ölümcül ile cümle

ölümcül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2010 Çin sellerinin en ölümcül felaketiydi.Πρόκειται για τον πιο θανατηφόρο τυφώνα του Καναδά.
Bu, operasyonun başından beri gerçekleşen en ölümcül saldırıydı.Πρόκειται για το πρώτο θανατηφόρο δυστύχημα στη διοργάνωση από το 2002.
Seri Ölümcül Oyuncaklar serisinde tanıtılan gölgeavcılarını konu alır.Οι νικητές των προημιτελικών προκρίνονται σε μία σειρά τριών παιχνιδιών στους ημιτελικούς.
"Crab"(yengeç) en saygısız sıfattır ve ölümcül bir intikam emri olarak kullanılabilir."Crab" er det mest respektløse man kan kalde en Crip, og kan garantere en fatal gengældelse.
Daha sonra bunun ölümcül bir hata olduğu ortaya çıkacaktır.Det viser sig senere at være en fejltagelse.
Yarası ölümcül değildi.Skuddene var ikke dødbringende.
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.Hun prøver at få kongeriget tilbage ved at finde De Syv Dødsynder.
İşsizdim, ölümcül bir ümitsizlik içindeydim.Han var da arbejdsledig og i en dyb livskrise.
Onun için köprüde maalesef çok defa ölümcül kazalar meydana gelir.På vraget er opstået flere dødsulykker.
Rus ruleti (Rusçası Ру́сская руле́тка), altıpatlarla oynanan ölümcül bir şans oyunu.Russisk roulette er et hasardspil, hvor deltagerne sætter livet som indsats.
Bir önceki komutan Albay Groddek, aynı gün ölümcül biçimde yaralanmıştı ve birkaç gün sonra öldü.Oberst Rall blev såret og døde samme dag.
Yarası ölümcül değildi.Såret han fikk var ikke dødelig.
Daha sonra bunun ölümcül bir hata olduğu ortaya çıkacaktır.Dette skulle vise seg å være et dødelig mistak.
Savaşta ölümcül bir yara almış ve 26 Haziran 363 günü ölmüştür.Julianus var blitt dødelig såret under tilbaketrekningen, og døde den 26. juni 363.
Çavdar mahmuzu zehirlenmesi ölümcül olabilir.Misbruk av krydderet muskatnøtt kan gi forgiftning.
30 ml kadar bir hacim ise ölümcüldür .En strøm over rundt 30mA gjennom hjertet kan være dødelig.
Laertes Hamlet'i zehir sürülmüş kılıçla yaralar ama aynı zamanda kendisi de ölümcül bir yara almıştır.Laertes stikker Hamlet med den forgiftede klingen, men blir dødelig såret av det selv.
Zehri insan için ölümcüldür.Dioksin er uten tvil giftig for mennesker.
23 bin kişinin ölümüne neden olan afet, 20. yüzyılın en ölümcül ikinci yanardağ felaketi oldu.Bare to av 30 000 innbyggere overlevde i den mest dødbringende vulkankatastrofe på 1900-tallet.
Düelloda baron rakibini ölümcül bir şekilde yaralar.I duellen blir greven livsfarlig såret.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Magasinet med krut ble ødelagt, men murene ble ikke så alvorlig skadd.
Yarası ölümcül değildi.Luka itu tidak langsung mematikan.
Kan şekeri seviyeleri çok düşerse, hipoglisemi adı verilen potansiyel olarak ölümcül bir durum gelişir.Bila level gula darah menurun terlalu rendah, berkembanglah kondisi yang bisa fatal yang disebut hipoglikemia.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Meningitis virus, sebaliknya, cenderung sembuh sendiri dan jarang fatal.
Koyulan dementia prekoks tanısı o zamanlar ölümcül bir hastalık olarak kabul ediliyordu.Ia didiagnosis terserang dementia praecox, yang pada masa itu dianggap penyakit berat.
Alice ve arkadaşları ölümcül bir tuzağa yakalanmışlardır.Jali dan perempuan-perempuannya diteror kejadian mengerikan.
Asklepios çok güçlü ilaçlar yapar ve ölümcül pek çok hastalığı iyileştirir.Asklepios adalah orang yang mampu menyembuhkan berbagai penyakit bahkan mampu menghidupkan orang mati.
Sonucu ölümcüldür.Insiden ini berakibat fatal.
Çok sevdiği kardeşi Velma ölümcül bir hastalıktan dolayı ölüm döşeğine düşmüştür.Sahabatnya Jody (Ruli Fitrian Alia), dan adik tercintanya Vina meninggal secara tragis akibat over dosis.
Fırtına dünya tarihinin en ölümcül tropikal siklon olarak bugüne kadar devam etmektedir.Kerugian ini menempatkan Badai Maria sebagai siklon tropis paling merugikan ketiga sepanjang sejarah.
Kaplan yılanı dünyanın en ölümcül yılanları arasında yer alır.Ular ini termasuk salah satu ular berbisa yang paling mematikan di dunia.
