Ortalama 6 ay içinde ölen tutsaklar, en ağır şartlarda günde en az 10 saat çalıştırıldılar.Bei den über 50-Jährigen wurden im Schnitt knapp sechs Stunden täglich erhoben.
Kitapta kızı erken ölen bir ninenin üzüntüsü de işlenmektedir.Sie rührte von der Trauer über den frühen Tod der Tochter einer Freundin her.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Sie erinnern an die seitdem in anderen Konflikten getöteten Angehörigen der Streitkräfte aus Lancaster.
Kroc, ölene kadar şirketini yönetti.Franz hatte die Leitung dieser Unternehmen bis zu seinem Tode inne.
Ölen kimse herhangi bir borç altına giremez ve hak sahibi olamaz.Jeder Mensch hat das Recht zu sterben, ist jedoch hierzu nicht verpflichtet.
Ölenlerin çoğu kadın ve kızlardı.Die meisten Frauen und Kinder kamen um.
Ölene kadar korudaki av köşkünde yaşadı.Bis zu seinem Tod lebte er im Schwarzwald.
Gerçekten ölen gerçek insanların başına gelmiş bir olaydı.Daher konnten echte Fälle mit wirklichen Betroffenen verhandelt werden.
Her ölen kişi için bir tane ağaç dikilmiştir.Für jeden Toten wurde eine Linde gepflanzt.
Sonunda Harold’un öldüğünün yazıldığı kısımda hangi ölenin Harold olduğu kesin olarak belirtilmemiştir.Schließlich verdanke er einem von ihnen, nämlich Harold, sein Leben.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Trotzdem konnte sich Oñate bis 1609 in seinem Amt halten.
Depremde ölenlerden biri de Japon yardım görevlisi Prof. Dr. Atsushi Miyazaki'dir.Viel deutlicher ist die Parallele zum Fall des japanischen Serienmörders Tsutomu Miyazaki.
Kayak sporu yaparken ölen ilk kadın sporcudur.Sie ist eine der ersten Frauen, die die Sportart Skispringen betrieben.
Aynı dönemde ölen sivil sayısı ise 5,557 dir.Die Zahl der zivilen Opfer wurde mit 5.535 angegeben.
Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti.Sie wurde von Caniff bis zu seinem Tod fortgeführt.
Her aile hatırladığı kadar ölen geçmişi kadar ekmek gönderir.Alle Medaillen verblieben nach dem Tod des Beliehenen als Erinnerung den Hinterbliebenen.
O’na I. Dünya Savaşı’nda ölen amcasının adını verdiler.Er erhielt seinen Namen nach einem im Ersten Weltkrieg gefallenen Verwandten.
"Şerif" adı, kendisi doğmadan önce ölen amcasının adına ithafen verilmiştir.Er wurde nach seinem älteren Bruder, der noch vor seiner Geburt verstarb, benannt.
Tardu hastalığı atlatır atlatmaz ölen eşinin kız kardeşiyle evlenmiştir.Er ist früh verwitwet und entscheidet sich, die Schwester seiner verstorbenen Frau zu heiraten.
Bir öyküde ilk kez görünüp ölen ilk yol arkadaşı olmuştur.Zum ersten Mal stand ich einem Menschen, der hingerichtet werden sollte, von Angesicht zu Angesicht gegenüber.
Bu kağıdı ölen adamın kefeninin içine koyarlar.Sie wollen auf diesem Wege an das Erbe des Verstorbenen kommen.
Kasırgadan dolayı ölenlerin sayısı 200'e kadar tırmandı.Le nombre de morts causées par l'ouragan a grimpé jusqu'à 200.
Aniden ölen annemi düşündüm.Je pensai à ma mère, qui était morte d'un coup.
Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer.S'il n'a pas d'enfant et que ses père et mère héritent de lui, à sa mère alors le tiers.
Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır.Quant aux père et mère du défunt, à chacun d'eux le sixième de ce qu'il laisse, s'il a un enfant.
Ancak, hastalık ya da kaza sonucu ölen milis ve gönüllülerin sayısı üzerine hiçbir rakam verilmemiştir.Il n'existe pas de chiffres quant au nombre de miliciens et de volontaires morts de maladie ou d'accident.
İlk kocası ona bir oğul (88 yılında ölen) doğurduğu Konsül Marcus Julius Vestinus Atticus'dur.Son premier époux est le consul Marcus Julius Vestinus Atticus avec lequel elle a un fils mort en 88.
O "Fox River sekizlisi"nden ilk ölendir.C'est le troisième des « Huit de Fox River » à mourir.
Çocuğa birkaç yıl önce ölen Moore'un annesinin adı verilmişti.Cet enfant reçoit le nom de la mère de Moore, morte deux ans plus tôt.
İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır.S'il n'y a que des filles, même plus de deux, à elles alors deux tiers de ce que le défunt laisse.
Carangi, AIDS'ten ölen ilk kadın ünlü olarak biliniyor.Carangi est connue pour être l'une des premières femmes célèbres à mourir de cette maladie.
Matematik yapmaktan vazgeçen insanları "ölmüş", ölen insanları ise "gitmiş" olarak anardı.Les personnes ayant cessé de faire des mathématiques étaient des « morts ».
Ölenlerin sayısı yeni gelenlerin sayısını aşıyordu.Le chiffre des décès des membres surmonte le chiffre des nouveaux membres.
Ölen olmadı.Aucun mort.
Görevini ölene dek sürdürmüş, 1642'de yerini kariyeri boyunca teşvik ettiği Kardinal Mazarin'e bırakmıştır.Il reste en fonction jusqu'à sa mort, en 1642, date à laquelle le cardinal Mazarin lui succède.
Çatışmada ölen diğer üç askerin heykelini ise fotoğraflardan hareketle yapmıştır.Les visages des trois autres soldats décédés furent sculptés à partir de photos.
Taa ki savaşta ölene kadar...Échappant même à la mort...
Lincoln, suikast sonucu ölen ilk ABD başkanı oldu.Abraham Lincoln est le premier président américain à être assassiné.
Bonnie ölene kadar Elena uyanmayacaktır.Elle y restera tant que Bonnie sera en vie.
Ölen Ülke'yi bulmak için Anita, Rick ve Jason gizlice yollara düşüyor.Anita, Rick et Jason sont partis secrètement à la recherche du Village qui meurt.
Ölenlerin kesin sayısı bilinmemektedir.Le nombre total des morts est inconnu.
Suriye Hükümeti ölenlerin sayısı hakkında resmî bir açıklama yapmamıştır.Les autorités syriennes n'ont pas fourni de bilan officiel.
1989'da ölen Herbert von Karajan'ın yerine Berlin Filarmoni Orkestrası'nın müzik yönetmenliğine getirildi.Il a été invité en 1978 par Herbert von Karajan à diriger l'Orchestre philharmonique de Berlin.
Görevde ölen ilk Belçika Başbakanı seçildi.C'est le premier fonctionnaire civil belge à être choisi pour occuper cette fonction.
Chloe Armstrong, ölen ABD Senatörü Alan Armstrong'un kızıdır.Au cours du voyage, il rencontre Chloe Armstrong, fille du sénateur Alan Armstrong.
Burada ölene kadar esir olarak yaşadı.Elle y aurait vécu recluse jusqu'à sa mort.
Bu üretim sırasında ölen Walt Disney tarafından üretilen en son film oldu.Ce film est le dernier film musical comique produit par Walt Disney, qui décède durant sa production.
Böylece ilk ölen kişi o olur.C'est qu'elle a fait un premier mort.
Hemen ertesi gün ölen imparatoriçenin yerine Puyi geçer.Il est investi le lendemain après la démission de son prédécesseur,.
İngiltere'de, asbest akciğer kanserinde ölen erkeklerin %2-3'ünün sorumlusudur.En Grande-Bretagne, l'amiante serait à l'origine de 2 à 3 % des décès d'hommes par cancer du poumon.
DNA analizleri sonucu ölenlerin Katja'nın kocası ile oğlu olduğu anlaşılır.L'analyse ADN confirme que c'était le mari et le fils de Katja qui ont perdu la vie dans l'attentat.
Jessica ise Niki'nin ölen kız kardeşidir.Jessica, était le prénom de la sœur adoptive de Niki.
Kongar bu şekilde ölen ilk dağcımızdır.Il fut ainsi la première victime de cette montagne.
Von Kleist, Sovyet tutsaklığında ölen en yüksek sayılan Alman subayıydı.Il a été le plus haut gradé allemand à mourir en captivité en Union soviétique.
1990'da ölenlerin anısına bir anıt dikimiştir.Monument à la mémoire des victimes à Copenhague.
Kolay ölen bir zombidir.C'est un vampire mort.
Karısı ve çocuğu ölen Weaver, arkadaşı Harris ve hayatta kalan 3 çocuğuyla ajanlara teslim olmuştur.Weaver et Harris sont ensuite arrêtés, tandis que les enfants survivants sont confiés à des proches.
AIDS'e bağlı hastalıktan ölen dünyaca ünlü ilk kişidir.Il est l'une des premières célébrités victimes de la pandémie du sida.
Bir fragmanda ölen bir aktör (ör.Il appartenait à un certain Verdroncken (en français: Noyé).
Eşlerden biri ölene kadar tek eşle çiftleşir.(Les femmes folles le seront jusqu'à la mort.