ödev ile cümle

ödev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ev ödevleri verdim.Le-am dat teme pentru acasă.
Ev ödevleri verdim.Les dí tareas.
Ev ödevleri verdim. Ödevler geri geldiğinde, notları hesapladım.Dawałam zadania domowe, wystawiałam oceny.
Ev ödevleri verdim.Razdelila sem domače naloge.
Ev ödevleri verdim.Saya memberi tugas pekerjaan rumah (PR).
Ev ödevleri verdim.Tôi giao bài tập về nhà cho học sinh.
Ev ödevleri verdim.Zadávala jsem domácí úkoly.
Ev ödevleri verdim.Zadávala som domáce úlohy.
Ev ödevleri verdim.Έδινα ασκήσεις για το σπίτι.
Ev ödevleri verdim.Задавала домашні завдання.
Ev ödevleri verdim.Също така давам домашни.
Ev ödevleri verdim.נתתי שיעורי בית.
Ev ödevleri verdim.أعطيتهم واجبات منزلية.
Ev ödevleri verdim.我會畀功課同作業
Ev ödevleri verdim.答案が戻ってくれば 成績をつけました
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.전통적인 교실에서는 몇 가지 숙제를 내줍니다. 숙제, 강의, 숙제, 강의,
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.Numa sala de aula tradicional, há trabalhos de casa, exposição da matéria, e depois têm um teste instantâneo.
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.В класните стаи, получавате домашно, домашно, лекция, домашно, лекция и после се явявате на изпит.
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.У традиційній школі ви отримуєте домашнє завдання, завдання, лекцію, завдання, лекцію - і підсумковий іспит.
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.אבל זה שונה מיסודו ממה שקורה היום בכיתות לימוד. בכיתה מסורתית, יש שיעורי-בית,
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.في الفصول التقليدية لديك عدد من الواجبات واجب ثم محاضرة، ثم واجب ثم محاضرة
Geleneksel bir sınıfta, ödevleriniz vardır, ödev, ders, ödev, ders, ve sonrada sınav.宿題があり 宿題 授業 宿題 授業 それに小テストがあります
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Credeți că în seara aceea temele mai erau în topul priorităților?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?¿Creen que esa noche la tarea encabezaba mi lista de prioridades?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Denk je dat mijn huiswerk die avond mijn hoogste prioriteit was?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Fakt si myslíte, že tu noc bylo udělat si úkol na prvním místě mého seznamu priorit?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Glauben Sie wirklich, dass diese Nacht Hausaufgaben für mich Vorrang hatten?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?정말로, 그날 밤 저에게 학교 숙제를 하는 것이 가장 우선적으로 해야 할 것이라고 생각하시나요?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Önök szerint aznap éjjel a házi feladatom volt a legfontosabb dolgom?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Realmente, acham que fazer os trabalhos de casa, naquela noite, estava no topo da minha lista de prioridades?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Sądzicie, że odrabianie lekcji było na liście moich priorytetów tego wieczoru?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Sul serio pensate che quella sera fare i compiti fosse in cima alla mia lista delle priorità?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Tror ni verkligen att läxor den kvällen stod högst på att göra-listan?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Vous pensez vraiment que faire mes devoirs ce soir-là était la première de mes priorités ?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Yang benar saja, apa Anda pikir mengerjakan PR malam itu menjadi prioritas teratas saya?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Ειλικρινά, πιστεύετε πως εκείνο το βράδυ το πρώτο πράγμα στο μυαλό μου ήταν να κάνω τη σχολική μου εργασία;
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Вы действительно думаете, что сделать уроки в тот вечер было для меня важнее всего?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Наистина, смятате ли, че да си напиша домашното беше в списъка с приоритетите ми онази вечер?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Як Ви гадаєте, чи дуже я переймалася домашнім завданням тієї ночі?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?באמת, אתם חושבים שלעשות את השיעורים באותו ערב היה בראש סדר העדיפויות שלי?
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?أحقاً تعتقد أن وظائفي المدرسية تلك اليلة كانت على قائمة أولوياتي ؟!
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?なによりも大切なことだと思いますか? まさか
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.A dal prípad -- obom -- dvom skupinám študentov.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Distribuye ambos casos a dos grupos de estudiantes.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Entregou-o a dois grupos de estudantes
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.És kiadta az esetet -- mindkét esetet -- két diákcsoportnak.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Et il a présenté le case - les deux cas -- à deux groupes d'étudiants.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Hij deelde hem uit -- allebei -- aan twee groepen studenten.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.그리고 자신의 두 그룹으로 나뉜 학생들에게 이것을 배포했는데
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Obě dvě ty studie dal dvěma skupinám studentů.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Og han uddelte begge undersøgelser til 2 grupper elever.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Profesor ini membagikan studi kasus tadi ke dua kelompok mahasiswa.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Przedstawił sprawę -- oba przypadki -- 2 grupom studentów.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Sedan gav han ut båda fallen till två studentgrupper.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Şi a dat cazurile -- ambele -- la două grupuri de studenţi.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Und er verteilte den Fall -- beide -- an zwei Gruppen von Studenten.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Và ông đã công bố cả hai trường hợp với hai nhóm học sinh.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Και έδωσε την περίπτωση-- και τις δύο -- σε δυο ομάδες φοιτητών.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.Він дає обидві справи двом групам студентів.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.И той дал случая -- и двата от тях -- на две групи студенти.

İlgili Sayfalar