Ayrıca ceratosaurus türünün küçük ayakları vardı; ama çok ölümcüldü.Rahang Ceratosaurus terbilang kecil namun padat.
Bunun dışında dört yönlü maç yapılır ve genelde bu maça ölümcül dört yönlü eleme maçı denir.Konsep acara ini adalah tiga pertandingan yang ditunjukkan adalah Pertandingan Fatal Four Way.
Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır.Penyakit tersebut serius dan menular.
Toplamda ölümcül yanıkların neredeyse %60’ı 100.000’de 11,6 ile Güneydoğu Asya’da meydana gelmektedir.Gần 60% vụ bỏng gây tử vong xảy ra ở khu vực Đông Nam Á với tỷ lệ 11,6 trên 100.000.
Lohusalık ateşi 19. yüzyıl ortalarında hastanelerde yaygındı ve %10 - %35 oranları arasında ölümcül idi.Sốt sản xuất hiện thường xuyên tại những bệnh viện vào giữa thế kỷ 19, và bệnh này có tỷ lệ chết 10%–35%.
Aynı zamanda Airbus A321'in dahil olduğu en ölümcül kazadır.Đây cũng là vụ tai nạn làm thiệt mạng nhiều nhất liên quan tới dòng Airbus A320.
Savaşta ölümcül bir yara almış ve 26 Haziran 363 günü ölmüştür.Julianus bị tử thương trong giao chiến và qua đời vào ngày 26 tháng 6 năm 363.
1968 - ETA ilk ölümcül eylemini gerçekleştirdi.Năm 1968, cuộc lai tạo đầu tiên đã được thực hiện.
Amerika'daki en ölümcül tek uçak kazasıdır.Đây cũng là tai nạn máy bay thảm khốc nhất của Không lực Hoa Kỳ.
Bu, operasyonun başından beri gerçekleşen en ölümcül saldırıydı.Đây cũng là trận đánh có thương vong lớn nhất kể từ khi chiến tranh bắt đầu.
Sadece 62 mg zehir insanlar için ölümcüldür.Tuy nhiên, chỉ có 200 loại có nọc độc gây hại cho con người.
Zehri insan için ölümcüldür.Chì iotua rất độc đối với sức khoẻ con người.
Deliriyum tremens ölümcül olabilir.Kali iodua có thể là một teratogen.
Sovyet uzay programı, bazı ölümcül olaylar ve başarısızlıklar yaşadı.ソ連の計画は様々な事故や失敗に苦しんだ。
Aynı zamanda Airbus A321'in dahil olduğu en ölümcül kazadır.また、エアバスA321型機における初の死亡事故となった。
Daha sonra bunun ölümcül bir hata olduğu ortaya çıkacaktır.この遅れは致命的な誤りであることが後に分かった。
Tedavi edilmeyen bakteriyel menenjit neredeyse her zaman ölümcüldür.細菌性髄膜炎は治療しなければほとんどが死に至る。
Kendi için bir ölümcül zehir hazırlar ve bu zehri içer.自暴自棄になった彼女は自分でその毒を飲んでしまう。
Ölü sayısının 224 olmasıyla, bu kaza Mısır tarihinin en ölümcül uçak kazası olarak tarihe geçti.これにより乗客乗員224人全員が死亡し、ロシアおよびエジプトの航空史上最悪の出来事となった。
Zehirlenmesi genelde ölümcül değildir.運動器の外傷は滅多に致死的にはならない。
1780 Büyük Kasırgası Atlantik'in gelmiş geçmiş en ölümcül tropikal kasırgası olarak kabul edilir.1780年に発生した「グレート・ハリケーン (Great Hurricane of 1780) 」は、大西洋を襲ったハリケーン(熱帯低気圧)の中でも、歴史上最悪の被害を出したハリケーンとされている。
20 seneden beri kimse oradaki ölümcül sessizliği bozmamıştı.ですが20年間の在位期間中で誰一人処刑なさいませんでした。
Tüm Prusya saldırıları Fransız siperlerinden gelen ölümcül top ve tüfek ateşiyle mıhlandı.プロイセン近衛旅団の攻撃は全てフランス軍の射撃壕や塹壕からの猛烈な銃火によってその場に釘付けとなった。
MS Ölümcül değil fakat Metanol zehirlenmesi öldürüyor.メタノールは爆発しないが毒性がある。
Kuvvetli bir zehri vardır ve insanlar için ölümcüldür.本種の毒は強烈で、人間にとっても致命的。
Bunların başında biyolojik silah, genetik testler ve ölümcül bir virüs gelmektedir.武器は生体レーザーと自殺ウィルス。
23 bin kişinin ölümüne neden olan afet, 20. yüzyılın en ölümcül ikinci yanardağ felaketi oldu.その結果、約30,000人が死亡、20世紀の火山災害中最大であったことで知られる。
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.災いの渦(メイルシュトローム) 全宇宙の生命を脅かす存在。
1924 yılında, Paris'ten Fontainebleau'ya giderken, ölümcül bir trafik kazası geçirdi.1924年,當他從巴黎開車到楓丹白露,發生了一起要命的車禍。

İlgili Sayfalar