2010 yılında, Alicia Duffy'nin Bütün İyi Çocuklar filminde öncü rol oynadı.En 2010 trabajó en All Good Children, de Alicia Duffy.
Caligula'nın dinle ilgili politikalardaki uygulamaları öncüllerinden sert biçimde ayrılır.La política religiosa de Calígula rompía totalmente con la de sus predecesores.
Tropik tıbbın öncülerindendir.Fue pionero de la medicina tropical.
Samsung Galaxy Tab 7.0 Plus'ın ardılı, Samsung Galaxy Tab 3 7.0'ın öncülüdür.El Galaxy Tab 7.0 Plus fue el sucesor del Galaxy Tab original.
Özellikle Babelfish uygulaması zamanı için web tabanlı çeviri hizmetlerinin öncüsüydü.Este ejemplo sirve para ilustrar la calidad de traducción que se podía esperar de BabelFish.
Öncü depremEstimulación temprana
Birçok eleştirmence modernizmin öncülerinden kabul edilir.Por esta razón, muchos críticos lo han situado como precursor del modernismo.
Daha sonra diğer Karadenizli müzisyenlerin de benzer çalışmalar yapmasına öncülük etmiştir.Luego, los demás músicos hicieron sus aportaciones.
Yeni Öncü dergisinin yayın kurulundan sonra, Özgür Gündem gazetesinde çalıştı.Desde el día de su boda llevaron un diario en conjunto.
Pocket PC platformunun öncüsü idi.La página de inicio de PC de Poqet .
Öncüleri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı olmuştur.A nosotros nos pertenecen Hamza y Jafar.
Afrika Birliği (AB] öncülü Afrika Birliği Örgütü (ABÖ) temelleri atıldı.Allí se firmó el tratado de fundación de la Unión Africana (UA).
Anayasanın öncülü 1918 Sovyet Rusya Anayasası'dır.Aprobó la Constitución soviética de 1918.
1871 - Orville Wright, Amerikalı öncü havacı (ö.1871: Orville Wright, pionero de la aviación estadounidense (f.
Funeral doom metalin öncüsüdür.El estilo básico de Anvil of Doom es el death metal.
Öncüsü Windows 95 gibi, Windows 98 de 16-bit/32-bit arası hibrit çalışan bir işletim sistemidir.Windows 95 es un sistema operativo con interfaz gráfica de usuario híbrido de entre 16 y 32 bits.
Gay Times, İngiltere'nin eşcinsel ve biseksüel erkeklere hitap eden öncü dergisi.Diva es una revista mensual del Reino Unido dirigida a las lesbianas y bisexuales.
Öncüller halihazırda bilinen ya da varsayılan olgulardır.También se informa de las ideas propuestas que se están desarrollando o están previstas.
Kadın hakları ve feminizm konusundaki fikirleriyle bir öncüydü.Fue pionera de los derechos y libertades de la mujer.
Çoğu domuzgillerde erkekler çiftleşme öncülüğü elde etmek için kendi aralarında dövüşürler.En muchas especies los adultos han de competir entre sí para conseguir parejas sexuales.
Öncülleri gibi, adını Çin kültüründe Ay tanrıçası olan Chang'e'den almıştır.Al igual que sus predecesores, la nave espacial lleva el nombre de la diosa china de la Luna Chang'e.
Direnişçiler ise bir kurtarma operasyonu neticesinde Galactica'nın öncülüğündeki filoya getirildiler.En esa reunión, la Flota recibe un mensaje de socorro desde el planeta Vulcano.
Bu kitap daha sonra Alfonso Tabloları adıyla anılan eserlerin yapılmasına öncülük edecekti.Esos nuevos diseños fueron encargados al pintor Alfons Mucha.
Almanak'ın öncüsü Yunan hava-takvimi parapegmadır.El precursor del almanaque fue el calendario climático griego, el Parapegma.
Ayrıca öncü bir astronomi fotoğrafçısıydı.Fu anche un pionieristico astrofotografo.
Bu sektördeki diğer öncü ise Akhtar Hameed Khan'dır.Un altro pioniere in questo settore è Akhtar Hameed Khan.
Sana öncülük etsinler diye Musa'yı, Harun'u, Miryam'ı ben gönderdim."In quel luogo il popolo si lamentò inoltre presso Mosè e Aronne per la mancanza d'acqua.
Diğer bir deyişle, bu kişiler "kapitalist yol" a öncülük edeceklerdir.Sarà proprio lui, il regista, ad indirizzarli poi sulla "retta via".
Bu ona bir reggaeton türün birçok kişiye öncü olmak için yol açtı.Questi lo hanno reso uno dei pionieri del genere reggaeton.
Torricelli sonsuz seriler alanında bir öncüydü.Torricelli è stato pioniere nel settore delle serie infinite.
Joseph von Fraunhofer ve Angelo Secchi yıldız tayfölçümünün öncüleridir.Joseph von Fraunhofer e Angelo Secchi furono i pionieri della spettroscopia stellare.
