ödemek ile cümle
ödemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Monnow Valley'deki her bir gün, grup £800 ödemek zorundaydı.Сессии на Monnow Valley стоили £800 за день.
United Airlines her sene 2014'e kadar arenanın isim hakkı için 1.8 milyon dolar ödemektedir.До 2014 года компания выплачивает ежегодно по 1,8 млн долларов за права на название.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Сардиния уплачивает Австрии 65 миллионов франков вознаграждения за военные издержки.
Paralı yol, sürücülerin ücret ödemek zorunda olduğu bir yoldur.Платная дорога — автомобильная дорога, за проезд по которой с водителей взимается определённая плата.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Образовался значительный долг, который нужно было платить.
Reçetesiz olarak bu maddeyi temin eden herkes 10.000$ (HKD) para cezası ödemek zorundadır.Любой, кто поставляет вещество без предписания, может быть оштрафован на 10 тысяч гонконгских долларов.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.В этом случае погашение долгов побеждает само себя.
15 Şubat 2018'den itibaren yolcular, gittikleri mesafenin ücretini ödemektedir.15 января 2016 г. поезда сменили нумерацию и время отправления.
1605) sonrası dönemde tekrar cizye ödemek zorunda kaldılar.В 1805 году Тизенгаузен снова вышел в отставку.
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.وعندما كان عمره 18 عاماً، واجهت هالزي متاعب مالية وأصبحت الموسيقى هي الوسيلة لدفع ايجار منزلها.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.ومن يقرض يرجع له القرض)).
Reçetesiz olarak bu maddeyi temin eden herkes 10.000$ (HKD) para cezası ödemek zorundadır.أي شخص يملك الكودين بدون وصفة طبية يتم تغريمه بمبلغ 10,000 $ (HKD).
Öte yandan kapitalist çalışan tarafından katılan emeğin gerçek değerinin karşılığından daha azını ödemektedir.ومع ذلك ، فإن الرأسمالي يدفع أجورا أقل من القيمة المضافة للعامل.
Avusturya'nın Macaristan için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi ise kaldırılacaktı.نصت المعاهدة على دفع النمسا جزية قدرها 30000 دوقية ذهبية سنويا للدولة العثمانية.
Yıllık £5,000 ödemektedir.وكان راتبه خمسة جنيهات شهريا.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.عندئذ اغتنم بعض سيئي النية الفرصة، وامتنعوا عن دفع الضريبة.
Fabius şimdi bu malikâneleri, arz edilen fazla tutsak için düşman ordusuna ödemek için sattı.وفي النهاية اضطر فابيوس لبيع ممتلكاته لكي يدفع لجيش الأعداء ليتسلم باقي الأسرى.
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.Aos 18 anos, encontrou-se em problemas financeiros e a música tornou-se uma forma de pagar suas contas.
Öte yandan kapitalist çalışan tarafından katılan emeğin gerçek değerinin karşılığından daha azını ödemektedir.No entanto, o capitalista paga salários menores do que o valor agregado pelo trabalhador.
Borçları ödemek için tefecilerden para almış, bir de tefecilerle başı belaya girmiştir.Alguma vez você já jogou para obter dinheiro para pagar dívidas ou então resolver dificuldades financeiras?
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Foi dado a ele apenas 8 dias para preparar a missão.
Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar.Até hoje, é o único ministro do TCU aposentado que tem o aluguel de sua residência pago pela Casa.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cada coobrigado pode ser chamado para responder pela totalidade da dívida.
Yani vergi geneldir, herkes vergi ödemekle yükümlüdür.Assim, é razoável que a população como um todo deve contribuir para o imposto de custos.
Reçetesiz olarak bu maddeyi temin eden herkes 10.000$ (HKD) para cezası ödemek zorundadır.Quem fornecer a substância sem receita fica sujeito a multa de 10.000 dólares de Hong Kong.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Sempre precisava de dinheiro emprestado para pagar suas dívidas.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Eles também pagavam impostos e tributos à nova administração muçulmana.
Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı.Schepen die doorvaart wilden moesten eerst tol betalen.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Verder legde hij zichzelf ook een straf op.
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.Intussen heeft Pierre al schulden gemaakt.
Keşişler, günahları için kefaret ödemek zorunda değildirler.Evenmin waren priesters nodig om zonden te vergeven.
Savaş sonunda belirgin toprak kayıpları yaşamasa da, büyük bir fidye ödemek zorunda kaldı.Het vergeten oorlogsavontuur kreeg eindelijk wat aandacht.
Paralı yol, sürücülerin ücret ödemek zorunda olduğu bir yoldur.Zij heft ook de tol die automobilisten voor het gebruik van deze weg moeten betalen.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Nakazywał Królestwu Piemontu-Sardynii zapłacenie odszkodowania dla Austrii w wysokości 65 mln franków.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Jack miał trzy dni na spłatę długu.
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.Hiszpan pozostawił po sobie mnóstwo długów.
Keşişler, günahları için kefaret ödemek zorunda değildirler.Co musi zrobić człowiek aby popełnić niewybaczalny grzech?
Ol deeş akşa tölep bolbas = Onun için para (akça) ödemek olmaz (yazık olur).I am not fucking well paying this time. → Nie, kurwa, tym razem nie płacę.
Yıllık £5,000 ödemektedir.Jego zarobki wynosiły 500 000 funtów rocznie.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.To nałożona przez niego samego pokuta.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.Po 3 latach wolnizny koloniści mieli płacić czynsz wraz z odsetkami.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Hetman Potocki zalegał dla nich z żołdem na dużą sumę 300 tys.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Hon vill ta sitt straff.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Han blir skuldsatt och måste betala tillbaka lånet.
Daha sonra Emre ev kirasını ödemek için Akasya Durağı'nda çalışmaya başlar.Du ska helt enkelt betala rätt hyra för din lägenhet.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Resultatet blev att Lê Hoàn valde att betala tribut till Kina.
Federal Reserve Bank devraldığı SDR'nin dolar karşılığını ödemekle yükümlüdür.Arbetet går ut på att råna banken Federal Reserve, vilket lyckas.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Сардинія була змушена виплатити Австрії величезну контрибуцію у розмірі 65 мільйонів франків.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.У разі відмови він мав сплатити штраф.
Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."«Ми готові були заплатити молодим життям…».
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.Тепер Боббі доводиться відпрацьовувати його борги.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.За цим договором Китай виплатив Великій Британії контрибуцію в розмірі близько 21 млн доларів США.
Birisi bedeli ödemek zorunda.Хтось мусить заплатити ціну.
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.Když jí bylo 18, setkala se s finančními problémy a hudba se stala způsobem, jak zaplatit nájem.
United Airlines her sene 2014'e kadar arenanın isim hakkı için 1.8 milyon dolar ödemektedir.United Airlines platí do roku 2014 1,8 milionů USD ročně za práva na pojmenování.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Práce mu trvala osm dnů a dostal za ní zaplaceno devět zlatých.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.Protikladem úspor jsou dluhy.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.Během třech století se na něm vystřídalo deset majitelů.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.Vždyť jsi sám odsouzen k stejnému trestu.
1605) sonrası dönemde tekrar cizye ödemek zorunda kaldılar.Od roku 1545 Dražejov získali opět Smiříčtí.
İlgili Sayfalar