önünde ile cümle
önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dişiliklerini asla göz önünde sergilemezler.Contrairement à ce que l'on croit, ils ne se servent jamais de leurs dents.
Güvenlik bir ölçü aletinde tüm parametrelerin önünde gelmektedir.Temps d'attaque paramétrables pour chaque instrument.
Önünde bir avlu bulunur.Un chien court devant.
Ay Savaşçısı'nın gözleri önünde Luna, Artemis ve Diana'yı öldürmüştür.Sailor Moon oublie tout, jusqu’à son nom et Lethe tue devant ses yeux Luna, Artemis et Diana.
Yazılım tasarımında bazı etmenler göz önünde bulundurulur.Elle peut faire l’objet d’un écrit sur des modèles préétablis.
8 Mayıs 2009 tarihinde 1 UNAMID görevlisi Nyala'da evinin önünde vurularak öldürülmüştür.Le 7 mai 2009, un Casque bleu de la MINUAD est abattu près de son domicile à Nyala.
Bu kitaplardaki hikâyelerin akışında sürekli göz önünde değildir, her zaman görünmez.Nous n'avons jamais lu les livres Nous n'avons pas le temps de le lire.
Grup, küçük topluluklar önünde kulüp konserleri vermeye başladı.Ils firent d'abord de petits concerts dans de petites salles.
2009'da fazla göz önünde bulunmadılar.En 2009 il est encore peu construit.
İstasyonun önünde bir banka vardır.Hay un banco frente a la estación.
Bahçe evin önünde.El jardín está delante de la casa.
Büyük bir kalabalığın önünde konuşacağım zaman gergin olurum.Me pongo nervioso cuando hablo ante una gran audiencia.
Evimin önünde bir göl var.Hay un lago delante de mi casa.
Evimin önünde bir postane var.Hay una oficina de correos delante de mi casa.
Evimin önünde bir zen bahçesi olsaydı harika olurdu.Sería fantástico tener un jardín zen delante de mi casa.
İstasyonun önündeki kafeteryaya girdik.Entramos en una cafetería en frente de la estación.
Araba garajın önünde.El coche está en frente del garaje.
Evin önünde bir bahçe vardır.Hay un jardín en frente de la casa.
Dün evin önünde bir trafik kazası vardı.Ayer hubo un accidente de tráfico en frente de mi casa.
Yarın istasyonun önünde onu göreceğiz.Mañana le veremos delante de la estación.
İstasyonun önünde bir postane vardır.Hay una oficina de correos delante de la estación.
Tom Mary'ye onu kütüphanenin önünde beklemesini rica etti.Tom le pidió a Mary que le esperase delante de la biblioteca.
Biz istasyonun önünde bir otelde kaldık.Nos quedamos en un hotel que estaba en frente de la estación.
Tom, Mary'yi John'un evinin önünde bıraktı.Tom dejó a Mary en frente de la casa de John.
Biz okulun önünde buluştuk.Nos hemos encontrado frente a la escuela.
Evin önünde bir trafik kazası olmuştu.Hubo un accidente de tráfico delante de la casa.
Sınıfın önündeki duraktaydı.Ella estaba parada en el frente de la clase.
Gelecekte önünde mutlu bir gelecek olmasını diliyorum.Espero que tengas un futuro feliz frente a ti.
Lütfen kıskanç olduğumu göz önünde bulundur!¡Por favor mantén presente que estoy envidioso!
Bunu sınıfın önünde yapmalıyım.Tengo que hacer esto antes de la clase.
Köyümüzün önünden nehir geçiyor.El río fluye en frente de nuestra aldea.
Kaldır şu ıvır zıvırı gözümün önünden.Aparta esos cachivaches de mi camino.
Krallar onun önünde secdeye varıp ona ibadet ettiler.Los reyes se postraron ante Él y le adoraron.
