ödemek ile cümle
ödemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Floransa 80.000 Florin tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Orleánským přinesla poměrně malé věno 80 000 livrů.
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.Când a avut 18 ani, Halsey a avut probleme financiare, iar muzica a devenit un mod de a-și plăti chiria.
Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."S-a făcut cu cheltuiala acestor ctitori la leat ...”.
İlaveten ücret sahipleri sosyal güvenlik katkıları ödemektedir.Obligativitatea contribuțiilor la asigurările sociale.
Burada sigorta sözleşmesini akdetmek ve sigorta primini ödemek, satıcıya düşmektedir.Vânzătorul încheie și plătește contractele de asigurare și plătește prima de asigurare.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
Peşin ödemek zorundasın.Trebuie să plăteşti în avans.
Fabius şimdi bu malikâneleri, arz edilen fazla tutsak için düşman ordusuna ödemek için sattı.Fabius most eladta ezeket a birtokokat, hogy fizethessen az ellenségnek a foglyokért.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Hiába azonban, bűnhődnie kell.
Reçetesiz olarak bu maddeyi temin eden herkes 10.000$ (HKD) para cezası ödemek zorundadır.Aki recept nélküli készítményeket árul, 10 000 hongkongi dollár (HKD) bírságra számíthat.
İlaveten ücret sahipleri sosyal güvenlik katkıları ödemektedir.Minden Magyarországon járulékot fizető jogosultságok szerez a társadalombiztosítási nyugellátásra.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Az ajánlások gyűjtésére 16 nap állt rendelkezésre.
Ardından %10 faiz getirisi vadettiği kişilerin parasını ödemek için yeni yatırımcılara %11 faiz önerir.A fennmaradó 10%-ot munkavállalói részvénycsomagként megvásárlásra ajánlották fel a dolgozóknak.
Bu durumda taraflardan hiçbirisi herhangi bir tazminat ödemek zorunda olmazlar.Három egyenlő pontszám esetén senki nem kap rádli jutalmat.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranov maksoi jäljelle jääneistä uudisasukkaista 10 000 ruplan lunnaat.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Lainanantajasta tulee velkoja, jolle laina on saaminen.
Ayrıca büyük miktarda Sovyetler Birliği'ne savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı.Lisäksi Neuvostoliitolle jouduttiin luovuttamaan merkittävä määrä liikennevälineitä sotakorvauksena.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Mutta jos kyläläiset häviäisivät, heidän pitäisi maksaa verot kolminkertaisina.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Hänellä on mahdollisuus päästä ehdonalaisuuteen.
Burada sigorta sözleşmesini akdetmek ve sigorta primini ödemek, satıcıya düşmektedir.Puhelinliittymän tai vakuutussopimuksen tekemisessä vaaditaan vakuutta tai ennakkomaksuja.
Malzemelere ödemek için paraya ihtiyaçları vardı.He tarvitsevat rahaa aineksien maksamiseen.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Κατά κύριο λόγο, ταυτίστηκε με την ποινή.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Έχει μόνο 32 ώρες για να αποπληρώσει τα χρέη του.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.Κατά τη διάρκεια του Τριακονταετούς Πολέμου το Λορς και οι γείτονές του υπέφεραν πολύ.
Anıñ üçün ahça tölirge ayastığ = Onun için para ödemek yazık (olur).Vil De, min Herre, påtage Dem den ulejlighed at bringe pengesummen til enken?"
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranov måtte betale en løsesum på 10.000 rubler for frit lejde for sig selv og de overlevende af nybyggerne.
Paralı yol, sürücülerin ücret ödemek zorunda olduğu bir yoldur.En betalingsvej er en vej, hvor trafikanter skal betale en afgift for at færdes.
Aynı zamanda Ethereum dünyasında işlem ücretleri ve hesaplamaları ödemek için de kullanılır.Det er også brugt til at betale for transaktionsgebyrer og beregningstjenester på Ethereum-netværket.
