önünde ile cümle

önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bulgar kıyıları önündeki Osmanlı ablukası devam etti.أستمر الحصار العثماني على مشارف سواحل البلغار.
Dindar Tiberius'un kardeşinin cenazesinin önünde Roma'ya kadar yürüdüğü anlatılır.تم تسجيل أن تيبيريوس التقي مشي أمام جثة أخيه على طول الطريق إلى روما.
Auvinen Kalmi'yi bir grup öğrencinin gözleri önünde okul bahçesinde yedi kere vurarak öldürdü..أطلق أوفينن النار سبع مرات على كالمي على مرأى مجموعة من طلاب الصف التاسع في ساحة المدرسة مودياً بحياتها.
Duvarların önünde de çit veya hendek olabilir.يمكن أن يوجد علب فردية أو مكان للسكن على طول الحائط.
Ordusunu Şam önünde bırakarak Kahire'ye döndü.عاد إلى القاهرة مع ركب الحجيج.
Nihat sayesinde mahkemede serbest kalan Bülent, basının önünde kamuoyundan özür diler.القاضي يطلق سراح فير ويعتذر نيابة عن باكستان.
Daha sonra, Mars'ın etki alanına yaklaşana kadar sadece Güneşin etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.وبعد ذلك، يتوجه تفكير الشخص إلى جاذبية الشمس فقط لحين وصول المسار إلى جوار كوكب المريخ.
Camlar Şehri'nde Alec, Magnus'ı ailesinin önünde dudaklarından öper ve onlara bir eşcinsel olduğunu söyler.في كتاب مدينة الزجاج قبَّل إليك ماجنوس أمام والديه وكشف لهم أنه مثلي الجنس.
İkisi birlikte çalılar önünde yürüyorlardı tanıklara göre.ويبدو أن أحدهما تم أكله، وفقا لشهود العيان.
Parlement'lar mali reformların önünde de büyük engel oluşturuyorladrı.كما كانت البلاد بطيئة في تنفيذ الإصلاحات الهيكلية.
Krallar onun önünde secdeye varıp ona ibadet ettiler.فذهب زردشت وتقدّم إلى الملك ودعا له وبارك عليه.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.فإذا علم المؤمن أن الدنيا فانية، ومتاعها قليل، وما فيها من لذة فهي مكدّرة ولا تصفو لأحد.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.فإن لم يؤد عنه السلطان، فإن الله تعالى يقضي عنه، ويرضي خصمه.
Oyuncu, oyuncakların hareketlerini önündeki ekrandan takip eder.يتحرك اللاعب بواسطة أسهم توجد على الشاشة.
Kanun önünde herkes eşittir."الناس متساوون أمام القانون.
Bu yöntem farklı seçeneklere mal olan fırsatları göz önünde bulundurmayı içerebilir.وقد يتضمن ذلك النظر في تكلفة الفرصة البديلة للبدائل المختلفة.
Bu amaçla soyluluk unvanları kaldırılarak tüm vatandaşlar yasalar önünde eşit kabul edildi.مع تأسيس الديموقراطية كان لكل المواطنين امتيازات متساوية في المجلس.
Her yolcunun önünde 57 santimetrelik özel ekranlar yer alıyor.إمبراير 190 شاشات لمس فردية في كل مقعد.
Pavlov'un evi önünde, Paris'i ele geçirmek için ölen Alman'dan daha fazla Alman öldüğünü söylerdi.تشويكوف عبر مازحا أن الألمان الذين ماتوا محاولين احتلال منزل بافلوف أكثر من الذين ماتوا لاحتلال باريس.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...لها أربعة جبال مشهورة: جبل السبع.
4 Eylül 1990'da evinin önünde düzenlenen suikast ile öldürülmüştür.ثم قتلت في 6 تشرين الأول (أكتوبر) 1990 بواسطة طرد مفخخ أمام منزلها.
Kız evi önünde büyük bir kalabalık olur.الأميرة صيته بنت جلوي.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.A evidência para isso é o verso em que Alá diz (interpretação do significado): 'E as montanhas como estacas' .
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.A igualdade perante a lei é um dos princípios básicos do liberalismo.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.Antiautoritários geralmente acreditam em plena igualdade perante a lei e fortes liberdades civis.
Birkaç gün sonra, bir kez daha hapishaneden alınmış ve bir İslam Devrimi hakiminin önünde sorguya çekilmiştir.Alguns dias depois, foi novamente interrogada em frente de um Juiz Revolucionário Islamico.
İlk olarak 1951'de önerilen bu model, üç doğrudaş atomun bağlanmasını göz önünde bulundurur.Este modelo, proposto inicialmente em 1951, considera a ligação de três atomos colineares.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Os homens de Antalas fugiram diante dele, mas Artabanes não os perseguiu e voltou.