Warren Hastings'le beraber Britanya Hindistanı'nın yaratılmasının öncü figürlerindendir.Assieme a Warren Hastings egli è considerato una delle figure chiave per la creazione del British Raj.
O ve kocası Frank Bunker Gilbreth endüstri mühendisliği alanının öncülerindendir.Lei e il marito Frank Gilbreth furono pionieri nel campo dell'ingegneria gestionale.
Hu Shih ile Lu Sin, modern Çin edebiyatının öncüleri idi.Hu Shih e Lu Xun sono stati pionieri della letteratura moderna.
Bunlar, Öncü, Sabit ve Değişken'dir.“Voi eravate”), e anticipatori (es.
Ayrıca sosyal pazarlamanın en önemli öncülerinden biri olarak kabul edilir.Viene anche considerato uno dei pionieri del marketing sociale.
Sana öncülük etsinler diye Musa'yı, Harun'u, Miryam'ı ben gönderdim.Mosè e Aronne si recarono ancora dal faraone ma questi non voleva ascoltarli.
Tanınmış sanatçılar onu öncü olarak kabul etmiştir ki bu sanatçılar Japon sanatçı Eiji Sumi’yi de kapsıyor.Un artista importante che l'ha vista come un'influenza primaria è il giapponese Eiji Sumi.
Silikon Vadisi'nin öncüsüdür.Ciò attira l'attenzione della Silicon Valley.
Öncü kuvvetlerin başı.Capo dell'Avanguardia.
1818 yılında Fransız-Kanadalı öncülerden Solomon Juneau bu alana yerleşmiştir.Nel 1818, il francese Solomon Juneau si stabilì nell'area.
Öncülü Arnavutluk Emek Partisi'dir.Sinistra – partito politico danese.
Teorik fzikte, Nordstrom kütleçekim kanunu genel göreliliğin bir öncülüdür.In fisica teorica, la teoria della gravitazione di Nordström è stata un precursore della relatività generale.
Sheffield kuralları, günümüz futbolunun kurallarının belirlenmesinde öncü niteliğinde olmuştur.Sei anni dopo la creazione delle Sheffield Rules furono create le regole della Football Association.
Oyunun popülaritesinin yükselmesi Valve şirketinin ticari mallar üretmesine öncülük etti.La sua popolarità ha portato alla creazione di merchandise ufficiale da parte di Valve.
Yarışma büyük reytingler almış, diğer idol yarışmalarına öncülük etmiştir.Il Comune prese tempo e bandì un altro concorso di idee.
Palm Pre'nin ardılı, HP Pre 3'ün öncülüdür.In seguito è stato lanciato sul mercato il terzo Pre, chiamato HP Pre 3.
Türün öncüleri Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema adlı İngiliz gruplardır.Tra i progenitori di questa corrente vi sono gruppi come Paradise Lost, My Dying Bride e Anathema.
Tarihi roman türünün öncülerindendir.Questo è uno dei motivi per cui egli preferisce il romanzo storico.
Bu toplantı Birleşmiş Milletler’in oluşturulması yönünde ilk öncü toplantılardan birisidir.Questo tipo di conferenze nasce prima della fondazione dell'ONU.
Frederick Jackson Turner'in geliştirdiği "Öncülük Tezi".Questa tendenza ha spinto Frederick Jackson Turner a sviluppare la tesi della frontiera.
1889'da empresyonizmin öncülerinden Fransız ressam Claude Monet'yle birlikte sergi açtı.Dal 1927 vi sono stati esposti i dipinti ninfee di Claude Monet.
Öncülleri gibi, adını Çin kültüründe Ay tanrıçası olan Chang'e'den almıştır.Come le altre sonde che l'hanno preceduta, riprende il nome della divinità lunare cinese Ch'ang Ô.
Bu kitap daha sonra Alfonso Tabloları adıyla anılan eserlerin yapılmasına öncülük edecekti.Da essa prende il nome l'intero appartamento di rappresentanza voluto da Alfonso II.
Normal bir eritrositin anlık öncülüdür.È l'immediato precursore dell'eritrocita maturo.
Restorasyon çalışmaları Britanyalı mimar David Chipperfield’in öncülüğünde 2003 tarihinde başladı.Il progetto del museo è stato firmato dall'architetto britannico David Chipperfield.
Tümdengelim öncül bilgilerden yeni sonuçlar çıkarmaktır.Il nuovo status quo apre le porte a nuove scoperte.
Parlamenter gruplar hükümetin kurulmasında öncü bir rol üstlenmiştir.Il Consiglio dei ministri svolge un ruolo importante nel determinare l'ordine del giorno del Parlamento.
Uzay seferlerinin öncüleriydiler.Они были пионерами космического полёта.
Rokkan aynı zamanda sosyal bilimler için bilgisayar teknolojisinin kullanımının öncülerindendir.Роккан также известен как пионер по использованию компьютерных технологий в социальных науках.