önünde ile cümle

önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şampiyonluğa ulaşması için önünde sadece 1 galibiyet kalmıştı.Hij hoefde bovendien nog maar één punt te scoren om wereldkampioen te worden.
Önünde kucağında bebek İsa ile birlikte bir Meryem Ana heykeli vardır.Links bovenaan verschijnt de Maagd met het kind Jezus.
Askeri düzenekte cephe önünde savaşan birimler.Alle mannen vertrekken naar het front.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...In 2000 werd een nieuwe lijst van zeven belangrijke problemen opgesteld, de millenniumprijsproblemen.
Paroksismal odaksal hareketler de göz önünde bulundurulmalıdır.Dan moet met de relatieve beweging rekening gehouden worden.
Henry Moore'un „Two large Forms“ isimli eseri eski başbakanlık binası önünde yer almaktadır.Sinds 1979 staat voor het gebouw het standbeeld Two Large Forms van Henry Moore.
Klipte altın rengine boyanan Dolores O'Riordan bir haçın önünde görülür.In de video is Dolores O'Riordan te zien, geheel bedekt met goudkleurige make-up en staand voor een kruis.
Komşuların arabası kapımızın önünde duruyor.De auto van de buren staat bij ons voor de deur.
13 Haziran'da 200 kişi İran'ın Londra büyükelçiliği önünde gösteri düzenledi.13 czerwca 2009 dwieście osób manifestowało przed ambasadą irańską w Londynie.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny nieświadomie zabija go w obecności jego syna, następnie zostaje ranny podczas ucieczki.
Hemedan önünde iki kardeş savaştı.Na froncie zachodnim walczyli jej dwaj bracia.
BeBox'ların önündeki işlemci yük monitörleri de "blinkenlights" olarak adlandırıldı.Lampki pokazujące obciążenie procesorów komputera BeBox również były nazywane blinkenlights.
Daha sonra Andropov'un bu süreçte ciddi şekilde hasta olduğu ve göz önünden çekildiği bildirildi.Później ujawniono, że w tym czasie Andropow był poważnie chory i zrezygnował z pokazywania się publicznie.
Klipte altın rengine boyanan Dolores O'Riordan bir haçın önünde görülür.W klipie można zobaczyć Dolores O’Riordan pokrytą złotą farbą i otoczoną dziećmi.
Genellikle yaklaşmakta olan sıcak veya oklüzyon cephesinin önünde bulunurlar.Zwykle są zwiastunem zbliżającego się frontu ciepłego lub zokludowanego.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nie doznają oni cierpienia, lecz nieustannie towarzyszy im uczucie tęsknoty.
Anlatıcının önündeki masada yedi uzun mum yanmaktadır ve mumlar eridikçe adamın kurtulma umutları da azalır.Przed nim stoi na stole 7 cienkich białych świec, a gdy te się topią, również i jego nadzieje się zmniejszają.
Fakat önünde gidilmesi gereken oldukça uzun ve yokuş yukarı bir yol bulunmakta idi.Zdawał sobie sprawę, że czeka go jeszcze długa i ciężka droga do sukcesu.
Xuanzang'ın heykeli tapınak alanının önünde durmaktadır.Przed świątynią stoi posąg mnicha Xuanzanga.
Herkes kanun önünde eşittir.Wszyscy są wobec prawa równi.
Tüm çekimler yeşil fon önünde yapıldı.Całość kompozycji ukazana została na zielonym tle.
Önünde bir 15. yy.dan kalma soylu armasi resmi bulunur.15 min.) znajduje się kolejne miejsce pamięci narodowej.
Kraelear Kraliçe’nin önünde durdu.Kunegunda wstawia się za nią u królowej.
Caminin önünden Mithatpaşa Caddesi geçmektedir.Od strony ulicy nawę poprzedza przedsionek.
Üç kişi tarafından, çocuklarının gözleri önünde elektrikli testereyle öldürülmüştür.Została brutalnie zamordowana na oczach obu córek.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Za każdym razem stwierdzono pojedyncze osobniki.
Bu Amir'in kamu önünde yaptığı son siyasi açıklamaydı.To nie była pierwsza polityczna próba Amory’ego.
"Efendim, lütfen sen kulunun önünden git.Ulubiony ustrój Pana Boga, z przedm.
Soyluluk unvanları kaldırıldı ve herkes kanun önünde eşit kabul edildi.Godziliśmy się na wszystkie ustępstwa i niech każdy z was pamięta o tym na froncie.
İsimlerin önünde tarih atılmış.Historia zapisana w nazwach.
Birden önünde Caleb belirir.W późniejszym czasie zaczęła czuć coś do Caleba.
Bu ayrım yapılırken ülkenin coğrâfi ve ekonomik durumu göz önünde bulunduruldu.Nałożyła się na to także izolacja i status ekonomiczny regionu.