O sırada Dan, Carl'ın üzerine çıkar ve ona babasının gözlerinin önünde tecavüz etmeyi planlamaktadır.Enquanto isso, Dan fica em cima de Carl, planejando estuprá-lo na frente de seu pai.
Lee Soon-ok, altı yıl orada hapsedildi ve Amerika Birleşik Devletleri Senatosu önünde tanıklık yaptı.Lee em Breve-ok , foi preso por seis anos no local e testemunhou perante o Senado dos Estados Unidos.
1987 yılında Moskova' da Oleg Romanişin ve Sergey Dolmatov'un önünde olan ilk kişiydi.Em 1987, obteve o primeiro lugar em Moscou, à frente de Oleg Romanishin e Sergey Dolmatov.
Avar Ordusu, Temmuz 626'da Konstantinopolis şehri önünde geldi.O exército ávaro chegou diante de Constantinopla em julho de 626.
13 Haziran'da 200 kişi İran'ın Londra büyükelçiliği önünde gösteri düzenledi.Em Bruxelas, no mesmo dia, 300 pessoas protestaram em frente à embaixada do Irã.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny involuntariamente mata-o na frente de seu jovem filho, que então é ferido durante a fuga.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.Na frente dela havia um minúsculo pátio.
Önünde bir avlu bulunur.Tem um macaco na frente.
Yüksek Mahkeme önünde savunduğu 32 davadan 29'unu kazandı.Ao todo, Marshall venceu 29 dos 32 casos em que argumentou na Suprema Corte.
Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi.Míguez era um remanescente, ainda que mantivesse a alternância com Montaño.
1785'te Victor Race’ı Paris’e götürüp Mesmer’in önünde, keşiflerine ilişkin bir gösteri yaptı.Em 1785, ele traz Victor Corrida em Paris para demonstrar suas descobertas antes de Mesmer.
Standart üç nötrino teorisi göz önünde bulundurulduğunda, bu matris 3x3'tür.Quando a teoria de três gerações de neutrinos é considerada, a matriz PMNS é 3x3.
Orada, sonunda Konstantinos Dukas tarafından tutuklandı ve Bizans Senatosu önünde yargılandı.Lá, foi por fim capturado por Constantino Ducas e levado para julgamento diante do senado.
530'da Persler duvarlarının önünde yenildi.Em 530, os Sassânidas foram derrotados sob as suas muralhas.
Ama Tedder’ın mikrofonun önündeki insan olma arzusu hala dipdiriydi.No entanto, o desejo de obter sucesso de Tedder estava ofuscado atrás do microfone.
64 yılıyla birlikte, Nero popülaritesini arttırmak için Neapolis'te halk önünde söylemeye başladı.Em 64, Nero começou a cantar em público na cidade de Nápoles, visando aumentar a sua popularidade.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.Entretanto, se o sujeito for suprimido, juntamente com o predicado, não haverá contradição nenhuma.
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.Tetsuo se ajoelha diante de seu mestre.
Osmanlı döneminde, Avrupa göz önünde bulundurulduğunda, popülist antisemitizm, oldukça nadirdi.Quando Jack entra na 'Cidade do Natal' é algo escandalosamente Seuusniano.
Herakleios'un önünde mor ihtişamına hürmeten saygıyla selam verdi.Tolstoi, em plena glória, o saudou com entusiasmo.
2009'da fazla göz önünde bulunmadılar.Em 2009, sofreu bastantes críticas.
Herkes kanun önünde eşittir.Tratamento igual a todos perante à lei.
Çarpışma Luke'un gözleri önünde başlamıştır.Assim a sorte está lançada nas mãos de Luke.
Sikkenin önünde Mysterium Cosmographicum'dan gelen iç içe küreler var.Na frente dele na moeda está o modelo de esferas alinhadas e poliedros do Mysterium Cosmographicum.
Amcası Samuel Romilly Roget'nin gözleri önünde intihar etti.O seu pai e a sua esposa morreram muito jovens e o seu tio Samuel Romilly suicidou-se na presença de Roget.
Krallar onun önünde secdeye varıp ona ibadet ettiler.O rei (Alâfin de Oyó) também comparecia e era recebido com oferendas.
Böylece Tanrı önünde doğru olanı yapan Amaziah Edomlulara karşı zafer kazandı.Deus ajuda quem cedo madruga A prática leva à perfeição.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Tem o vício de brincar com os peitorais.
Önündeki 11 yıl boyunca muhteşem matematikçi olarak hayatının en verimli dönemini geçirdi.Os próximos onze anos como matemático imperial foram os mais produtivos de sua vida.
Önünde ne görürse yer.Estou olhando para o que pode vir pela frente.
Öğretmenin kendisi Tanrı'nın önündeki belirtidir."O professor é a manifestação do próprio senhor".
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Ainda continuava a fugir aos impostos.

İlgili Sayfalar