ölmek ile cümle

ölmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Burada ölmek istemiyorum.Ich will hier nicht sterben.
Burada ölmek istemem.Ich will hier nicht sterben.
Ölmek istemiyorum.Ich will nicht sterben.
Herkes cennete gitmek ister, ama kimse ölmek istemez.Alle wollen ins Paradies kommen, aber sterben will niemand.
Yerinde olsam, ölmek için bu kadar acele etmezdim.Wäre ich an deiner Stelle, würde ich mich mit dem Sterben nicht so sehr beeilen.
Her veda, biraz ölmek gibidir.Jeder Abschied ist wie ein kleines bisschen sterben.
Ne şekilde ölmek isterdin?Auf welche Art würdest du sterben wollen?
ölmek istiyor.Er will sterben.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Als sie ihn durch dessen gläserne Gesichtsmaske anschaut, blinzelt er ihr zu.
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.Die Kunst, gut zu leben und gut zu sterben.
Bugün bu dil ölmek üzeredir.Heute ist die Sprache fast ausgestorben.
Jason, ölümsüz bir ölü olduğu için ölmek bilmez.Er erklärt Jason, dass er unsterblich sei.
Tekrar Ölmek Mi?) isimli kitabından uyarlanmıştır.Die Rückseite des Buches trägt den Vermerk Warning!
İsolde hikâyeye göre Tristan ölmek üzere iken yanına gelir fakat Tristan onu göremeden ölmüştür.Sie kommt, um ihn zu retten, doch kurz vor ihrer Ankunft nimmt sich Tristan das Leben.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.Vor seiner Abreise nach Italien erkrankte er aber schwer und starb.
Ölmek üzere olanlar seni selamlarlar").Rette sich wer kann (Das Leben).
Ölmek için korkmuyorum!Wir wollen nicht sterben!
Bu nedenle, pek çok genç hasta hastalıkları nedeniyle ölmekteydiler.Viele Kinder haben aufgrund von HIV-Erkrankungen ihre Eltern verloren.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.An den dabei erlittenen Verletzungen ist er verstorben.
Jones sözlerine şöyle devam eder: “Ölmekten korkmayın.Sein Arbeitstitel lautet: Bitte nicht sterben.
Aç Marvin, açlıktan ölmekte olan bir çocuktur.Christian Endres: Ein Mädchen, viele Hungernde.
Ölmek yerine Jinrou olur.Doch statt Jim wird Yukon getötet.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.Niemand wusste, wie lange sie auf die Rettung würden warten müssen.
Açlıktan ölmek üzeredir ve bu yüzden bebeği gömüldüğü yerden çıkararak yer.Sie wird schwanger, stirbt bei der Geburt des Sohnes und wird unter dem Baum begraben.
L.G. de buradadır ve ölmek üzeredir.Heinrich II. lebte zu diesem Zeitpunkt noch und starb bald darauf.
Aşağıda ise, Aida Radames'in kollarında ölmektedir.Sie stirbt in Conrads Armen.
Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır.In Deutschland erkranken jährlich 4.000 Männer an Hodenkrebs – Tendenz steigend.
Vlas açlıktan ölmek üzereyken domuzun sahibi yaşaması sağlamak için gizlice yiyecek vermiştir.Als Waise verdingte er sich als Schweinehirt um überleben zu können.
Zengin yaşamak zengin ölmekten iyidir.Il est mieux de vivre en étant riche que de mourir riche.
Getter Jaani ile ölmek istiyorum.Je veux mourir avec Getter Jaani.
Niçin ölmek istiyorsun?Pourquoi désires-tu mourir ?
Ölmek zorunda olduğunu unutma.Souviens-toi que tu dois mourir.
Ölmek istemiyorum!Je ne veux pas mourir !
Burada ölmek istemiyorum.Je ne veux pas mourir ici.
Ölmek istemiyorum.Je ne veux pas mourir.
Nasıl ölmek istersin?Comment aimerais-tu mourir ?
Ölmek istemiyoruz.On ne veut pas mourir.
Tom ölmek istedi.Tom a voulu mourir.
Hava kirliliği yüzünden her sene 7 milyon kişi ölmekte.Sept millions de personnes meurent à cause de la pollution chaque année.
Boston'a vardığı zaman çok hastaydı ve ölmek üzereydi.Avant l'arrivée à Boston, il se trouve très mal et manque de mourir.
Son sözleri “ İki kez ölmekten nefret ederdim.Ses derniers mots ont été : « I would hate to die twice.
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.En 1780, elle revient chez elle pour prendre soin de sa mère mourante.
Ölmek ve onun yanına gitmek istiyordur.Elle souhaite mourir avec lui.
Bu yolda ölmek canına minnettir..."Nous sommes fatigués de la mort… ».
Ama Anna burada kalıp ölmek istediğini bildirir.Anna va le voir et apprend qu'il va mourir.
Ölmekte olan bir piskoposun Çocuk Haçlı Seferleri anılari.Souvenirs d’un gentilhomme syrien du temps des Croisades.
Gelecekte tüm mutantlar tek tek ölmektedir.Les trois patients transplantés meurent tous dans la journée.
Kırlangıç Oyunu - Ölmek Gitmek Dönmek (2014)Article détaillé : Marche du retour (2018).
Hastalığa yakalananlar yarım saat içinde ölmektedir.Il tombe malade dans la demi-heure.
Kereh: Sözcük ölmek anlamı içerir.Tonight is what it means to be dead.
Better Red than dead – "Ölmektense komünist olmak daha iyidir" anlamındaki karşıt slogan.Le slogan opposé « Better Red than Dead » s'est aussi développé, mais ne s'est pas tellement répandu.
Veronika ölmek istiyor, Paulo Coelho'nun bir romanı.Veronika décide de mourir est un roman de Paulo Coelho publié en 1998.
Miler gelir ölmekte olan kızını rahatlatmaya çalışır.Elle l'utilisera une autre fois pour soulager sa fille mourante.
Ben ölmek için çok gencim!¡Soy demasiado joven para morir!
Niçin ölmek istiyorsun?¿Por qué quieres morir?
Ben ölmek üzere miydim?¿Estuve a punto de morir?
Ölmek istiyorum!¡Me quiero morir!
Ölmek istemiyorum!¡No quiero morir!
O ölmek üzere.Está a punto de morir.
O ölmekten korkmuyor.Él no tiene miedo a morir.
İlgili Sayfalar