önünde ile cümle

önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nebukadnezar'ın önünde, ona, secde etmedikçe, hiç kimse duramazdı.Como en antiguas entregas, los djinns no podían faltar.
Kabul edip gelenler Crane, Kauffman ve onların yapım ortağı Kevin S. Bright'ın önünde tekrar okuma yaptı.Aquellos que recibieron otra llamada audicionaron en frente de Crane, Kauffman y su compañero Kevin S. Bright.
Yukarıdaki adımlarda bulunan noktalar göz önünde bulundurularak kök eğrileri çizilir.De los puntos que pasen por la recta, cuáles deben dibujarse.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny le dispara en presencia de su hijo pequeño, y luego es herido de bala en el hombro durante la huida.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.Pero, ciertamente no le mataron, sino que Alá lo elevó a Sí.
Jeff Koons'un bina önünde bir eseri.Puppy de Jeff Koons, a la entrada del museo.
Benim içinde olduğum araç ise konvoyun en önündeydi.Asimismo, el automóvil en el que viajaba Kennedy iba al frente.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.El 2 de mayo, la multitud comenzó a concentrarse ante el Palacio Real.
Sınıfın önünde sunum yapacaktır ve yine hiçbir şey bilmiyordur.Él sabe lo que está haciendo en el estudio y no se equivoca.
Harimde mihrap önündeki büyük kubbeli kare hacim üç yönden daha küçük kubbeli hacimlerle kuşatılmıştır.Tiene tres quioscos en su cima rodeados por trece quioscos más pequeños.
Bu yöntem farklı seçeneklere mal olan fırsatları göz önünde bulundurmayı içerebilir.También da la oportunidad de comentar las distintas opciones disponibles.
Polis konsolosluk önünde önlem aldı.Dieron aviso a la Policía Municipal.
Bu efendisinin önünde yürürken oldu.Para lograrlo buscó caminar en la presencia del Señor.
362 yılında kanun önünde tüm dinlerin eşit olduğunu ilan eden bir kanun çıkardı.Originariamente, el artículo 82 afirmaba que todos los ciudadanos de Letonia son iguales ante la ley.
"Mağaza Çalışanları Remzi Kitabevi Önünde Eylemdeydi".«Indagarán al dueño del predio donde funcionaba Cromagnon».
"Efendim, lütfen sen kulunun önünden git.«Salga el sol por Antequera».
Önünde Hattat Aziz Efendi'nin bir levhası vardır.Arriba hay una imagen de un santo a caballo.
1 Mayıs'ta Kahire önünde kampa girip şehri kuşatmaya başladı.Antes de llegar a Campo Grande, atraviesa la localidad de Primero de Mayo.
Önünde ne görürse yer.Siéntate en frente de ella.
Not: 2015 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.2015: Vivir en la pregunta.
Askerler sarayın önündeki gruba ateş açtılar.Los rebeldes respondieron disparando al frente del ejército de Victoria.
Bundan bir hafta sonra Lahaut evinin önünde iki kişi tarafından vurularak öldürüldü.Fue asesinada dos meses después de un disparo en la cabeza.
Kızlar kamera önünde oynadı ve sahne çekildi.Alcé mi cámara y tomé la escena.
Evin önünde bir telefon alır ve aynı kadın gelir.Wilson se presenta en una dirección y se ve a House.
Terminalin önünde yaklaşık 500 araçlık bir otopark vardır.Existen más de 550 plazas de aparcamiento a las afueras del edificio terminal.
Fucking köyüne gelen turistler, girişte yer alan tabelanın önünde fotoğraf çektirirler.Los turistas suelen hacerse fotos junto a la señal de entrada al pueblo.
Geri yazma yöntemi bu konu göz önünde bulundurularak tasarlanmalıdır.La nueva constitución necesitaría reflejar eso.
Bir başka doktor, kapısının önünde beş kişinin öldüğünü söyledi.Además del piloto, cinco personas más murieron en tierra.
Sahne Marguerite'nin evinin önünde bulunan halka açık meydana kayar.La escena cambia a la plaza en el exterior de la casa de Marguerite.
En çok seyirci önünde oynanan final olmuştur.El espectáculo finalizó con Gaga frente al público.
