تحتل ولاية بسكرة المرتبة الأولى في إنتاج دقلة نور.
Toplumsal sorumlulukta öncü role sahiptir.اكتساب دور القيادة في المجتمع.
Lawrence, Oliphant’ın 1934 yılında öncüsü olduğu tekniği kullanarak yapmıştır.تقنية مارك أوليفانت أصبحت في الطليعة سنة 1934.
Türk edebiyatı'nda 1990'larda yerini alan kadın edebiyatının öncülerindendir.تعد واحدة من رواد الأدب النسائي الذي يحتل مكانة في عام 1990 في الأدب التركي.
Robert Koch tıbbi mikrobiyolojide bir öncü olmuş, kolera, şarbon ve verem üzerinde çalışmıştır.وكان روبرت كوتش رائداً في علم الأحياء الدقيقة الطبية، حيث قدم أبحاثاً عن الكوليرا، والجمرة الخبيثة، والسل.
İdamı sırasında 49 yaşında olan Edith Cavell, Belçika'da modern hemşireliğin öncüsü olarak dikkat çekicidir.توفت كافيل عن عمر يناهز 49 عاما، فقد كانت بالفعل مرموقة كرائدة للتمريض الحديث في بلجيكا.
Bezm-î Âlem Valide Sultan birçok mimari eserlerin yapılmasına öncülük etmiştir.عبر الغناء:- له عدد كبير من القصائدالمغناة منها: 1-المرمر(انتى)- لحن السنى الضوى وأداء ثنائى العاصمة.
Ben ekoloji ve çocuklara yardım için öncülük ediyorum.3_الإرشاد التطوري للأطفال والتربوي للأولياء.
İlk şampiyonluğu ise, öncü kulüp Deportes Caldas kazanmıştır.أول نادي محترف ليصبح ارزاتهم "دفين".
Yemen’de siyasi krizi çözmeye amaçlayan BM öncülüğündeki görüşmelere başlanmıştır.المبادرة الخليجية لحل الأزمة اليمنية.
"Çekilme belirleyicileri: Çekingen kişilik bozukluğu Olası öncüleri".وسيرتكبون الأخطاء مرة تلو أخري"، مُثيرًا سمعة رديئة.
Alman 4. ve 9. ordularının öncü unsurları Bialistok'un doğusunda birleştiler.وفي الوقت نفسه اشتبك جيش الألماني الرابع والتاسع مع جيوش الجبهة الغربية في محيط بياويستوك.
Joseph von Fraunhofer ve Angelo Secchi yıldız tayfölçümünün öncüleridir.يعد جوزيف فون فراونهوفر وأنجيلو سيكي رواد علم المطيافية النجمية.
1818 yılında Fransız-Kanadalı öncülerden Solomon Juneau bu alana yerleşmiştir.في عام 1818 قام الفرنسي سولومون جونيو بالاستقرار في المدينة.
Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir.إن أبيدين دينو الذي كان رجل ثقافه متعددة الجهات هو من رواد الرسم التركي المعاصر.
Bu ittifakı izleyen yıllarda Portekiz Dünya’nın keşfi için öncülük yapmış ve Keşif Çağı‘nı başlatmıştır.وفي العقود التالية، قادت البرتغال استكشاف العالم وبدأ عصر الاستكشاف.
Bu dönemde Girit Adası ikili ilişkilerin bozulmasında öncül rol üstlenip şiddetli mücadelelere neden olmuştur.وهكذا، بدأت صفحة جديدة في العلاقات بين القوتين العظميين آنذاك.
Coğrafi Keşifler'in öncüsü İspanyollar ve Portekizliler olmuştur.احتلت المنطقة قديماً من قبل المستكشفين الإسبان والبرتغاليين.
Bu ittifakı izleyen yıllarda Portekiz Dünya’nın keşfi için öncülük yapmış ve Keşif Çağı ‘nı başlatmıştır.في العقود التالية، قادت البرتغال استكشاف العالم وبدأ عصر الاستكشاف.
Sahte anı, ilk olarak psikoloji öncülerinden Pierre Janet ve Sigmund Freud tarafından araştırıldı.هذه الظاهرة نوقشت في البداية من قبل بيير جانيت و سيغموند فرويد.
Erken dönem filozoflarından İbni Rüşd İslam dünyasında modern sekülerizmin öncüsü sayılmaktadır.تعد الحالات البارزة لمركزية الأرض الحديثة في الإسلام منعزلة للغاية.
Diğer mitolojideki benzer nesneler için olası bir öncü olarak varsayılmıştır.وقد أقترح كسلف ممكن لأجسام مماثلة في الميثولوجيا الأخرى مثل تقاليد آرثر.
Hans Peter Luhn, bilgi erişim öncülerinden biri ifade basma ve kavramı kullanarak uygulamaktadır.ويرجع الفضل لهانس بيتر لوهن (من الرواد في استرجاع المعلومات) في استعمال هذا المصطلح والمفهوم في التطوير.
Warren Hastings'le beraber Britanya Hindistanı'nın yaratılmasının öncü figürlerindendir.Juntamente com Warren Hastings foi uma das figuras-chave na criação da Índia britânica.
Kadın hakları ve feminizm konusundaki fikirleriyle bir öncüydü.Foi uma precursora em suas ideias acerca dos direitos das mulheres e o feminismo.
San Diego Hayvanat Bahçesi, "kafesiz sergileme" yapılarıyla öncü olmuştur.O Zoológico de San Diego foi pioneiro na construção de exibições "sem jaulas".
