önünde ile cümle

önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kızıl birlikler Kremlin'in önünden geçit töreni yaptılar ve doğru cephe hattına yürüdüler.As tropas soviéticas passaram pelo Kremlin e depois seguiram directamente para a frente de batalha.
Priscus, Bizans Senatosu önünde getirildi ve Herakleios tarafından ihanetle suçlandı.Prisco foi levado ao senado, onde foi acusado por Heráclio de traição.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eles então compartilham uma bebida e olham pela janela em silêncio.
Genellikle festivallerde ve bazı barlarda yalnızca musluk, fıçı olmadan göz önündedir.O mesmo acontece em bares e pubs, onde não é habitual deixar gorjeta.
Bunun üzerine binlerce insan gece kulübünün önünde belirdi.Foi apresentado oficialmente no estádio do clube, frente a milhares de fãs.
Not: 2014 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.Exemplo: Qual a Indicção do ano 2014?
Geri yazma yöntemi bu konu göz önünde bulundurularak tasarlanmalıdır.A perspectiva projeção transformação necessita de ser aplicada a esses pontos.
Kalkan, merlin balığı ve flamingo göz önünde tutulmuştur.O escudo está flanqueado por um merlin e um flamingo.
Muhafızlar, hemen I. İoannis önünde diz çökmüşler ve onu imparator olarak selamlamışlardır.Os soldados, com as armas ainda nas mãos, saudaram-no como Imperator.
Herkesin gözü önünde ona cop soktular.Seu gesto faz com que todos se curvam diante dela.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Primeiro Axioma menor: Só aposte o que valer a pena.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Só é conhecido um sobrevivente: Harry Potter.
Ancak, henüz toplum önünde sergilenmiş olan hali hazırda kullanıma hazır bir çalışma bulunmamaktadır.Não se espera que isso aconteça, a menos que a economia já esteja em pleno emprego.
Dindar Tiberius'un kardeşinin cenazesinin önünde Roma'ya kadar yürüdüğü anlatılır.Foi registrado que o pio Tibério caminhou à frente do corpo de seu irmão por todo o caminho de volta a Roma.
Hemen önünde Kozmonotlar Anıt Müzesi yer alır.Sob a estrutura monumental está localizado o Museu Memorial da Cosmonáutica.
Araba garajın önünde.O carro está em frente à garagem.
Eviminizin önünde park edilmiş bir araba var.Há um carro estacionado em frente à nossa casa.
Yüksek Mahkeme önünde savunduğu 32 davadan 29'unu kazandı.Hij won 29 van zijn 32 zaken bij het Hooggerechtshof.
Bu silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır.De oed hanteert hij daarbij (als stijl) als een gitaar.
Zerdüştiler ateşe tapmazlar, ancak ateşi yüceltirler onu kıble kabul ederek ateş önünde dua ederler.Blij zijn zij niet met hun lot, zij wonen in Niflhel (de burcht) waar zij Hel moeten dienen als slaven.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.Op 2 mei verzamelde zich een grote menigte op het plein voor het Koninklijk Paleis.
Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi.Het oudste gedeelte ligt op een heuvel, het nieuwere gedeelte eronder.
Ailesi savaş sırasında gözlerinin önünde öldürülmüştür.Zijn gezin werd in de oorlog gedood.
Yazılım tasarımında bazı etmenler göz önünde bulundurulur.Voor ontwerpers iets om terdege rekening mee te houden.
Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın.Gij vraagt er hun geen beloning voor.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.Dit zegt Gods Woord niet, maar dat God is, die Hij is , en een beloner degenen die Hem zoeken .
Herkes kanun önünde eşittir.Iedereen werd gelijk voor de wet.
Kul, rüzgarın önünde sürüklenen yaprak gibidir.Zij zijn als kaf dat verwaait in de wind.
Mahkumlardan biri idam sehpasının önünden kaçtı.Een moordenaar is uit de gevangenis ontsnapt.
Senin önünde durmaya hakkımız olmadığı halde, suçlarımızın içinde önünde duruyoruz" der.En voorspelt bij gelegenheid de ondergang van onze corrupte Geestelijkheid, dan op hun hoogtepunt.")