Ancak bir gün Josh sokağın ortasında, Abe'in gözlerinin önünde vurularak öldürülür.Pewnego wieczoru Marty zostaje zastrzelony na ulicy na oczach brata.
Black Comet her elli yılda bir Dünya'nın önünden geçmektedir.Kometa przybliża się do Słońca co 33 lata.
İri gözleri, başlarının yanında değil önündedir.Oczy nie sięgają przedniej krawędzi przedplecza.
Oyuncu, oyuncakların hareketlerini önündeki ekrandan takip eder.W celowniczkach gracze oglądają akcję zza oczu postaci.
6 Haziran - Venüs Güneş'in önünden geçti.3 czerwca – przejście Wenus na tle tarczy Słońca.
Meçhul Asker Anıtı'nın önünde gözcü değişimi.Zmiany w radzie nadzorczej Małpki SA.
İsminin önünde kimi zaman sıfat olarak Yakutça bir kelime olan "Aan" kullanılır.Przedimek używa się zawsze, jeśli w nazwie występuje wyrażenie z of.
Kanun önünde herkes eşittir.W obliczu prawa wszyscy powinni być równi.
Askeri düzenekte cephe önünde savaşan birimler.Władze naczelne Pogotowia Bojowego.
Dans kulübünün önünde yeni danslarını sergilerler ve Baltimore'un en iyi dans grubu seçilirler.Miałaby wyjechać do innego kraju i tańczyć w jednym z najlepszych zespołów baletowych.
İki takım arasında ilk maç ertesi yıl 600 seyirci önünde oynandı.Drugi sezon, podobnie jak pierwszy, również przyciągnął przed telewizory setki tysięcy widzów.
1975 yılında CIA'in Atina'daki şefi Richard Welch'i evinin önünde silahlı saldırı sonucu öldürülmüştür.23 grudnia 1975 roku bojownicy zamordowali szefa placówki CIA w Atenach Richarda Welcha.
İmparator telaşlandı, zira önünde iki seçenek vardı.Król Jagiełło do wyboru miał dwie trasy.
Kültürü oluşturmada insanın temel ihtiyaçlarının rolü göz önünde bulundurulmalıdır.Pamiętajmy, że kultura decyduje o dużej części naszych potrzeb.
Burada, Donghae ve Eunhyuk askere gitmeden önce son kez, halk önünde bulunmuşlardır.Był to ostatni album wydany, zanim Eunhyuk, Donghae i Siwon wstąpili do wojska.
Alay Köşkü önünde büyük bir kalabalık toplandı.Przed siedzibą poczty zebrał się tłum.
Hatta padişah önünde hançerler çekildi.Na jej czele stanął Mečys Gedvilas.
Final Münih'teki Olympiahalle'de 9,000 seyirci önünde oynanmıştır.Podczas Igrzysk Olimpijskich stadion pomieścił 91 000 widzów.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.Zasada równego traktowania w zatrudnieniu – jest jedną z podstawowych zasad prawa pracy.
Türk geleneğinde kadınların düğünlerde erkeklerin önünde oynaması hoş görülmezdi.Podobnie jak w starożytnej Grecji kobiety zamężne nie uczestniczyły w spotkaniach towarzyskich mężczyzn.
Dalız merkezde olmak üzere; önünde salyangoz, arkasında yarım daire kanalları yerleşir.Do przodu przedsionek łączy się ze ślimakiem, a do tyłu przechodzi w kanały półkoliste.
Bayram sabahı sahah namazı öncesi evlerin önünde ateş yakılır.Zapala się ją w czasie wieczornic i modlitw porannych.
Elinde bir çekiç ve önünde bir örs ile betimlenir.Widoczna jest tylko wyrazista twarz i skrzyżowane na piersiach dłonie.
22 Temmuz 1980'de evinin önünde vurularak öldürüldü.26 lipca 2014 został zastrzelony w pobliżu miejsca zamieszkania.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.Chiya-î Bêtirxên (kurdiska: چياى بێترخێن, arabiska: Chiyā-i Bētirkhēn, جبل بيترحين) är ett berg i Irak.
Bir sonraki örtülme, Venüs'ün tekrar Spica'nın önünden geçeceği 2 Eylül 2197 tarihinde gerçekleşecektir.Nästa förmörkelse kommer att inträffa 2 september 2197, när Venus återigen passerar framför Spica.
50 Cent, büyükannesinin evinin önünde vurulduktan sonra plak şirketinden ayrıldı.50 Cent fick sedermera sparken av sitt skivbolag efter att ha blivit skjuten 9 gånger utanför sin mormors hus.
Her şey dün gibi gözümün önünde.Som om han såg allt framför sig.

İlgili Sayfalar