Bazı sağcı öğrenciler ise evinin önünde protesto gösterileri yaptı.En efecto, hubo estudiantes de derecha que llegaron a realizar protestas frente a su casa.
Önünde bulunan yaya kaldırımı üzeri kemerli olarak kapalıdır.Si es verdad, la hará arrodillarse ante él.
Oyun, Alyx babasının cansız bedeninin önünde ağlarken biter.El juego termina con Alyx llorando sobre el cuerpo de su padre.
Binanın önünde küçük bir park ve Rumen şair Mihai Eminescu'nun heykeli yer almaktadır.Frente al edificio hay un pequeño parque y una estatua del poeta rumano Mihai Eminescu.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.Dalton, por su parte, no consideró esta posibilidad.
6 Temmuz 1996 günü evinin önünde vurularak öldürüldü.El 6 de julio de 1996 fue asesinado fuera de su casa.
530'da Persler duvarlarının önünde yenildi.En 530 los persas fueron derrotados ante sus murallas.
29 Ağustos 1993'te Michael, Singapur'da 47.000 kişinin önünde 35. doğum gününü kutladı.El 29 de agosto, Jackson se presentó frente a 47.000 personas en su 35° cumpleaños en Singapur.
Videoda Rihanna, West ve McCartney beyaz bir fon önünde performans sergiliyorlar.El video muestra a Rihanna, West y McCartney realiza en escena sonora totalmente blanco.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".«El envejecimiento se ve por los ojos».
Osmanlı Türkleri ve Venediklilerin önünde, Bizans imparatoru II. Andronikos yardımını talep etti.Ante los turcos y los venecianos, el emperador bizantino Andrónico II Paleólogo apeló por su ayuda.
Herkes kanun önünde eşittir.3.- Todas las personas son iguales ante la ley.
Geçen on yıllarca birçok proje göz önünde tutuldu.En la última década ha destacado por varios proyectos.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Los hombres de Antalas huyeron antes, pero Artabanes no los persiguió.
Kierkegaard, Tanrı ve sonsuzluk önünde yapayalnız olmak anlamında insanın varoluşundan söz eder.Kierkegaard: estamos solos ante nosotros mismos y ante Dios.
İkinci turda kalan üç yarışmacı jüri üyeleri ve seyirciler önünde gerçekleştirildi.En la segunda ronda, los tres concursantes restantes actuaron frente al jurado y al público.
T-Bag hücre arkadaşının Michael'in önünde yattığını görünce bunu Michael'in yaptığını düşünür.Cuando T-Bag ve a su amigo muerto al lado de Michael, piensa que Michael fue el responsable.
Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın.No te postrarás ante ellas, ni les rendirás culto.
Şato önünde.Ante el castillo.
Sezonun ortasında Phoebe'yle Mike Cetral Perk'ın önünde evlenirler.Phoebe y Mike se casan a mitad de temporada, en la calle frente a la cafetería Central Perk.
Kraelear Kraliçe’nin önünde durdu.Arrodilléme delante de la reina...
Küçük tekne yapımcılığı geçim kaynaklarının önünde gelmektedir.Los dispositivos comienzan a flotar delante de cada niño.
Kilise önünde bulunan şehir meydanı daha önceki kiliseye bağlı bir mezarlık idi.La pequeña plaza al lado de la iglesia fue en antaño un cementerio.
Önünde küçük bir bahçesi vardır.A su lado cuenta con un pequeño jardín.
Beverly Hills'teki evinin önünde fenalaşan Heavy D, Cedars-Sinai Medical Center'a kaldırıldı.Se desplomó frente a su casa de Beverly Hills y fue llevado al hospital Cedars-Sinai Medical Center.
Ailesi ve kendisi için bu, her şeyin önünde yer alır.Viven por y para su comunidad y todo lo comparten entre sí.
Hemen önünde Kozmonotlar Anıt Müzesi yer alır.En su interior está localizado el Museo de Cosmonáutica.