ölümcül ile cümle
ölümcül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sami, ölümcül zehirin kendisi için olduğunu anlamadı.Sami didn't realize the deadly poison was meant for him.
Elektrik ölümcül olabilir.Electricity can be lethal.
Sami ölümcül bir kumar oynadı.Sami took a deadly gamble.
Sami ölümcül bir kaza geçirdi.Sami had a deadly accident.
Ben ölümcül derecede hastayım.I'm terminally ill.
Ev ölümcül biçimde sessizdi.The house was dead silent.
Deniz suyu içmek insanlar için ölümcül olabilir.Drinking seawater can be deadly to humans.
Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.Sami has set a deadly storm in motion.
Fazla sodyum ölümcül olabilir.Too much sodium can be deadly.
Sami, Leyla'ya ölümcül dozda antifriz verdi.Sami gave Layla a lethal doze of antifreeze.
Sami, Leyla'ya ölümcül bir içecek verdi.Sami gave Layla a deadly drink.
O ölümcül değil.It isn't lethal.
Tom ölümcül hasta, değil mi?Tom is terminally ill, isn't he?
O kadar yüksekten düşmek ölümcül olur.A fall from that height would be fatal.
Tom ölümcül bir hata yaptı.Tom has made a fatal mistake.
Tom ölümcül bir kazaya karıştı.Tom was involved in a fatal accident.
Tom ölümcül bir trafik kazası yaşadı.Tom was in a fatal traffic accident.
Tom ailesini ölümcül bir araba kazasında kaybetti.Tom lost his parents in a fatal car crash.
Dünyanın en ölümcül kuşu hangisidir?What's the world's deadliest bird?
Sovyet uzay programı, bazı ölümcül olaylar ve başarısızlıklar yaşadı.The Soviet space program has experienced a number of fatal incidents and failures.
Roi Mata, kardeşi tarafından ölümcül bir şekilde zehirlendi.Roy Mata was fatally poisoned by his brother.
Yakutsk'da ya da Yakutsk yakınlarında bir düzine ölümcül kaza oldu.At least a dozen deadly accidents happened on or near Yakutsk.
Savaşta ölümcül bir yara almış ve 26 Haziran 363 günü ölmüştür.He received a mortal wound in battle and died on June 26, 363.
Galois’in ölümcül düellosu 30 Mayıs tarihinde gerçekleşti.Galois' fatal duel took place on 30 May.
300 mg/dL'nin üzerindeki kan şekeri seviyeleri ölümcül reaksiyonlara neden olabilir.Blood sugar levels above 300 can cause fatal reactions.
School Life'da iki bölüme ayrılmıştır; "Daily Life (Günlük Hayat)" ve "Deadly Life (Ölümcül Hayat)".School Life is divided into two sections; "Daily Life" and "Deadly Life".
Bakımlı bir tuvalet, doğru kullanımı teşvik edecek ve ölümcül hastalıkları önleyecektir.A well-kept toilet will encourage proper usage and prevent deadly diseases.
Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeği yemek, ölümcül olmayan kalp krizi riskini %45 azaltmaktadır.Eating whole meal bread instead of white bread reduced non-fatal heart attack risk by 45%.
1924 yılında, Paris'ten Fontainebleau'ya giderken, ölümcül bir trafik kazası geçirdi.In 1924, while driving alone from Paris to Fontainebleau, he had a near-fatal car accident.
Tıpkı Prens Prospero gibi Poe da bu hastalığın ölümcüllüğünü göz ardı etmekteydi.Like the character Prince Prospero, Poe tried to ignore the fatality of the disease.
Ölümcül Tehlike göstergesi saat kadranında normalde 12'nin olması gereken yere yerleştirilmiştir.The location Mortal Peril is situated where the numeral 12 would normally be.
Fırtına dünya tarihinin en ölümcül tropikal siklon olarak bugüne kadar devam etmektedir.The storm remains to date the deadliest tropical cyclone in world history.
Ölümcül değildir.He is not mortal.
"MIPCOM: 'Ölümcül Oyuncaklar' TV dizisi olarak dönüyor"."MIPCOM: 'The Mortal Instruments' to Return as TV Series".