Köy o tarihte 12 hane idi ve 160 akçe vergi ödemekteydi.Arbejdet tog ham 16 måneder og indbragte 150 rigsdaler.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Anførerne for bondehæren ble hugget ned, flere avrettet ved dom, andre måtte betale store bøter.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.I løpet av tjue år skulle gjelden være nedbetalt.
Despotluk, bağımsız olarak Osmanlılara yıllık haraç ödemek şartıyla varlığını sürdürdü.Pommern forble uavhengig mot å betale en årlig tributt til polakkene.
Motorlu taşıtlarda ise nihai tüketici adına ÖTV ödemek gerekir.For å oppnå rabatter kreves det forhåndsinnbetaling til AutoPASS-ferjekonto.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Berdasarkan perjanjian tersebut, Sardinia terpaksa membayar ganti rugi sebesar 65 juta franc kepada Austria.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.Dia mengirimkan uang untuk membayar utang Ventidius, dan Ventidius dilepaskan dan bergabung perjamuan.
Bu durumda taraflardan hiçbirisi herhangi bir tazminat ödemek zorunda olmazlar.Oleh karena itu, tidak ada pihak yang akan membayar.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Artinya dengan cara bagaimanapun dirinya harus dihukum.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Butuh waktu 8 tahun untuk mendapatkan pengakuan itu.
Floransa 80.000 Florin tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Total biaya yang dikeluarkan 80.000 gulden.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Setelah itu Loulan setuju untuk membayar upeti kepada China.
Yıllık £5,000 ödemektedir.5 Miliar per tahun.
Aksi halde işletme ceza faturası ödemek ile yükümlüdür.Jadi, buat apa ia harus susah-susah membayar ongkos kirim surat.
B, bu parayı ödemekle yükümlüdür.Kini, tiba saatnya untuk membayar utang tersebut.
Paraguay'a girerken karşılık ücreti ödemek zorundadırlar.Họ phải trả phí để đến Paraguay.
Aynı zamanda Ethereum dünyasında işlem ücretleri ve hesaplamaları ödemek için de kullanılır.Nó cũng được sử dụng để trả phí giao dịch và dịch vụ tính toán trên mạng Ethereum.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Anh ấy có cả đống thứ vay mượn.
Fabius şimdi bu malikâneleri, arz edilen fazla tutsak için düşman ordusuna ödemek için sattı.Fabius lúc này bán các điền trang của mình để có tiền trả cho quân địch và nhận lại số tù binh còn lại.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.Tuy nhiên, khoanh nợ không giải phóng con nợ khỏi nghĩa vụ phải trả nợ.
Ayıca dolandırıcılık suçundan ve çalıntı mallar için 1500 € ödemek zorunda kaldı.Rồi đến năm 2005 ông bị kết tội gian lận và đã phải trả 1.500 € cho hàng hóa bị đánh cắp .
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Nhất là khi lại cho tự kỷ là một hình phạt.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Chính phủ tự trị phải tài trợ cho Atlantic Airways 75 triệu krone Đan Mạch.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.それ自身も処罰の対象。
Anıñ üçün ahça tölirge ayastığ = Onun için para ödemek yazık (olur).目的消滅による債権の消滅 目的到達による債権の消滅 弁済 弁済(履行)によって債権は消滅する。
Keşişler, günahları için kefaret ödemek zorunda değildirler.神は罪を知るうえで罪を持つ必要がない。
1605) sonrası dönemde tekrar cizye ödemek zorunda kaldılar.1609年には、再びペストが流行したため巡業に出ている。
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.対照的にスペインはその負債を容易に支払うことができた。
Orman işletmesi bu hizmetlere karşılık köylülere ücret ödemektedir.借地農は借地料を農民への労働で支払った。
Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar.その保険金で家の月賦が完済されたことを嘆く妻の独白で幕が閉じる。
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.借りた金を返す義務など。
Ayrıca Paraguay devleti bu ülkelere yüklü bir savaş tazminatı ödemek zorunda kalıyordu.ダンツィヒは著しい損害を被った上、戦勝国に賠償金の支払いを求められた。
İlgili Sayfalar