önünde ile cümle
önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.De var i forvejen forpligtede til at betale indirekte skatter.
Bu süre zarfında Halit rahat durmamış, İstanbul'da okulların önünde adamlarını uyuşturucu satmaya başlamıştır.På dette tidspunkt startede han også som pusher med at sælge hash til sine skolekammerater.
Halen bazı evlerin önünde su kuyusu bulunmaktadır.Desuden findes et gadekær og haver til nogle af husene.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Jeg har da i hvert fald set én med mine egne øjne for kort tid siden.
Kızıl birlikler Kremlin'in önünden geçit töreni yaptılar ve doğru cephe hattına yürüdüler.Sovjetiske tropper paraderede forbi Kreml og marcherede derefter direkte til fronten.
Bu unsurları göz önünde bulundurduğumuzda, Tim aslında büyükbabasını öldürebilir.Hvis denne er forkert, vil han altså kunne dræbe sin morfar.
Yaşlı adam hemen orada Katniss'in gözlerinin önünde infaz edilir.Han blev dræbt for øjnene af Churchill.
Resmin sağ köşesinde, kapının önünde duran kişi José Nieto Velázquez'dır.Personerne i Las Meninasfra venstre mod højre: Diego Velázquez.
Ayrıca dizi seyirciler önünde özel bir stüdyoda canlı olarak çekilmektedir.Det blev indspillet live i studiet foran et lille udvalgt publikum.
Millî takıma seçilmesinin ardından ise "Artık çok daha fazla göz önünde olacağımı biliyorum.Han har efter Besættelsen udtalt: "Når jeg tænker tilbage, skulle vi nok have likvideret nogle flere stikkere.
Bunun üzerine binlerce insan gece kulübünün önünde belirdi.Allerede dagen efter defilerede flere tusinde forbi hans båre i hospitalets kapel.
Weber'in profesör olması için önünde bir engel kalmamıştı.Det kunne i øvrigt ikke være anderledes med Sigfred som skoleleder.
Kadının önündeki bardakta yeşilimsi bir sıvı vardır.Et glas med en grøn væske (absint) står foran kvinden.
Herkes kanun önünde eşittir.Alle frie mænd var lige for loven.
24 Ağustos 2012 tarihinde mahkeme önünde suçsuz olduğunu iddia etti.Den 4. juni 2012 kendte retten dem skyldige.
Benim içinde olduğum araç ise konvoyun en önündeydi.Usædvanlig var derudover bilens flade front.
Shikamaru Nara gibi Shino da, sistematik olarak düşmanının bir adım önünde durarak dövüşlerde üstün gelir.Like som Shikamaru Nara, vinner Shino sine kamper ved å systematisk være ett steg foran motstanderen.
İki takım arasında ilk maç ertesi yıl 600 seyirci önünde oynandı.Den første kampen mellom de to lagene ble spilt året etter foran 600 tilskuere.
Wollstonecraft annesini korumak için yatak odasının önünde uyumaya başlamıştı.Som tenåring brukte Wollstonecraft å legge seg utenfor sin mors soverom for å beskytte henne.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.Fjellet kan bestiges (dagstur) og på toppen er det utsikt helt ut til Grip.
Sezonun ortasında Phoebe'yle Mike Cetral Perk'ın önünde evlenirler.Phoebe og Mike gifter midt i sesongen utenfor Central Perk.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.Foran ligger et lite dike.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny dreper ved et uhell mannen foran øynene på mannens barn, før han blir skadd under flukten.
Herkesin gözü önünde ona cop soktular.Så ble han hengt i alles påsyn.
Bu şekilde Saruman'ın ordusu, Miğfer Dibi önünde yenilir.Der har trollmannen Sarumann slått seg ned.
Dindar Tiberius'un kardeşinin cenazesinin önünde Roma'ya kadar yürüdüğü anlatılır.Det ble skrevet at den fromme Tiberius gikk foran sin brors døde legeme helt fram til Roma.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Det var som å se hele fremtiden foran meg.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Antalas’ styrker ga straks etter og flyktet, men Artabanes nektet sine egne menn å følge dem.
Bağlaçlar cümle öğelerinin önünde ya da arkasında yer alırlar.Hundekjøreren kan sitte på bak eller på midten.
Gelin geldikten sonra damat evinin önünde oyunlar oynanır, eğlence yapılır ve düğün tamamlanmış olurdu.De hadde faktisk gått til hennes hjem før bryllupet, hadde fått hennes velsignelse.
Fakat önünde gidilmesi gereken oldukça uzun ve yokuş yukarı bir yol bulunmakta idi.Uansett hvilken vei de valgte tidligere var den tung og lang.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Å gå all in betyr å satse alt.