O, herkesin önünde konuşmaktan nefret eder.Odia parlare in pubblico.
Bir aynanın önünde saçını fırçalıyordu.Si stava spazzolando i capelli davanti allo specchio.
Gençken bilgisayarın önünde zaman harcamak yerine seyahat etmelisin.Adesso che sei giovane dovresti viaggiare invece di passare il tempo davanti al computer.
2.30'da istasyonun önünde Tom'la buluşacağım.Incontrerò Tom alle 2.30 davanti alla stazione.
Tom misafir odası kapısının önünde duruyordu.Tom era in piedi davanti alla porta della stanza degli ospiti.
Herkesin önünde birinin eşini öpmek bazı ülkelerde normal bir davranış olarak düşünülmektedir.Baciare il proprio coniuge davanti a tutti è considerato un comportamento normale in alcuni paesi.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.John Dalton, ad esempio, non considerava questa possibilità.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.Dopo aver valicato le montagne, giunsero nell'Eriador, dove si mescolarono ad altre razze.
Önünde ne görürse yer.Ingoia tutto quello che si trova davanti.
Binanın önünde küçük bir park ve Rumen şair Mihai Eminescu'nun heykeli yer almaktadır.Di fronte all'edificio si trova un piccolo parco e una statua del poeta rumeno Mihai Eminescu.
13 Haziran'da 200 kişi İran'ın Londra büyükelçiliği önünde gösteri düzenledi.Anche a Londra circa 200 persone hanno protestato davanti all'ambasciata iraniana il 13 giugno.
Sheol Geçidinin önündeki olaydan sonra Noel kısa bir süreliğine Ragna ile seyahat eder.Dopo l'incidente nel portale, Ragna viaggia con Noel per un breve periodo di tempo.
Nebukadnezar'ın önünde, ona, secde etmedikçe, hiç kimse duramazdı.Il ritorno di Tesser non giovò al Novara, le cui sorti erano già delinate.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.Davanti alla villa c'è un piccolo giardino.
Ancak çoğu kimseye göre, umutsuzluk, zaten o beklentinin önündeki en büyük engellerden biridir.La maggior parte degli araldisti preferisce il termine losanga forata.
Not: 2014 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.Aspetto già richiamato nel rapporto di Legambiente del 2014.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Davanti agli occhi è presente una macchia dorata.
Kilise'nin önünden bir dere geçmektedir.Una Chiesa vicino a te .
Yarın saat ikide Kış Sarayı önünde dileklerini size arz etmeye karar verdiler...Alle 2 del mattino rientrarono e festeggiarono la vittoria, ignari di ciò che li attendeva.
Onların önünde Kedi Willford bulunur.Sul cofano è presente una hood scoop.
Herkesin gözü önünde ona cop soktular.Uno di questi, però, le mette le mani addosso davanti a tutti.
Herakleios ve Tong Yabgu (Bizans kaynaklarında Ziebel olarak geçer) Narikala'nın surları önünde buluştular.Eraclio e Tong Yabghu (che le fonti bizantine chiamano Ziebel) si incontrarono sotto le mura di Narikala.
Okul önünde büstü konmuştur.Davanti alla scuola è stato innalzato un suo busto.
Göz alabildiğince dağlar uzanıyordu önünde.In lontananza è possibile addirittura scorgere le montagne.
Sizin gözlerinizin önünde şimdi uçacağım.Subito dopo scompare di fronte ai loro occhi.
Genç şairin kesinlikle umut verici bir gelecek vardı önünde.La sua mente brillante sembrava dovesse assicurargli un futuro promettente.
Eserde altın sarısı bir atlas kumaşının önünde genç bir kadın durmaktadır.C'è un ragazzo nero in una Jeep verde dietro di me.
"Efendim, lütfen sen kulunun önünden git.Per carità di Dio, spostatevi dalla via!"
Köyün önünden Yeşilırmak geçer.A piedi per ricucire il Paese.
29 Ağustos 1993'te Jackson, Singapur konseri esnasında 47.000 kişinin önünde 35. doğum gününü kutladı.Il 29 agosto 1993, giorno del suo 35º compleanno, Jackson si è esibito al National Stadium di Singapore.

İlgili Sayfalar