Ana içeriğe geç
Sözlük

ödev ile cümle

ödev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Kendime ödev olarak, bunu derslerimde arada bir söylüyorum,Для перевірки, оскільки я це сказав в одній з лекцій,
Kendime ödev olarak, bunu derslerimde arada bir söylüyorum,Като предизвикателство взех издание на
Kendime ödev olarak, bunu derslerimde arada bir söylüyorum,בתור אתגר לעצמי, מאחר שאני אומר את זה מדי פעם בהרצאות שלי,
Kendime ödev olarak, bunu derslerimde arada bir söylüyorum,وكتحدٍ لنفسي , كما أفعل عادة مرة في كل محاضرة
Kendime ödev olarak, bunu derslerimde arada bir söylüyorum,ニューヨークタイムズの記事のコピーを使って人々が幸せを作り出す実例を探しました
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Au stat în laborator şi au lucrat, fără să considere că munca lor e o temă şcolară, ci o parte a vieţii lor.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.De arbejdede i laboratoriet, og de så arbejdet, ikke som skolearbejde, men som deres liv.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Dolgoztak a laborban, és a munkát nem iskolai feladatnak tekintették, hanem az életük részének.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Estavam no laboratório a trabalhar, e viam o trabalho, não como tarefa escolar, mas como as suas vidas.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.연구실에서 실습을 계속했습니다. 그 일을 과제로 본 것이 아니라 삶으로 생각한거죠.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Pracowali w laboratorium, gdyż postrzegali tę pracę, nie jako obowiązek, ale jako swoje życie.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Trabajaban en el laboratorio, y veían el trabajo, no como trabajo escolar, sino como sus vidas.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Ze waren in het lab aan het werk. Ze zagen het werk niet als schoolwerk, maar als hun leven.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Ήταν στο εργαστήριο και δουλεύανε, και είδαν τη δουλειά, όχι ως σχολική εργασία, αλλά σαν τη ζωή τους.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.Вони працювали в лабораторії і розглядали цю роботу не як навчальне навантаження, а як своє життя.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.הם היו במעבדה, עובדים, והר ראו את העבודה לא כמטלות לימודיות, אלא כחייהם.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.كانوا يعملون في المختبر، واعتبروا ذلك العمل ليس كعمل دراسي وانما كحياتهم.
Laboratuvarda çalışıyorlardı, ve işi okul ödevi olarak değil, yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlardı.作業は彼らの人生だったのです 彼らはAIDS研究の一環で
Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız,감사 방문을 배울 때 수행하는 과제는 그 분에게 300단어의 감사장을 쓰는 것입니다.
Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız,Su tarea cuando aprenden la visita de gratitud es escribirle un testimonio de 300 palabras,
Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız,המטלה, כשלומדים את ביקור הכרת התודה היא לכתוב מכתב הוקרה עם 300 מילים לאותו אדם,
Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız,مهمتك عندما تقوموا بزيارة الإمتنان هذه أن تكتبوا فقرة من 300 كلمة كشهادة لهذا الشخص,
Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız,その人に300語の感謝状を書いて フェニックスに電話をかけて
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.저는 훌륭한 학생들을 가르치고 있는데 예전보다 20% 적은량의 과제를 부여합니다.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Csodálatosan intelligens diákokat tanítok, és 20 százalékkal kevesebb munkát osztok ki mint régebben.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Doy clases con mucha fortuna a estudiantes inteligentes, y les asigno 20% menos trabajo de lo que solía hacer.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ensino estudantes inteligentes e maravilhosos e dou-lhes menos 20% de trabalhos do que dava antes.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ich unterrichte wunderbar intelligente Studenten, und ich gebe ihnen 20 % weniger Arbeit als früher.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ik geef les aan bijzonder intelligente studenten, die ik twintig procent minder huiswerk opgeef dan vroeger.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Insegno a studenti molto intelligenti, e do loro il 20% in meno di lavoro rispetto a un tempo.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Jag undervisar enastående elever, och jag ger dem 20 procent mindre läxor än jag gjorde förr.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Jeg underviser utrolig intelligente studerende, og jeg uddeler 20 procent mindre arbejde end jeg plejede.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.J'enseigne à des étudiants brillants, et je leur donne 20% de travail en moins qu'avant.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Opetan ihanan älykkäitä opiskelijoita ja annan heille 20 prosenttia vähemmän tehtäviä kuin ennen annoin.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Predau unor studenți incredibil de inteligenți și le dau de lucru cu 20 la sută mai puțin decât făceam eu.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Tôi dạy những sinh viên thông minh tuyệt vời, và tôi cho bài tập ít hơn 20 phần trăm tôi từng cho.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učim čudovito inteligentne študente in jim dodeljujem 20 % manj dela, kot sem jim včasih.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učím úžasně nadané studenty, a přitom jim dávám o 20 % méně práce než jsem býval zvyklý.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učím výnimočne inteligentných študentov, a zadávam o 20 percent menej úloh, než som zvykol kedysi.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Uczę bardzo inteligentnych studentów, a zadaję im 20% mniej pracy niż kiedyś.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Διδάσκω εξαιρετικά ευφυείς μαθητές, και τους αναθέτω 20% λιγότερες εργασίες απ' ό,τι ανέθετα παλαιότερα.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Аз преподавам на чудесни, интелигентни студенти, но им давам 20 % по-малко домашни, отколкото преди.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Я учу невероятно умных студентов и задаю на 20% меньше домашних заданий, чем я задавал раньше.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.אני מלמד סטודנטים נפלאים ואינטליגנטיים, ואני נותן 20% פחות מטלות ממה שהייתי נותן בעבר.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.أقوم بتدريس طلاب على مستوى عالي من الذكاء وأقرر عليهم ٢٠ بالمائة أنشطة أقل عن السابق.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.以前と比べて与える課題を 20%くらい減らしています それは学生達の頭が 悪くなっているからではなく
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Cháu đang ngồi chung bàn làm bài tập về nhà môn Toán.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Dia duduk di meja itu juga mengerjakan PR matematika.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Era cu noi la masă, își făcea temele la matematică.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Era seduto anche lui allo stesso tavolo e faceva i suoi compiti di matematica.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Er heißt Lincoln. Er saß auch mit am Tisch und machte seine Mathe-Hausaufgaben.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Il était assis à la même table en train de faire ses devoirs de maths.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.식탁에 함께 앉아 있었습니다.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Seděl s námi u stolu a počítal úkoly z matematiky.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Καθόταν στο ίδιο τραπέζι κάνοντας τα μαθηματικά του.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Він також сидів за столом і робив домашнє завдання з математики.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.Той седеше на същата маса, правейки домашното си по математика.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.ועשה שיעורי בית.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.ويقوم بواجبه المنزلي
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.会話のあいまに
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod