ölmek ile cümle
ölmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Henüz ölmek istemiyorum.Ik wil nog niet sterven.
Hastalığa yakalananlar yarım saat içinde ölmektedir.Choroba zabija ludzi w przeciągu pół godziny.
Hava kirliliği yüzünden her sene 7 milyon kişi ölmekte.Rocznie z powodu zanieczyszczenia wody i powietrza umiera 6 mln ludzi.
Takım arkadaşlarına "Ölmek üzereymişim gibi hissediyorum" dedi.Powiedział: „Wiem, jak to jest być martwym”.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.Nie jest pewne jak długo żył i kiedy umarł.
Padme ölmek üzereyken R2-D2 tarafından kurtarılır.W porę jednak ratuje ich R2-D2.
Ölmek üzereyken bir gözü Danzo tarafından çalınmıştır.Umiera człowiek, który kiedyś nauczył ją tańczyć.
Çünkü bu kez doğum sırasında Padme ölmektedir.Tam Padmé umiera podczas porodu.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.Niedługo po powrocie do kraju zachorował i umarł.
"Gülümserken Ölmek: Miklos Feher".Józef Krzyk: Michał Smolorz nie żyje.
Burada mahkûmiyet, ağır ağır ölmekle aynı anlamı taşımaktadır.Z tym że pojmanie do niewoli było niemal równoznaczne ze śmiercią.
Hindistan'da her yıl yaklaşık 15.000 kişi yılan ısırığı sonucu ölmektedir.Około 7 mln ludzi co roku w Indiach jest poddawanych kuracji po ugryzieniach wściekłych zwierząt.
Hastaların bir kısmı, tanıdan sonra bir yıl içerisinde ölmektedir.Niemal połowa chorych umiera w ciągu 10 lat od momentu rozpoznania.
Erzakların tükenmiş olduğundan çoğu hastalıktan ölmek üzereydi.W przypadku wystąpienia wstrząsu większość przypadków choroby kończy się śmiercią.
Bugün, bu iki kullanım da hemen hemen ölmek üzeredir.Dla obu podróż ta prawie okazała się śmiertelna.
İyi tedaviyle, %1’den daha azı ölmektedir.Med bra behandling dör färre än 1 %.
Better Red than dead – "Ölmektense komünist olmak daha iyidir" anlamındaki karşıt slogan.Bättre död än röd – en antikommunistisk slogan.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.En dag, när han kände döden komma närmare, kallade han på sina söner och bad dem att ta med sig pilar.
Ölmek hiçbir şey değil..."".Jag kan inget annat göra än att dö."
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."
Ölmek İçin On Üç Sebep, 2007 yılında Jay Asher tarafından yazılan genç yetişkin romandır.Tretton skäl varför (originaltitel: Thirteen Reasons Why) är en ungdomsroman från 2007 av Jay Asher.
Şunu biliyorum; Sen ve senin nerede kalacağını, /: Evet, Yaşamak ve Kuzey'de (İsveç) ölmek istiyorum!:/Ja, där vill jag leva, ja, där vill jag dö.
Hindistan'da her yıl yaklaşık 15.000 kişi yılan ısırığı sonucu ölmektedir.I Indien anges 15-20 000 människor dö årligen av ormbett.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.Den senare kommer snart att avlida av skador han har ådragit sig.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.I slutet av livet blev han svårt sjuk och dog i armod.
Ölmek istemiyorum!Jag vill inte dö!
Lenin daha sonra bu olayın gerçekleşse "ölmek için aptalca bir yol" olacağını belirtmiştir.Ленін пізніше визнав, що це було б «дурним способом померти».
Ancak bu kentte ölmekte olan bir gelenek olup, günümüzde sadece Sofia Nilsson bu sanatı sürdürmektedir.Однак це вмираюча традиція, адже у місті лишився лише один виробник зозульок — Софія Нільссон.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.Він помирає незабаром від завданих йому ран.
Aç Marvin, açlıktan ölmekte olan bir çocuktur.Анисимовна ― мати Олешки, вмирає від голоду.
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.Як частину божественної волі «людина добра» сприймає й смерть.
Çünkü bu kez doğum sırasında Padme ölmektedir.Цього разу Семецький гине в глибині.
Gelecekte tüm mutantlar tek tek ölmektedir.Під час цього бою гине більшість мутантів.
Bugün bu dil ölmek üzeredir.Тепер ця мова мертва.
Ama Boccanegra ölmek üzeredir.Незабаром Павсаній помер.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.В цей час він тяжко захворів й незабаром помер.
Bu tarafı, ölmekte olan bir rakun bulup onu kurtarmaya çalışması, fakat başaramamasında gösterilmiştir.Через це вона залишає Робба, який намагається її знайти, але безуспішно.
Ölmek için korkmuyorum!Не вмирають!
O ölmekten korkmuyor.Він не боїться померти.
O ölmekten korkmuyor.Вона не боїться померти.
Ölmek istiyorum.Я хочу вмерти.
Sadece, ölmek istemiyorum.Я просто не хочу вмирати.
Neden ölmek istiyorsun?Чому ти хочеш померти?
Neden ölmek istiyorsunuz?Чому ви хочете померти?
Ölmek için hazırım.Я готовий померти.
Tom öldüğünde ölmek istedim.Коли Том помер, я хотів померти.
Tom ölmek istediğini söyledi.Том сказав, що хоче померти.
Şunu biliyorum; Sen ve senin nerede kalacağını, /: Evet, Yaşamak ve Kuzey'de (İsveç) ölmek istiyorum!:/Ano, chci žít, chci umřít na Severu, ano, chci žít, chci umřít na Severu.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.Krátce po příjezdu do Moskvy onemocněl a zemřel.
Ölmek ve onun yanına gitmek istiyordur.Chce jít domů a tam zemřít.
Bu yolda ölmek canına minnettir..."Znal svůj chtíč zemřít…“.
İyi tedaviyle, %1’den daha azı ölmektedir.V případě správné léčby umírá méně než 1 % nakažených.
Harold İngiltere’ye döner ve ölmekte olan Edward ile görüşür.Harold odjíždí domů a opět se setkává se starým králem Eduardem.
Burada mahkûmiyet, ağır ağır ölmekle aynı anlamı taşımaktadır.Tento článek je o smrtelném hříchu ve významu těžký.
Better Red than dead – "Ölmektense komünist olmak daha iyidir" anlamındaki karşıt slogan.Červený Trpaslík: Lepší než život.
Açlıktan ölmek üzeredir ve bu yüzden bebeği gömüldüğü yerden çıkararak yer.Když jej začala nudit, uškrtil ji a odvezl do nedaleké pouště, kde ji pohřbil.
Aslında ölmekten değil hayatını hiç yaşamamış olmaktan dolayı korkmaktadır.Již dokázal žít beze strachu ze smrti.
Yine de, ağır dang humması olan kişilerin %26’sı ölmektedir (her 100 kişiden 26’sı).Cu toate acestea, decesul apare la 26% dintre persoanele cu boală denga severă (26 din 100 de persoane).
Poe öykülerindeki birçok kadın gibi, varlığının tek amacı güzel olmak ve ölmektir.Singurul ei scop, ca în cazul multor personaje feminine ale lui Poe, este acela de a fi frumoasă și de a muri.
İyi tedaviyle, %1’den daha azı ölmektedir.Cu un tratament bine administrat, rata mortalității este de sub 1%.