ödemek ile cümle

ödemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.I suppose it makes sense to go ahead and pay the bill right now.
Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for everything himself.
Kirayı ödemek için gitarımı rehin bıraktım.I pawned my guitar to pay the rent.
Bu defa ödemek için sıra bende.This time it's my turn to pay.
Otobüse ödemek için param yok.I have no money to pay for the bus.
Hesabı ödemek istiyorum.I'd like to pay.
Biz her zaman daha fazla ödemek zorundayız.We always have to pay more.
Mary borçlarını ödemek için bankadan kredi çekti.Mary took out a loan in order to pay her debts.
Ürünü nakit olarak ödemek için yeterli param yok.I don't have enough money to pay for the product in cash.
Tom'un faturayı ödemek için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to pay the bill.
Neden faturaları ödemek her zaman benim sorumluluğum?Why is it always my responsibility to pay the bills?
Faturayı ödemek zorundayım.I have to pay the bill.
Tom hala faturayı ödemek zorunda.Tom still has to pay the bill.
Tom böyle yüksek bir fiyatı ödemek için istekli değildi.Tom wasn't willing to pay such a high price.
Üyelik ücretini ödemek için yeterli paraya sahip olmayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who doesn't have enough money to pay the membership fee.
Bu krediyi bir şekilde geri ödemek zorunda kalacağız.We'll have to pay back that loan one way or another.
Sana geri ödemek için bir yol bulacağım.I will find a way to repay you.
Ödemek istedim.I wanted to pay.
Aslında, onlar bize ödemek istiyorlar.Actually, they want to pay us.
Şimdi mi yoksa daha sonra mı ödemek istiyorsun?Do you want to pay now or later?
Bu ödemek istediğim bir borç.That's a debt I want to repay.
Gerçekten yeni bir araba için o kadar ödemek istemiyorum.I don't really want to pay that much for a new car.
Bir tane istiyorsan onu kendi harçlığının dışında ödemek zorundasın.If you want one, you'll have to pay for it out of your own allowance.
Vergileri ödemek zorundayız.We must pay taxes.
Yahudi-Hıristiyan konuları hakkında yazmamı istiyorsan para ödemek zorundasın.If you want me to write about Judeo-Christian topics, you have to pay money.
Vergi ödemek zorunda mıyım?Do I have to pay the tax?
Bu ödemek için küçük bir bedel.It's a small price to pay.
Kirayı ödemek için gitarımı rehine koydum.I pawned my guitar in order to pay the rent.
Yaptıklarının bedelini ödemek zorundaydı.He had to face the music.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Pazarlığımıza göre yarısını ödemek zorundasın.According to our bargain, you have to pay half.
Tom arabanın sahibine tazminat ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay damages to the owner of the car.
Tom fidye ödemek için bankadan üç yüz bin dolar çekti.Tom withdrew three hundred thousand dollars from the bank to pay the ransom.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Tom ne kadar ödemek zorunda kalacağını merak ediyordu.Tom wondered how much he was going to have to pay.
Ne kadar ödemek zorunda olacağımı bilmek istiyorum.I want to know how much I'm going to have to pay.
Ödemek zorunda kalacaksın.You'll have to pay.
Şu anda sana borcumu ödemek için üzerimde yeterli param yok.I don't have enough money on me right now to pay you what I owe you.
İhtiyacım olan operasyona ödemek için yeterli param yok.I don't have enough money to pay for the operation that I need.
Borcunu tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his loan.
Borçlarını tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his debts.
Borçlu olduğu parayı geri ödemek istiyor.He wants to pay back the money he owes.
Borçlandığı parayı geri ödemek istiyor.He wants to pay back the money he owes.
Akşam yemeğini ödemek için benim sıram.It's my turn to pay for dinner.
Bugün bu faturayı ödemek zorundayım.I have to pay this bill today.
Tom bütün faturalarını ödemek için yeterli paraya sahip değil.Tom doesn't have enough money to pay all his bills.
Birisi bedeli ödemek zorunda.Someone has to pay the price.
Biri bunu ödemek zorunda.Someone has to pay for this.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Kiranı ödemek senin en büyük endişen değil.Paying your rent is not your biggest worry.
Onun için ne kadar ödemek zorundasınız?What price did you have to pay for that?
O ödemek için küçük bir ücret.That's a small price to pay.
Otuz doların bunu ödemek için çok yüksek bir fiyat olduğunu düşünüyorum.I think that thirty dollars is too high a price to pay for this.
Tam fiyatı ödemek zorunda kalmadım.I didn't have to pay the full price.
Nakit olarak ödemek zorunda kaldım.I had to pay in cash.
Ben sana geri ödemek zorunda mıyım?Do I have to pay you back?
Tom zarar ziyan için para ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for damages.
Sen hala onun için ödemek zorundasın.You still have to pay for it.
Biraz daha fazla ödemek zorunda kalabilirsin.You may have to pay a little more.
Tom bütün borçlarını tamamen ödemek için çalışıyor.Tom is trying to pay off all his debts.
İlgili Sayfalar