Bu tekniklerin öncüleri nanoteknolojik dönemin önünü çekmişlerdir.No entanto, todas essas técnicas precedem as técnicas da era da nanotecnologia.
Burgdorf, 1 Ekim'de öncülünün ölümünden sonra resmi olarak daire başkanı oldu.Burgdorf se tornou oficialmente chefe de seu departamento quando seu antecessor morreu em 1 de outubro.
Salam, daha sonra nötrino konusundaki öncü katkıları olan Riazuddin'in çalışmalarını geçti.Salam mais tarde passou a trabalhar para Riazuddin, que fez contribuições pioneiras sobre neutrinos.
Ruh Biliminin Öncüleri.Os avanços da ciência da alma.
Mauricius'un öncülü ve kayınpederi II. Tiberius hazineyi boşalttı.O predecessor de Maurício e seu sogro, Tibério II, esvaziou o tesouro imperial.
Moğolistan'da 1990 Demokratik Devrimi sırasında gençlik hareketinin öncülerinden biriydi.Durante a Revolução Democrática da Mongólia em 1990, ele foi um dos pioneiros do movimento de juventude.
Balçığı inceledikten sonra Doktor, takip ettiği yaratığın bir öncü Dalek olduğunu anlar.Depois de examinar o lodo, a Doutora descobre que ela está seguindo um escuteiro Dalek.
Machine Head, New Wave of American Heavy Metal'in öncü gruplarından bir tanesidir.O Machine Head foi uma das bandas pioneiras no New Wave of American Heavy Metal.
2010 yılında, Alicia Duffy'nin Bütün İyi Çocuklar filminde öncü rol oynadı.Em 2010, ele apareceu em um papel de liderança no Alicia Duffy's All Good Children.
Teorinin öncüleri Robert O. Keohane ve Joseph S. Nye olarak kabul edilir.Destacam-se desta escola teórica Robert Keohane e Joseph Nye.
Sana öncülük etsinler diye Musa'yı, Harun'u, Miryam'ı ben gönderdim."Porém salienta-se (Sifra, Wa-yiḳra, i) que quinze vezes na Torá é dito que "o Senhor falou a Moisés e Aarão."
İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.Ele me guia por sendas direitas por amor do seu nome.
Atom saati icadının öncülüğüyle bu mevcut zamanın ölçümde en güvenilir kaynak oldu .Antes da invenção relógio atômico, esta era a maneira mais precisa para medir o tempo.
Grab, OS X'ın öncülerinden NextStep ve OpenStep'te de mevcuttur.Primeiro apresentado no NeXT, NEXTSTEP e OPENSTEP.
Silikon Vadisi'nin öncüsüdür.Faz parte do Vale do Silício.
Yılda 220 dolayında performans sahnelenmesine öncülük eder.Anualmente, ela executa cento e vinte performances.
Motorola, 1990'ların ortalarında StarTAC ile cep telefonu sektörüne öncülük etmiştir.Foi pioneiro em telefones flip com o StarTAC, em meados da década de 1990.
Himmel otomobil sektöründeki aşağı yukarı bütün öncü firmalarda başarıyla çalıştı.Himmel trabalhou com êxito com quase todos principais grupos de empresas automobilísticas do mundo.
Restorasyon çalışmaları Britanyalı mimar David Chipperfield’in öncülüğünde 2003 tarihinde başladı.A reconstrução foi supervisionada pelo arquiteto inglês David Chipperfield.
Ayrıca öncü bir astronomi fotoğrafçısıydı.Foi pioneiro da fotografia astronômica.
Bu olay onun, Avrupa'da daha fazla seyahet etmesine öncülük etmiştir.A terceira razão era que ela tomou a decisão de passar mais tempo na Austrália.
Epidemiyolojinin öncüsü olarak görülür.Introdução à epidemiologia moderna.
1995'te AB'nin genişlemesi Kuzeyli Yeşil Solu İttifakı'nın kurulmasına öncülük etti.Em 1995, o alargamento da União Europeia levou à criação dos grupos de partidos da Esquerda Nórdica.
Anayasanın öncülü 1918 Sovyet Rusya Anayasası'dır.Ela substituiu a Constituição russa de 1918.
Türkiye’nin hemen hemen her yerinde her çevreden kimi sosyalist öncüleri bir araya getirirler.Eu sou contra as políticas do Hamas em quase todos os aspectos.
Almanya dünyada motorsporlarında öncü ülkelerden biridir.A Alemanha é um dos países líderes em corridas no mundo.
Estée Lauder Companies günümüzde öncü bir kozmetik şirketidir.Estée Lauder Companies é uma empresa estadunidense de cosméticos com sede em Nova Iorque.
Avusturya Özgürlük Partisi'nin öncülüdür.O Foro Liberal é uma separação do Partido da Liberdade da Áustria.
Bu, habeas corpusun bir öncüsüydü.Para isso, surgiu um Habeas Corpus Preventivo.
Glu Mobile dünya çapındaki cep telefonu oyunları dağıtımına öncülük eden bir şirkettir.Glu Mobile é uma públicadora de jogos para telefones móveis com presença mundial.
Bu gönüllüler Öncü Gönüllüler olarak bilinmektedirler.Esses migrantes ficaram conhecidos como Pioneiros mórmons.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
öncü ile cümle - Sayfa 13 - öncü kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App