Bu evlilikten bir oğlu, küçük yaşta ölen bir kızı oldu.Deste consórcio nascerá um filho, o qual faleceu criança de tenra idade.
Ölenlerin sayısı yeni gelenlerin sayısını aşıyordu.O número de mortos ultrapassou os 300.
Savaşta ölen toplam Sovyet askeri sayısının yaklaşık yüzde 40'ını Naziler öldürdü.Sessenta por cento dos prisioneiros de guerra soviéticos dos alemães morreram durante a guerra.
Bu şekilde, hem ölenin külü kolay toplanır ve hem de kullandıkları örtü yanmamış olarak kalırmış.Ele, com toda simplicidade, trouxe-as em seu hábito, sem que este se queimasse.
19 yaşındayken yönetimi babasından miras aldı ve kendisini "ölene kadar başkan" ilan etti.Aos dezesseis anos, o pai de FP o colocou fora de casa e "disse a ele ir para o inferno".
Kasırgada ölenlerin sayısı 200'e yükseldi.O grande número de mortos pelo furacão subiu para 200.
Ödülünü Mayıs 2004'te ölen büyükannesi Annie Hoffman'a adadı.Hij droeg zijn prijs op aan zijn grootmoeder, Annie Hoffman, die in mei 2004 overleed.
Von Kleist, Sovyet tutsaklığında ölen en yüksek sayılan Alman subayıydı.Ewald von Kleist was de hoogste Duitse officier die als krijgsgevangene in de Sovjet-Unie overleed.
1902'de ölen Twachtman'ın yerine gruba William Merritt Chase dahil edildi.Toen Twachtman in 1902 stierf kwam William Merritt Chase in zijn plaats.
Bu, kolay alınmış bir karar değildi, ölenlerin çoğu hem sınıf arkadaşları hem de yakın dostlarıydı.Dit besluit viel erg zwaar daar veel van de gestorvenen voormalige klasgenoten en vrienden waren.
Anubis: Ölen Osiris'i mumyaladığı için mumyalama tanrısı olmuştur.Aan iedere god (exclusief Osiris) moest de overledene laten zien dat hij onschuldig was.
Bazen, ölen fil ile akraba olmasa bile mezarlarını ziyaret ettikleri görülür.Soms zullen zelfs olifanten die helemaal geen verwantschap hebben de graven van anderen bezoeken.
Anafilaksiden ölen çocukların %90’ından fazlasında astım hastalığı vardır.Meer dan 90% van de kinderen die overlijden aan anafylaxie heeft astma.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Zij zag haar dood aankomen, maar wilde niet dat Druss ervan getuige zou zijn.
Lincoln, suikast sonucu ölen ilk ABD başkanı oldu.Lincoln was de eerste president van de Verenigde Staten die tijdens zijn ambtsperiode werd vermoord.
Oyuncu karakteri yakın zamanda ölen bir imparatorun evlilik dışı doğmuş oğludur.Het personage van de speler is de bastaard zoon van een pas overleden keizer.
Gerda ve Traudl Junge ölene kadar sığınakta Hitler ile kalmaya gönüllü oldular.Gerda en Traudl Junge zijn beide vrijwillig bij Hitler gebleven in de Führerbunker.
Piemon'la Savaşırken ölen WarGreymon'u tekrar eski haline getirmiştir.Hij bracht de inmiddels dode Vilgax weer tot leven.
Ölenlerin çoğu kadın ve kızlardı.De meeste slachtoffers waren vrouwen en kinderen.
Ölen kişilerin arasında iki çocuk ve beş militan vardı .Van de doden waren er twee soldaat en vijf burger.
Biz ölene kadar birlikte olacağız, buna adım gibi eminim!"Hij zal ons geleiden tot de dood toe."
Bowie ölene kadar evli kaldılar.Keller bleef gehuwd tot zijn dood.
Christina daha önce ölen kızının bakıcılığını da yapmıştır.Clementine schreef over haar overleden moeder: ...
O’na I. Dünya Savaşı’nda ölen amcasının adını verdiler.Hij werd vernoemd naar zijn vaderlijke oom die omkwam in de Eerste Wereldoorlog.
Ölen mahkûmlardan biri olan Sands'in cenaze törenine 100.000 kişi katıldı.Meer dan 100.000 mensen waren aanwezig bij de begrafenis van Sands, de eerste hongerstaker die overleed.
Ölenler arasında Romek Strzałkowski isimli 13 yaşında bir çocuk da bulunmaktaydı.De dodentol werd geschat tussen 57 en ruim honderd, waaronder de 13-jarige jongen Romek Strzałkowski.
James ve Maria, James'in ölen eşi Mary'i aramaktadırlar.James en Mary gaan beiden op zoek naar de voortvluchtige.
Ölenlerin 12'si İsrailli.Aan Israëlische zijde vielen 12 doden.
17 Temmuz 855), 10 Nisan 847 yılından 17 Temmuz 855 tarihinde ölene kadar papadır.790 - sterfplaats onbekend, 17 juli 855) was paus van 10 april 847 tot 17 april 855.
