önünde ile cümle
önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Phàm kẻ nào khôn_ngoan sẽ chú_ý về điều nầy , Và suy_gẫm sự nhơn từ của Ðức_Giê - hô-va .
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Que celui qui est sage prenne garde à ces choses, Et qu`il soit attentif aux bontés de l`Éternel.
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Quem é sábio observe estas coisas, e considere atentamente as benignidades do Senhor.
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Quien sea sabio y guarde estas cosas entenderá los hechos misericordiosos de Jehovah
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Semoga orang bijaksana memikirkan semua hal itu dan mengakui bahwa TUHAN tetap mengasihi
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Wer ist weise und behält dies? So werden sie merken, wie viel Wohltaten der HERR erzeigt.
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Οστις ειναι σοφος ας παρατηρη ταυτα και θελουσιν εννοησει τα ελεη του Κυριου.
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.Който е мъдър нека внимава на това; И нека размишляват човеците за Господните милости.
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.מי חכם וישמר אלה ויתבוננו חסדי יהוה׃
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.من كان حكيما يحفظ هذا ويتعقل مراحم الرب
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.凡 有 智 慧 的 、 必 在 這 些 事 上 留 心 . 也 必 思 想 耶 和 華 的 慈 愛
Aklı olan bunları göz önünde tutsun, RAB'bin sevgisini dikkate alsın.凡 有 智慧 的 、 必 在 這些 事上 留心 . 也 必 思想 耶和華 的 慈愛
Aksi halde, birçok ilişki, bazen bunun önünde engel gibi olur, değil mi?Anders, zo veel relaties zij soms in de weg staan, lijkt het, geen?
Aksi halde, birçok ilişki, bazen bunun önünde engel gibi olur, değil mi?Ellenkező esetben, nagyon sok kapcsolat néha csak útban van. Úgy tűnik.
Aksi halde, birçok ilişki, bazen bunun önünde engel gibi olur, değil mi?Sonst stehen scheinbar viele Beziehungen manchmal im Weg, nicht?
Aksi halde, birçok ilişki, bazen bunun önünde engel gibi olur, değil mi?Αλλιώς, τόσες πολλές σχέσεις μπορούν να σταθούν εμπόδιο κάποιες φορές, έτσι φαίνεται, σωστά;
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Cei răi se pleacă înaintea celor buni, şi cei nelegiuiţi înaintea porţilor celui neprihănit. -
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De kwaden moeten buigen voor de goeden, evenals de goddelozen voor de deuren van de rechtvaardigen.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De onda måste falla ned inför de goda, och de ogudaktiga vid den rättfärdiges portar.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De onde må bøie sig for de gode, og de ugudelige ved den rettferdiges porter.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Die Bösen müssen sich bücken vor dem Guten und die Gottlosen in den Toren des Gerechten.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Hudobni se klanjajo pred dobrimi in brezbožni pri pravičnika vratih.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.I malvagi si inchinano davanti ai buoni, gli empi davanti alle porte del giusto
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.악인은 선인 앞에 엎드리고 불의자는 의인의 문에 엎드리느니라
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Les mauvais s`inclinent devant les bons, Et les méchants aux portes du juste.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Los malos se postrarán ante los buenos, y los impíos ante las puertas del justo
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Meghajtják magokat a gonoszok a jók elõtt, és a hamisak az igaznak kapujánál.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Người ác phục trước mặt người thiện ; Và kẻ dữ cúi lạy ở ngoài cửa người công_bình .
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Người ác phục trước mặt người thiện; Và kẻ dữ cúi lạy ở ngoài cửa người công bình.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Onde må bukke for gode, gudløse stå ved retfærdiges Døre.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Orang jahat akan tunduk kepada orang yang lurus hati, untuk mohon supaya dikasihani
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Os maus inclinam-se perante os bons; e os ímpios diante das portas dos justos.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Pahojen täytyy kumartua hyvien edessä ja jumalattomien seisoa vanhurskaan porteilla.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Sklánějí se zlí před dobrými, a bezbožní u bran spravedlivého.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Zlí sa budú musieť zohnúť pred dobrými a bezbožníci pri bránach spravedlivého.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.źli się kłaniają przed dobrymi, a niepobożni stoją u drzwi sprawiedliwego.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Οι κακοι υποκλινουσιν εμπροσθεν των αγαθων, και οι ασεβεις εις τας πυλας των δικαιων.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Злите се кланят пред добрите, И нечестивите при портите на праведния,
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Преклонятся злые пред добрыми и нечестивые – у ворот праведника.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.שחו רעים לפני טובים ורשעים על שערי צדיק׃
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.الاشرار ينحنون امام الاخيار والاثمة لدى ابواب الصدّيق.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.壞 人 俯 伏 在 善 人 面 前 . 惡 人 俯 伏 在 義 人 門 口
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.壞人 俯伏 在 善人 面前 . 惡人 俯伏 在 義人 門口
Alisa ilk bebeğimizi doğurma lütfunda bulunuyordu (AV: Sağ ol.) ve ben de kapı önünde bekliyordumAlisa byla velice laskavá a přiváděla na svět našeho prvního potomka.
Alisa ilk bebeğimizi doğurma lütfunda bulunuyordu (AV: Sağ ol.) ve ben de kapı önünde bekliyordumAlisa đang trong quá trình sinh đứa con đầu lòng của chúng tôi - (AV:
Alisa ilk bebeğimizi doğurma lütfunda bulunuyordu (AV: Sağ ol.) ve ben de kapı önünde bekliyordumAlisa was zeer gul ons eerste kind aan het baren -- (AV:
Alisa ilk bebeğimizi doğurma lütfunda bulunuyordu (AV: Sağ ol.) ve ben de kapı önünde bekliyordumАліса великодушно перебувала в процесі народження нашого первістка - (А.В.:
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Entfernen Sie diese verrückte Frau aus meinen Augen!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Jauhkan wanita gila ini dari mataku!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Luati-o din fata ochilor mei!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Najpierw usuńcie tą kobietę z moich oczu!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Portate quella pazza donna lontano dai miei occhi!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Pour commencer faites disparaître cette folle de mes yeux !
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Πάρτε αυτήν την τρελή γυναίκα από τα μάτια μου!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Убери эту сумасшедшую с моих глаз!
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.A šiesty anjel zatrúbil, a počul som jeden hlas zo štyroch rohov zlatého oltára, ktorý stál pred Bohom,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.Il sesto angelo suonò la tromba. Allora udii una voce dai lati dell'altare d'oro che si trova dinanzi a Dio
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.In šesti angel zatrobi, in slišal sem eden glas iz četverih rogov oltarja zlatega pred Bogom,
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.여섯째 천사가 나팔을 불매 내가 들으니 하나님 앞 금단 네 뿔에서 한 음성이 나서
Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim.Og den sjette Engel basunede, og jeg hørte en Røst fra de fire Horn på Guldalteret, som står for Guds Åsyn,