I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Sono furiosa che abbia interferito col piano, ma non possiamo neanche farlo fuori.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Меня возмущает, что он мешает нам работать, но и дать ему умереть нам тоже нельзя.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim.Jag är arg för att han la sig i vårt arbete-
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim.Jeg er vred over, at han blandede sig i vores arbejde, -
(Kahkahalar) Ben öfkeliyim.私は怒っています
‹‹Kes sesini!›› dediler, ‹‹Yoksa öfkeli adamlarımız saldırıp seni de, aileni de öldürür.››단 자손이 그에게 이르되 네 목소리를 우리에게 들리게 말라 노한 자들이 너희를 쳐서 네 생명과 네 가족의 생명을 잃게 할까 하노라 하고
‹‹Kes sesini!›› dediler, ‹‹Yoksa öfkeli adamlarımız saldırıp seni de, aileni de öldürür.››ויאמרו אליו בני דן אל תשמע קולך עמנו פן יפגעו בכם אנשים מרי נפש ואספתה נפשך ונפש ביתך׃
‹‹Kes sesini!›› dediler, ‹‹Yoksa öfkeli adamlarımız saldırıp seni de, aileni de öldürür.››فقال له بنو دان لا تسمّع صوتك بيننا لئلا يقع بكم رجال انفسهم مرّة فتنزع نفسك وانفس بيتك.
‹‹Kes sesini!›› dediler, ‹‹Yoksa öfkeli adamlarımız saldırıp seni de, aileni de öldürür.››但 人 對 米 迦 說 、 你 不 要 使 我 們 聽 見 你 的 聲 音 、 恐 怕 有 性 暴 的 人 攻 擊 你 、 以 致 你 和 你 的 全 家 盡 都 喪 命
‹‹Kes sesini!›› dediler, ‹‹Yoksa öfkeli adamlarımız saldırıp seni de, aileni de öldürür.››但 人對 米 迦說 、 你 不 要 使我 們聽見 你 的 聲音 、 恐怕 有性 暴 的 人 攻擊 你 、 以致 你 和 你 的 全 家 盡都 喪命
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Bojte sa meča, lebo pomsta za neprávosti je meč. Aby ste vedeli, že bude súd!
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››bojte se meča! kajti meč bo maščeval krivice, da bi vedeli, da je sodba.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Bojte se meče, nebo pomsta za nepravosti jest meč, a vězte, žeť bude soud.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Craignez pour vous le glaive: Les châtiments par le glaive sont terribles! Et sachez qu`il y a un jugement.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Féljetek a fegyvertõl, mert a fegyver a bûnök miatt való büntetés, hogy megtudjátok, hogy van ítélet!
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Ik waarschuw jullie dat jullie gevaar lopen te worden gestraft voor wat jullie nu doen!"
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Khá sợ mũi gươm , Vì gươm là một khí_giới hung_tàn phạt tôi gian_ác , Ðể các bạn biết rằng có sự phán_xét .
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Khá sợ mũi gươm, Vì gươm là một khí giới hung tàn phạt tôi gian ác, Ðể các bạn biết rằng có sự phán xét.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››너희는 칼을 두려워할지니라 분노는 칼의 형벌을 부르나니 너희가 심판이 있는 줄을 알게 되리라
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››niin peljätkää miekkaa, sillä viha on kohtaava miekanalaisia pahoja töitä, tietääksenne, että tuomari on."
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››så tag jer i Vare for Sværdet; thi Vrede rammer de lovløse, at I skal kende, der kommer en Dom!
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››temei vós a espada; porque o furor traz os castigos da espada, para saberdes que há um juízo.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››temete per voi la spada, poiché punitrice d'iniquità è la spada, affinché sappiate che c'è un giudice
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Temeţi-vă de sabie: căci pedepsele date cu sabia sînt grozave! Şi să ştiţi că este o judecată.``
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Ulęknijcie się sami miecza, bo pomsta nieprawości jest miecz; a wiedzcie, że będzie sąd.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Φοβηθητε την ρομφαιαν διοτι η ρομφαια ειναι ο εκδικητης των ανομιων, δια να γνωρισητε οτι υπαρχει κρισις.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Тогава бойте се от меча; Защото гневни са наказанията, нанесени от меча, За да познаете, че има съд.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Убойтесь меча, ибо меч есть отмститель неправды, и знайте, чтоесть суд.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››גורו לכם מפני חרב כי חמה עונות חרב למען תדעון שדין׃
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››خافوا على انفسكم من السيف لان الغيظ من آثام السيف. لكي تعلموا ما هو القضاء
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››你 們 就 當 懼 怕 刀 劍 . 因 為 忿 怒 惹 動 刀 劍 的 刑 罰 、 使 你 們 知 道 有 報 應 。 〔 原 文 作 審 判
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››你 們就當懼 怕 刀劍 . 因為 忿怒 惹動刀劍 的 刑罰 、 使 你 們 知道 有 報應 。 〔 原文 作 審判
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.A férje tombol, megfenyegeti az amerikait, hogy megöli.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.De echtgenoot, die woedend is, dreigt de Amerikaanse te vermoorden.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Den rasende mand truer med at slå amerikaneren ihjel.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Der wütende Mann droht, die Amerikanerin umzubringen.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.El esposo, furioso, amenaza con matar a la estadounidense.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Il marito, furioso, minaccia di uccidere l'americana.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Jej nahnevaný manžel sa vyhráža, že Američanku zabije.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.남편은, 몹시 화가나서는, 이 미국인을 죽이겠다고 협박했습니다.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Le mari est furieux, il menace de tuer les Américains.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Mannen är rasande och hotar att döda amerikanen.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Người chồng, đầy hoảng sợ, đã dọa sẽ giết cô bác sĩ.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.O marido, furioso, ameaça matar a americana.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Sotul, furios, ameninta sa o omoare pe americanca.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Wściekły mąż groził, że zabije Amerykankę.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Zuřivý manžel vyhrožuje, že Američanku zabije.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Ο σύζυγός έξαλλος, απειλεί να σκοτώσει την Αμερικανίδα.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.А муж в бешенстве грозится убить американку.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Її чоловік був розлючений та погрожував вбити американку.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.Съпругът е бесен и заплашва да убие американката.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.הבעל מאיים בזעם להרוג את האמריקאית.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.والزوج كان غاضباً ويهدد بقتل الفتاة الأمريكية
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.ジェニーは自分がしたことに怯えますが
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Angin utara pasti mendatangkan hujan; begitu pula pergunjingan pasti menimbulkan kemarahan
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Az északi szél esõt szül; és haragos ábrázatot a suttogó nyelv.
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.De noordenwind brengt regen; roddel en achterklap leiden tot boze gezichten.
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Der Nordwind bringt Ungewitter, und die heimliche Zunge macht saures Angesicht.
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.El viento del norte trae la lluvia; y la lengua detractora, el rostro airado
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Gió bắc sanh ra mưa ; Còn lưỡi nói hành cách kín_đáo gây cho mặt_mày giận_dữ .