önünde ile cümle
önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.Og den sjette engel blåste, og jeg hørte en røst fra de fire horn på det gull-alter som stod for Gud,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.Und der sechste Engel posaunte: und ich hörte eine Stimme aus den vier Ecken des goldenen Altars vor Gott,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.И държеше в ръката си разгъната книжка; и като положи дясната си нога на морето, а лявата на земята,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.І шестий ангел затрубив, і я почув один голос з чотирьох рогів золотої жертівнї, що перед Богом,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.Шестой Ангел вострубил, и я услышал один голос от четырех рогов золотого жертвенника, стоящего пред Богом,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.והמלאך הששי תקע בשופר ואשמע קול אחד מארבע קרנות מזבח הזהב אשר לפני אלהים׃
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.ثم بوق الملاك السادس فسمعت صوتا واحدا من اربعة قرون مذبح الذهب الذي امام الله
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.第 六 位 天 使 吹 號 、 我 就 聽 見 有 聲 音 、 從 神 面 前 金 壇 的 四 角 出 來
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.第六 位 天使 吹號 、 我 就 聽見 有 聲音 、 從神 面前 金壇 的 四 角 出來
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.제가 6살이었을 때, 어느 날 집에 왔더니 집 앞 현관에 맛있는 단 것들이 손수레 가득 수북히 쌓여 있었어요.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.Jako sześciolatek znalazłem na progu domu wózek wypełniony słodyczami.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.llegué a casa un día y me encontré un carro repleto de los dulces más deliciosos en nuestra puerta.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.Toen ik zes jaar was, kwam ik op een dag thuis en vond een korf met de heerlijkste snoepjes voor onze deur.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.אני זוכר שכשהייתי בן 6, הגעתי יום אחד הביתה ומצאתי עגלה מלאת ממתקים טעימים על מפתן הדלת.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.ある日 学校から帰ると 玄関の前に 最高においしいお菓子で いっぱいのカートがありました 兄弟でむさぼるように食べていると
Ama bir adam gözümün önünde öldü. Çok üzücü!Но той, току що почина. толкова е тъжно!
Ama bir adam gözümün önünde öldü.Mais un homme vient de mourir.
Ama bir adam gözümün önünde öldü.Nhưng một người vừa chết đấy.
Ama bir adam gözümün önünde öldü.Pero un hombre ha muerto.
Ama bir adam gözümün önünde öldü.Но ведь человек умер.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale člověk, co před tou zdí seděl, zabránil radiaci proniknout až ke kameni.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale osoba, ktorá sedela na prvom schode, zabránila tomu, aby lúče zasiahli kameň.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ale osoba, która siedziała na schodku przed budynkiem zatrzymała promieniowanie.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ampak na stopnici pred njim je oseba, ki je tam sedela, preprečila žarkom, da bi zadeli zid.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Dar pe treaptă, în faţă, cineva care stătea acolo a blocat razele să nu lovească piatra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.De a lépcsőjén, egy ember ült ott, és megakadályozta, hogy a sugarak elérjék a követ.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.하지만 앞의 계단에는 거기에 앉아 있던 사람이 계단에 오는 광선을 차단한 흔적이 있어요
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Maar op het trapje ervoor, zat iemand die de stenen afschermde van de stralen.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Mais juste devant, quelqu'un qui était assis là empêcha les rayons d'atteindre la pierre.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Mas nos degraus, estava uma pessoa sentada que impediu a radiação de atingir a pedra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Ma una persona che era seduta sul gradino davanti impedì ai raggi di colpire la pietra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Men på det første trin, en person sad der blokerede strålerne fra at ramme stenen.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Men på trappan, satt en person som blockerade strålen från att nå stenen.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Nhưng trên những bậc thang, có một người ngồi đó chặn lại những tia phóng xạ chiếu vào tảng đá
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Pero una persona que estaba sentada en la escalera del frente evitó que los rayos llegaran a la piedra.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Tapi di langkah depan, seorang yang duduk di sana menahan sinarnya untuk tidak mengenai batu.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Αλλά στο πρώτο σκαλί, ένας άνθρωπος που στεκόταν εκεί σταμάτησε τις ακτίνες από το να χτυπήσουν την πέτρα.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Але спершу людина, що сиділа там блокувала камінь від потрапляння випромінювання.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Но на ступеньках сидел человек и предотвратил лучи от соприкосновения со стеной.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.Но пред прага имало седнал човек, който блокирал лъчите пред камъка.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.יש חלק מקיר בהירושימה
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.ولكن من الجهة الاخرى .. كان يوجد شخصٌ جالس حجب الأشعة عن ضرب الحجر.
Ama bir adım önünde, oturmakta olan birisi ışınların oraya vurmasını engellemiş.光線が石に当たるのを 防いでいた 今残されているのは
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Ale trojúhelník před něčím jen doslova znamená "změna".
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Așadar variația timpului este de o oră
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.그냥 '변화량'을 뜻하는 거에요
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Men en triangel framför något innebär trenivåsystem "ändra i".
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Nhưng kí hiệu tam giác đó muốn nhân mạnh tới sự biến thiên.
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Oke, segitiga di depan sesuatu secara harfiah menyatakan "perubahan (...)"
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.To też oznacza zmianę w czasie. To trochę wygląda na dziwną matematykę.
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.Та трикутник перед літерою означає зміну чогось.
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.אבל הסימן של משולש לפני משהו, בא להגדיר את השינוי בערך שלו.
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.لكن المثلث امام أي شئ يعني "معدل "التغير
Ama birşeyin önündeki üçgen aslında "o şeydeki değşim" demektir.これは、時刻の変化
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.Apropo, aceste interviuri s-au făcut mereu cu public.
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.Comunque, è sempre stato fatto in pubblico.
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.De toute façon, c'est toujours fait en public.
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.Điều này luôn được áp dụng công khai.
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.Dit werd trouwens altijd gedaan in het openbaar.
Ama bu yöntemde röportaj izleyicinin gözü önünde yapılacaktı.인터뷰는 항상 대중 앞에서 진행되었습니다.