"Efendim, lütfen sen kulunun önünden git.Priesters, met het kruis vooraan!
Bunlar, diğer taşların önünde bir duvar oluştururlar.Hieronder volgt een overzicht van de staande stenen.
Black Comet her elli yılda bir Dünya'nın önünden geçmektedir.Ze leven op een grote komeet, die elke 50 jaar langs de aarde vliegt.
Garsonun yemeği adamın önünden almasına da engel olur.Ook brengen venters aan de weg etenswaren aan de man.
Kanun önünde eşitlik kanunlar hiçbir vatandaşa ayrıcalık tanımamalıdır.Gelijkheid voor de wet: De wetten mogen geen speciale privileges geven aan bepaalde burgers.
Seyirciler sahnenin önünde otururlar.Ze hebben zitplaatsen voorin bij het podium.
Her şey dün gibi gözümün önünde.Alles stond er nog net zoals de avond ervoor.
Gösteriler, 200-300 kadar öğrencinin Brejnev Meydanı'nda, Parti binası önünde toplanmasıyla başladı.300-400 mensen kwamen in de open lucht bijeen nabij de Lochdonhead Bridge.
Cooper esasında yalnızca metal içinde yalıtılmış iletken çift formunu göz önünde bulundurmuştu.Cooper dacht in eerste instantie dat een geïsoleerd paar zich vormde in een metaal.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Er is maar één persoon die deze vloek tot nu toe heeft overleefd, en dat is Harry Potter.
Bu atılım, sporun 25 yıllık olduğu göz önünde alındığında büyük bir yenilik olarak sayılabilir.Dit was indertijd een innovatie, aangezien de sport toen nog maar 25 jaar bestond.
Hemedan önünde iki kardeş savaştı.Zijn twee zoons streden aan het front.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Hij was voorzien van een boeggolfkeerplaat aan de voorzijde.
İlk sahne alışları ise kendi evlerinin bodrum katında 20 kişi önünde olur.Het eerste optreden vond plaats in de kelder van één van de buren voor twintig fans.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.Aan deze zijde bevindt zich een kleine tuin.
(Onun önünde olan bir Doğu Almanyalı oyuncu da dahil.)(Hij verbleef al enkele jaren in de Duitse deelstaat Hessen.)
Bu kararlar, irticayı Türkiye'nin önündeki en büyük tehlike olarak saptadı.Volgens hen was dit de centrale die het meeste gevaar opleverde in Japan.
Muhafızlar, hemen I. İoannis önünde diz çökmüşler ve onu imparator olarak selamlamışlardır.De bevolking van Ioannina begroette haar onmiddellijk als hun vorstin.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Het is belangrijk om alle factoren die van invloed kunnen zijn op de klachten in kaart te brengen.
Şato önünde.Het kasteel Voorst.
Mescidin önünde bahçesi, bahçede büyük bir çınar ağacı ve şadırvanı bulunmaktadır.Naast de hoeve bevindt zich een tuin en een boomgaard.
İlk cinayet bir hastane önünde işlenmiştir.Een eerste conflict betrof het Hôpital général.
Her gözün önünde kırmızı etli bir ibik vardır.Rond de ogen bevinden zich een rode vlek.
Birden Euridice bir ruh gibi gözleri önünden kaybolur.Gerritsen zou uiteindelijk het zicht aan een oog verliezen.
Hollanda: Enschede, Anıt TwentseWelle müzesinin önündedir.Dit in Enschede gevestigde instituut is opgegaan in museum TwentseWelle.
Göz alabildiğince dağlar uzanıyordu önünde.Voor hem zag hij bergen zo ver als het oog reikte.
Okul önünde büstü konmuştur.Tegenover de school is een feestzaal.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".En je wordt ouder."
Penumbra, bu durumda Ay Güneş’in yalnızca bir kısmının önünde durmaktadır.Het overgrote deel hiervan bevindt zich aan de naar de aarde gerichte zijde ('voorkant') van de Maan.
Tarım, ekoloji ile ele alındığında, bir operasyonun sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulur.Wanneer een hond er wel veel last van heeft kan besloten worden tot een operatie.

İlgili Sayfalar