Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:저는 할머니가 망명 중 돌아가실 때 저에게 했던 말을 한번도 잊은 적이 없습니다:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Nikdy nezabudnem na slová mojej starej mamy, ktorá umrela v exile:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Nikdy nezapomenu na slova mé babičky, která zemřela v exilu:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Non ho mai e poi mai dimenticato le parole di mia nonna che è morta in esilio:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Nu am uitat niciodată cuvintele bunicii mele care a murit în exil:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Nunca, nunca esqueci as palavras da minha avó que morreu em exílio:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Nunca, nunca he olvidado las palabras de mi abuela que murió en el exilio:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Tôi chưa bao giờ quên những lời bà tôi dặn dò - bà đã qua đời trong cảnh tha hương:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Ποτέ δεν ξέχασα τα λόγια της γιαγιάς μου που πέθανε εξόριστη
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Никога, никога няма да забравя думите на баба ми, която почина като заточеник:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:Я никогда не забываю слова своей бабушки которая умерла в ссылке:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:מעולם לא שכחתי ולא אשכח את המילים של סבתא שלי שהלכה לעולמה בגלותה:
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:لم أنس أبداً كلمات جدتى التى ماتت فى المنفي
Sürgünde ölen büyükannemin sözlerini asla ve asla unutmadım:亡命中に亡くなった祖母の言葉を 「息子よ カダフィに抵抗し 戦いなさい
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.신음 소리가 들렸습니다 쓰레기 더미 위에서 오랑우탄 새끼가 죽어가고 있었고
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.Oczywiście, malutki, umierający orangutan leżał w śmietniku.
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.Намерих малкото бебе орангутан захвърлено да умре сред купчините боклук.
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.ואכן, מצאתי תינוקת אורנג-אוטנג גוססת על ערימת אשפה.
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.ويقيناً وجدت صغير مريض من انسان الغاب يموت على كومة قمامة.
Tabi ki, bir çöp yığınının üstünde ölen bir orangutan yavrusu buldum.もちろん、私はゲージを持ち帰り、
Tamamıyla aynı işlem yabancı maddelere, virüslere, hatta ölen hücrelere de oluyor.אם זה היה נגיף, או טיפוס אחר של חלבון זר
Tamamıyla aynı işlem yabancı maddelere, virüslere, hatta ölen hücrelere de oluyor.لو كان نوعاً من الفيروسات أو أي بروتين غريب أو
Terörden ölenlerden 6000 kat daha fazla insan her yıl ölmesine rağmen해마다 테러보다 6,600배 더 많은 사람이 죽는 질병을 예방하기 위해 쓴 돈보다 54배를 썼다는 뜻이다
Terörden ölenlerden 6000 kat daha fazla insan her yıl ölmesine rağmen- som årligt dræber 6.600 gange flere mennesker end terrorisme.
Terörden ölenlerden 6000 kat daha fazla insan her yıl ölmesine rağmenأكثر مما أنفقت لمنع لهذا المرض ، الذي يقتل 6600 ضعف ما يقتله الإرهاب سنويا
Time dergisinden geliyordu ve Kore'de ölen birinin bana bir çocuk miras bıraktığını söylüyordu.한국에서 어떤 사람이 죽었고, 제게 유언장과 아이를 남겼다는 전보를 받았습니다.
Time dergisinden geliyordu ve Kore'de ölen birinin bana bir çocuk miras bıraktığını söylüyordu.W Korei zmarł ktoś, kto zostawił mi dziecko.
Time dergisinden geliyordu ve Kore'de ölen birinin bana bir çocuk miras bıraktığını söylüyordu.מהמגזין "טיים" לפיו מישהו בקוריאה מת והשאיר לי את הילד שלהם בצוואה.
Time dergisinden geliyordu ve Kore'de ölen birinin bana bir çocuk miras bıraktığını söylüyordu.من مجلة التايم يقول أن أحدهم قد توفي في كوريا، و أوصى بطفله لي.
Time dergisinden geliyordu ve Kore'de ölen birinin bana bir çocuk miras bıraktığını söylüyordu.その子供を私に遺言として任せるということでした 思いがけない知らせでした
Twitter'da, Ory Okolloh Mwangi, ölenleri isimlendirmenin Afrika kültüründe neden önemli olduğunu açıkladı:En Twitter, Ory Okolloh Mwangi explicó por qué es importante en la cultura africana nombrar a las víctimas:
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.A tato proměna v sobě nese stejně tolik charakteru života jako připomenutí si smrti.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.C'est une transition qui concerne autant l'identité des vivants que la commémoration des morts.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Ed è una transizione che riguarda più l'identità dei vivi che il ricordo del morto.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.En die overgang heeft evenveel van doen met de identiteit van de levenden als met de herinnering aan de doden.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.그것은 죽은 자를 기억하는 것 만큼이나 살아있는 자의 정체성을 확인하는 전환입니다.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.S ez az átmenet éppen annyira szól az élők identitásáról, mint az elhunytról való megemlékezésről.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Şi este o tranziţie asemănatoare cu identitatea vieţii dar şi reaminirea morţii.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Và nó là một quá trình chuyển đổi cũng giống như bản sắc của cuộc sống chứ không chỉ là ký ức của người chết.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Y es una transición que trata tanto sobre la identidad de los vivos como sobre el recuerdo de los muertos.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Και πρόκειται για μια μετάβαση που αφορά τόσο την ταυτότητα των ζωντανών, όσο και την ανάμνηση των νεκρών.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.И этот уход касается как особенностей жизни живых, так и почтения памяти умерших.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.І у цьому переході важлива не тільки сама особистість, а й поминання покійного.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.Това е един преход, отнасящ се толкова до идентичността на живите, колкото и до спомнянето на мъртвите.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.והשינוי עוסק באותה מידה בזהותם של החיים כמו בזכר המתים.
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.وأيضًا، هي فترة انتقالية تكون أقرب الى تجسيد مفهوم الحياة بينما هي في الأصل إحياء لذكرى أحدهم
Ve bu değişim daha çok ölenleri anma hakkında olduğu kadar yaşamın kimliği hakkındadır da.生きている人の アイデンティティにも関わるのです 生きている人の アイデンティティにも関わるのです 毎年 何千人もの観光客が
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.A to bylo jen malé procento mrtvých.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Był to mały procent ofiar.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Dan itu hanyalah sebagian kecil dari mereka yang tewas.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Dat was maar een klein percentage van de slachtoffers.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Ed era solo una piccola percentuale dei morti.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.E esses eram apenas uma pequena percentagem dos mortos.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.És ez a halottak csak egy kis százaléka volt.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Et cela ne représentait qu'un faible pourcentage des morts.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.그건 매우 작은 부분에 불과했어요.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Și nu era decât un mic procent al celor morți.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.To je bil le majhen delček mrtvih.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Und das war nur ein kleiner Teil der Toten.
Ve bu ölenlerin sadece küçük bir kısmıydı.Và đó chỉ là 1 phần nhỏ.