önünde ile cümle

önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Öğretmenin kendisi Tanrı'nın önündeki belirtidir."Inoltre «la confessione deve essere solo nel segreto davanti a Dio».
Bu aynı zamanda yasak olup, bir insanın önünde melekten insana dönüşüm yapmıştır.Anche lei era umana prima di essere reincarnata in un Demone.
Caminin önünde bir çesme, Altunizade ailesine ait bir mezarlık yer alır.Dal cortile centrale, un sentiero conduce verso il piccolo cimitero di famiglia.
Benim içinde olduğum araç ise konvoyun en önündeydi.La parte più pregiata della vettura era sotto il cofano.
Hill buradan Alesi'nin önünde üçüncü olarak çıkmayı başardı.Hill chiude terzo dietro proprio al brasiliano.
Seyirciler sahnenin önünde otururlar.I musicisti sono posti sulla parte frontale della scena.
Kraelear Kraliçe’nin önünde durdu.Gideon affronta la regina.
Daha sonra Diyarbakır Tıp Fakültesi önünde buluşmak için anlaşılır.In seguito si immatricolò presso la locale facoltà di medicina.
Önünde bir avlu bulunur.Di fronte è presente un trullo.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Egli era preposto alla riscossione delle imposte.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Gioca nel ruolo di palleggiatrice nel Thīras.
Son hafta Real Madrid, Sociedad'ın 2 puan önündeydi.Il Real Madrid arrivò al secondo posto in campionato, dopo la Real Sociedad.
Köyün doğusunda küçük bir tepe, hemen önünde ise küçük bir çay bulunur.In cima alla collina, nei pressi di un piccolo stagno si trova un Linga.
Gezegen 2007 yılında yıldızının önünden geçerken optik olarak gözlemlenmiştir.Nel 2007 fu osservato un transito del pianeta sulla propria stella.
Jack Coleman Sylar'ın hücresinin önünde dururken kamera arkası görüntüsü.Lo si può individuare dietro la cabina telefonica dove c'è Jack Favell.
İzleyiciye sol tarafını dönmüş olan kadın bir ayna önünde yüzünü pudralamaktadır.La donna tiene nella sua mano destra uno specchio, rivolto verso lo spettatore.
Bu sayede Ravenloft'tan çıkmasının önündeki engeli kalkmış olur.Da qui in poi scorre in pianura in direzione di Ravenna.
Göz çukuru önündeki mesafe, göz çapından en az iki kat daha uzundur.La distanza degli occhi è inferiore ai due terzi della lunghezza del muso.
İlk halk önünde çalışını 1896'da Collone Konserleri'nde Beethoven'ın 3. Piyano konçertosu'nu çalarak yaptı.Debuttò al Concerts Colonne nel 1897, suonando il Terzo Concerto per pianoforte di Beethoven.
Ayrıca dizi seyirciler önünde özel bir stüdyoda canlı olarak çekilmektedir.Ed infine, dovranno esibirsi in uno spettacolo comico davanti ad un pubblico.
Damadı, oğullarının önünde tahtın varisi oldu.I suoi figli sarebbero diventati gli eredi al trono.
17 Temmuz 1998'de evinin önünden gece yarısı eşi Orhan Kuriş etkisiz hale getirilerek kaçırılmıştır.La mattina di domenica 27 luglio 2008, Ivins fu trovato privo di sensi in casa propria.
Ondalık noktasının önündeki sayının değişmesi ise büyük bir değişiklik gösterir.Una riforma, in qualunque direzione, si sta rivelando difficile.
Burada benzeri yerlerde anıların 1897-1898 yıllarında yazıldığı göz önünde bulundurmalıyız.Pensieri in libertà per ricordare 1789.
Adaylar aile ya da kişisel itibarları göz önünde bulundurularak seçilirdi.Tuttavia, gli alti funzionari erano scelti tenendo conto della cittadinanza.
Ayın önünden bir bulut geçti.Облако прошло перед луной.
Garın önünde banka var.Перед вокзалом банк.
Önünde koca bir hayat var.Перед тобой вся жизнь.
Garın önünde fıskiyeli çeşme var.Перед вокзалом есть фонтан.
Kanun önünde herkes eşittir.Перед законом все равны.
Önünde ne var?Что перед тобой?
Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.Молодой человек поет перед дверью.
O, herkesin önünde konuşmaya alışkındır.Он привык говорить публично.
Evimin önünde büyüleyici bir pasta salonu var.Напротив моего дома есть очаровательная кондитерская.
Tom ve Mary kütüphanenin önündeki basamaklarda oturuyorlardı.Том и Мэри сидели на ступеньках библиотеки.
Tiyatronun önünde buluşacağız.Встретимся перед театром.
Kütüphanenin önünde buluşacağız.Встретимся перед библиотекой.
Yol konağın bahçesinin önünden geçiyordu.Дорога шла мимо барского сада.
Duam önünde yükselen buhur gibi, el açışım akşam sunusu gibi kabul görsün!Да направится молитва моя, как фимиам, пред лицо Твоё, воздеяние рук моих – как жертва вечерняя.
Tom'un evinin önündeyim.Я перед домом Тома.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.В горах их застал ливень, и они укрылись от непогоды в одной из пещер.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.2 мая перед Королевским дворцом в Мадриде начала собираться толпа.
Cihazın önünde 4.7 "Super LCD ekran bulunuyor.Спереди аппарата расположился 4,7 » Super LCD экран.
Herkes kanun önünde eşittir.Все равны перед законом.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.Перед ним расположен небольшой пейзажный сад.
İlk şehrin tüm nüfusunun kameranın önünden geçtiğini düşünelim.Представьте, что все население города в 1 млн пройдет перед камерой.
Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi.Верхняя часть горы сложена преимущественно из известняка.
Daha sonra gümüş madalya ve son olarak da bronz madalya sayıları göz önünde bulundurulmaktadır.После этого учитывается количество серебряных медалей, далее — количество бронзовых медалей.
Senin önünde durmaya hakkımız olmadığı halde, suçlarımızın içinde önünde duruyoruz" der.Не возлагай на нас бремя, которое Ты возложил на наших предшественников.
1018 başlarında İvan Vladislav, Dyrrhachium'u kuşattı ancak Şubat ayında şehir surlarının önünde öldürüldü.В начале 1018 года Иван Владислав начал осаду Дурреса, но в феврале он был убит под стенами города.
Binanın önünde küçük bir park ve Rumen şair Mihai Eminescu'nun heykeli yer almaktadır.Перед зданием находится небольшой парк с памятником румынскому поэту Михаю Эминеску.
Park alanı terminal kapısının önündedir.Парковка находится прямо перед терминалом.
Şarkının sözlerinin söylenmeye başlanması ile bir masanın önünde şarkıyı söylemeye başlar.Она сказала, что сначала должна песню послушать в нашем исполнении.
Her şey dün gibi gözümün önünde.Все в мире как вчера.
Önünde bir avlu bulunur.Перед ним стоит Заяц.
Önündeki ve arkasındaki karelere vuruş yapar.Сзади и спереди неё пылают огни.
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.Тогда Дон Кинг забил до смерти своего должника.
Kayser II. Wilhelm'in önünde artık kimse yoktu.Никаких демаршей со стороны Вильгельма II не последовало.
Şato önünde.В замке.
Çekimler genel olarak mavi ekran önünde yapılmıştır.Съемки происходили на фоне «голубого экрана».

İlgili Sayfalar