Bilinen yerler; Ev, Okul, İş, Yolda, Kayıp, Hastane, Hapishane, ve Ölümcül Tehlike'dir.The known locations are: Home, School, Work, Travelling, Lost, Hospital, Prison, and Mortal Peril.
2010 Çin sellerinin en ölümcül felaketiydi.It was the most deadly individual disaster of the 2010 China floods.
Kitapta olup da Ölümcül Oyuncaklar filminden çıkarmak zorunda kaldığımız bir sürü şey vardı.There was so much from the book that we had to leave out of the Mortal Instruments film.
21:28 Ölümcül şekilde yaralanmış hayvanın etini yeme Ex.21:28 Not to eat meat of an animal that was mortally wounded — Ex.
Alvaro koşarak yardım istemek için gelir; düelloda Carlo'yu ölümcül yaralamıştır.Alvaro runs in, calling for help, having mortally wounded Carlo in their duel.
Bregane bunun ölümcül bir zehir olduğunu bildiği için dehşet içinde olur.Brangäne is shocked to see that it is a lethal poison.
"Crab"(yengeç) en saygısız sıfattır ve ölümcül bir intikam emri olarak kullanılabilir."Crab" is the most disrespectful epithet to call a Crip, and can warrant fatal retaliation.
Dört diğer Ölümcül Oyuncaklar kitapları sa ayrıca çok satılanlar listesinde yer almışlardı.Four other Mortal Instruments books also made the list.
Ayrıca II. Dünya Savaşı'ndan bu yana yurtdışında Amerikalılara yönelik en ölümcül saldırıdır.The attack remains the deadliest single attack on Americans overseas since World War II.
Yarası ölümcül değildi.The injuries were not fatal.
Rus ruleti (Rusçası Ру́сская руле́тка), altıpatlarla oynanan ölümcül bir şans oyunu.Russian roulette is a lethal game of chance played with a revolver.
Böylelikle maç ölümcül dört yönlü maça dönüştü.The match was subsequently made a fatal four-way.
Kaliforniya Gönüllülerinden 14 asker ölmüş, 7 tanesi ölümcül yara almış, 49 asker ise yaralanmıştır.The California Volunteers suffered 14 soldiers killed and 49 wounded, 7 mortally.
Özel saldırısı ölümcül ışın ateşlediği Heat Viper.Self-propelled mortar VCTM opening fire.
O, ölümcül 4 yönlü tekrar cümlesini çağırdı, ancak başarısız oldu.He invoked his rematch clause at Fatal 4-Way, but was unsuccessful.
İnsanlar için ölümcüldür.It is fatal to humans.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.Meanwhile, a Mysterious Disease threatens the whole world.
Tedavi edilmeyen bakteriyel menenjit neredeyse her zaman ölümcüldür.Untreated, bacterial meningitis is almost always fatal.
Ölümcül bir hard rock'n roll hastasıyken birden hayatını 180 derece çevirip değiştirdi.He was a die hard rock 'n roller and suddenly he made a quick 180 turn in his whole life.
Hastalık yüksek derecede bulaşıcıdır ve sonucu ölümcüldür.The disease is highly contagious and the outcome is often fatal.
Silah atışı da ölümcül derecede sabittir.The sniper fire was especially deadly.
Ancak 1967'de daunorubisin'in olümcül kardiyak toksisisteye neden olduğu bulunuştur.However, by 1967, it was recognized that daunorubicin could produce fatal cardiac toxicity.
Romeo kavgayı ayırmaya çalışırken Merceuito ölümcül yara alır.Mercutio is fatally wounded when Romeo attempts to break up the fight.
Yumrukları ölümcüldür.The Knoxes are mortified.
Terminal hız büyük cüsseli cisimlerde, canlılarda, daha yüksektir ve bu nedenle daha ölümcüldür.Terminal velocity is higher for larger creatures, and thus potentially more deadly.
Aynı zamanda Airbus A321'in dahil olduğu en ölümcül kazadır.It is the first fatal accident involving an Airbus A321 and Pakistan's worst air disaster.