Vebadan ölen herkes Undead olarak tekrar dirilecek ve ruhları Ner’zhul’a bağlı kalacaktı..We hebben allen ons gewassen en onze lichamen zullen schoon zijn wanneer onze zielen terugkeren naar G-d.
Robert Olen Butler, şimdiye kadar 12 roman ve 6 kısa öykü kitabı yazdı.Als auteur schreef Eisenstein zes romans en ongeveer 40 korte verhalen.
Babası kazayla ölen Norman, annesi Norma Bates ile White Pine Bay kasabasında bir motel satın alıyor.Weduwe Norma Bates en haar 17-jarige zoon Norman verhuizen naar White Pine Bay.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Ratcliffe was in werkelijkheid in 1609 al gestorven.
Doğrulanmamış raporlara göre ölenlerin bedenlerinin üstündeki banka ve kredi kartları yağmalanmış.Banken blokkeerden uit voorzorg bankpassen en creditcards van de slachtoffers.
Bir öyküde ilk kez görünüp ölen ilk yol arkadaşı olmuştur.Afgelopen week heeft hij de nu langzaam stervende collega voor het laatst opgezocht.
Ayrıca onlara ölen bir meleğin kendisine öğrettiği bağlayıcı bir mühür öğretir.Dan verschijnt er een engel die hen tot vrede oproept.
Paris'te ölen 58 yaşındaki Jade göz kanseri tedavisi görüyordu.Jade overleed op 58-jarige leeftijd aan de gevolgen van leverkanker.
Bobby Troup 1999'da ölene kadar evli kaldılar.Ze bleven samen tot Troups dood in 1999.
Bu ev Moore'un ölene kadar kalacağı ev ve atölyesi olacaktı.Dit zou voor Moore de laatste woning annex atelier worden.
Yangında ölen insanların bile halüsinasyonlarını görmeye başlamaktadır.Hij krijgt nog enkele hallucinaties waarin hij zijn slachtoffers in de vlammen ziet.
İntihar etmemiş olarak ölen bir Müslüman için yapılan her işlem intihar eden Müslümanlar için de yapılır.Iedere moslim wordt de veiligheid gegarandeerd, behalve zij die het verborgene openbaar maken.
Aynı zamanda serinin ikinci filminde ölen Jean Grey'in mistik bir şekilde geri döndüğü de görülür.Ook centraal staat de mysterieuze terugkeer van Jean Grey die aan het eind van X2 leek om te komen.
Paletti o yıl Formula 1'de ölen ikinci isim oldu.Het kampioenschap zelf is dit jaar van naam veranderd naar de Formule 2.
Genç yaşta ölen Hasan.Johan, jong overleden.
Ölen arkadaşının annesi bile ona inanmaz.Zijn moeders nieuwe vriend valt eigenlijk ook wel mee.
Görevde ölen ilk Belçika Başbakanı seçildi.Zij was de eerste Belgische vrouw die in deze functie werd benoemd.
Ölen olmadı.Er was geen dode
Yehoahaz, sürgünde ölen ilk Yehuda kralıdır.Hij was daarmee de eerste koning van Juda die in ballingschap is overleden.
1990'da ölenlerin anısına bir anıt dikimiştir.Dit is een lijst van personen die overleden zijn in 1990.
İnsanda tanrısal bir töz vardır, ölen onun görüntüsüdür.De ziel bevat een goddelijke vonk, een lichtdeel van de Oermens.
Genellikle taşımacılıkta ölen kişi sayısı hayatta kalan esirlerin sayısını aştı.Niejednokrotnie liczba zmarłych w transporcie przewyższała liczbę ocalałych jeńców.
Ancak, anafilaksi nedeniyle ölenlerin yarısında, daha önce yaygın bir (sistemik) reaksiyon görülmemiştir.Jednak połowa osób zmarłych na skutek anafilaksji nie doświadczyła wcześniej rozległej reakcji układowej.
Anafilaksiden ölen çocukların %90’ından fazlasında astım hastalığı vardır.Ponad 90% dzieci zmarłych w wyniku anafilaksji cierpiało na astmę.
Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi.Był pierwszym z trzech kapitanów tego statku, którzy zmarli na jego pokładzie.
Ölene kadar ya da istekleri kabul edilene kadar yemek yemeyi reddetti.Odmawiał jedzenia nawet w obliczu śmierci głodowej, dopóki jego żądania nie zostały spełnione.
Ölenlerin 12'si İsrailli.12 Izraelczyków zginęło.
Kroc, ölene kadar şirketini yönetti.Lindsley zarządzał firmą do śmierci.
Ölenleri anarken el ele verdikleri görüntü Alman-Fransız ulaşmasının simgesi oldu.Zdjęcie ich długiego uścisku dłoni stało się symbolem niemiecko-francuskiego pojednania.
Olayda ölen yolcuların 189'u Amerikalıydı.W katastrofie zginęło 10 osób ze 189 znajdujących się na pokładzie.
1951'de ölen William Randolph Hearst tarafından konut olarak kullanıldı.W 1912 roku magazyn przejął William Randolph Hearst.