Zülüflü baltacılar kemend atarak onu padişah önünde boğup idam ettiler.Den døde Angantyr kastet da Tyrfing opp til henne.
Aynı ay içinde, iki Almanya'nın birleşmesi önündeki son engel de kaldırıldı.Sammer scoret Øst-Tysklands siste landslagsmål før sammenslåingen av de to tyske forbundene.
Diğer yandan "c" harfi a, o, u nun önünde k gibi okunur.Bokstaven a vil alltid være for eksempel j, slik som i eksemplet over.
Resmin sağ köşesinde, kapının önünde duran kişi José Nieto Velázquez'dır.Personene i Las Meninas er, fra venstre mot høyre: Diego Velázquez.
Bu verilere göre Monte Pissis Ojos del Salado önünde Dünya'nın en yüksek volkanı olarak kabul edilecekti.Dermed er det Ojos del Salado i samme fjellkjede som er verdens høyeste vulkan.
Sachs evinin önündeki feneri yakar ve sokak aydınlığa bürünür.Han tilbringer tiden foran datamaskinen på rommet sitt, med lysene av.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.Misalnya, John Dalton tidak mempertimbangkan kemungkinan ini.
Leporello Donna Anna'nin evi dışında evi gözü önünde tutmaktadır.Leporello sedang menjaga di luar rumah Donna Ana.
Bu efendisinin önünde yürürken oldu.Itu terjadi saat tuannya berbaris di depannya.
Daha sonra gümüş madalya ve son olarak da bronz madalya sayıları göz önünde bulundurulmaktadır.Jumlah medali perak dipertimbangkan berikutnya dan kemudian jumlah medali perunggu.
Binanın önünde küçük bir park ve Rumen şair Mihai Eminescu'nun heykeli yer almaktadır.Di depan bangunan, terdapat taman kecil dan patung penyair Rumania Mihai Eminescu.
Kanun önünde herkes eşittir.Kesetaraan di Depan Hukum: Setiap orang adalah sama di depan hukum.
(Onun önünde olan bir Doğu Almanyalı oyuncu da dahil.)(Lihat Pemimpin Jerman Timur.)
Sezonun ortasında Phoebe'yle Mike Cetral Perk'ın önünde evlenirler.Phoebe dan Mike menikah pertengahan musim di luar rumah kopi Central Perk .
Zoro, dünyanın en iyi kılıç ustası olan Mihawk'ın önünde diz çökerek kendisini eğitmesini istemiştir.Zoro mendengar rumor kehebatan Dracule "Mata Elang" Mihawk yang dijuluki pendekar pedang terbaik di dunia.
Mansur, 4 Temmuz 2013 tarihinde Yüksek Anayasa Mahkemesi önünde yeni görevi için yemin etti.Mansour disumpah di depan Mahkamah Konstitusi Agung pada tanggal 4 Juli 2013.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Hai anak-anak-Ku, hanya seketika saja lagi Aku ada bersama kamu.
Yarın saat ikide Kış Sarayı önünde dileklerini size arz etmeye karar verdiler...Pada pukul 2 siang mereka telah sampai ke depan halaman Istana Musim Dingin.
Ev sahibi olarak İtalya, Ekim 1932'den FIFA tarafından diğer aday İsveç'in önünde seçilmiştir.Italia dipilih sebagai tuan rumah oleh FIFA pada bulan Oktober 1932.
Bu rüyasında Güneş, Ay ve on bir yıldız önünde eğildiler.Ia lalu memuntahkan matahari, bulan, dan bintang.
Bu tahminler göz önünde bulundurulduğunda ölenlerin 80-90%’ı Yahudiydi.Berdasarkan data tersebut, dari 3,8 juta korban, sekitar 80-90% nya diperkirakan adalah orang-orang Yahudi.
2000 yılından itibaren toplumun gözü önünden çekilmiştir.Pada tahun 2000, ia keluar dari mata publik.
Sorumluların hepsi yargı önünde hesap verecekler.Perbuatan-perbuatan setiap orang akan diperhitungkan saat Penghakiman Terakhir.
Dini lider, kanun önünde herhangi biridir; kanunun üzerinde olamaz.Raja tidak berada di bawah hukum, melainkan berada di atas hukum.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Namun ternyata belum selesai, Piala Api mengeluarkan satu nama lagi: Harry Potter.
Bu silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır.Seketika itu pula bayangan Semar tercipta menjadi seorang laki-laki bertubuh bulat yang mirip dengannya.
"Efendim, lütfen sen kulunun önünden git.Daulat tuanku, titah patik junjunglah.
Şato önünde.Oh, di depan tuh.