ödemek ile cümle

ödemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yakın gelecekte senin iyiliğini ödemek istiyorum.I would like to repay your kindness in the near future.
Her üye bir ayda 10.000 yen ödemek zorunda.Each member has to pay 10,000 yen a month.
Bedelini ödemek zorundasın.You have to pay the price.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Nakit olarak ödemek istiyorum.I'd like to pay in cash.
Onun yerine kredi karımla ödemek istiyorum.I'd like to pay with my credit card instead.
Ayrıca on bin yen ödemek zorunda kaldık.We had to pay ten thousand yen in addition.
Jack vergilerini ödemekten kaçınmaya çalıştı.Jack tried to evade paying his taxes.
Sam ayın sonunda parayı ödemek için söz verdi.Sam has promised to pay the money at the end of the month.
Böyle ıvır zıvır için bu kadar çok para ödemek cinayettir.It is criminal to pay so much money for such trifles.
Bu avantajlar için ne kadar ödemek zorundayız?What price do we have to pay for these advantages?
Kredi kartıyla ödemek istiyorum.I'd like to pay by credit card.
Nasıl ödemek istersiniz?How would you like to pay?
Onun için nasıl ödemek istersin?How would you like to pay for it?
Bunu kredi kartımla ödemek istiyorum.I'd like to pay for this with my Visa card.
Pansiyona yüksek ücretler ödemek zorundayım.I have to pay high rates to the boarding.
Hesabı ödemek istiyorum, lütfen.I'd like to pay the check, please.
Biz 15 Marta kadar vergileri ödemek zorundayız.We have to pay taxes by March 15.
Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.I had to pay no less than 1,000 dollars for this watch.
Geri almak için çok miktarda para ödemek zorunda kaldım.I had to pay a large sum of money to get it back.
Borcumu ödemek zorundayım.I must repay the debt.
Babamın borcunu ödemekten berat edildim.I was absolved from paying my father's debt.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Zengin bir adam, gelir vergisini çok ödemek zorundadır.A man of wealth has to pay a lot of income tax.
Vergi ödemek her işçinin yükümlülüğüdür.It is the obligation of every worker to pay taxes.
Peşin ödemek zorundasın.You must pay in advance.
O, çiftliği için yüksek bir kira ödemek zorunda kaldı.He had to pay a high rent for his farm.
O, kitap için ödemek zorunda.She has to pay for the book.
Tatillerde 10,000 yen fazladan ödemek zorundasın.You have to pay 10,000 yen extra on holidays.
İlaveten 5 dolar ödemek zorunda kaldım.I had to pay 5 dollars in addition.
Ödemek için 30 güne daha ihtiyacım var.I need 30 more days to pay.
Taksitle ödemek istiyorum.I want to pay in installments.
Hayır. Ben nakit ödemek istiyorum.No. I want to pay in cash.
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.Worrying is like paying a debt you don't owe.
Bilgisayarımı almak için yüz dolar ödemek zorunda kaldım.To buy my computer, I had to pay €100.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
Sözleşme, bizim ne kadar ödemek zorunda olduğumuzu gösterir.The contract states how much we have to pay.
Bütün Amerikalılar vergilerini ödemek zorundadır.All Americans have to pay their taxes.
Çekle mi ödemek istiyorsun?You want to pay with a check?
Kredi kartıyla ödemek istiyor musun?You want to pay with a credit card?
Onlar peşin ödemek zorunda.They have to pay in advance.
Elbette ödemek zorundasın! Ne düşündün?Of course you have to pay! What did you think?
Malzemelere ödemek için paraya ihtiyaçları vardı.They needed money to pay for the supplies.
O, kendi borçlarını ödemek zorunda kaldı.He had to pay his own debts.
Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.I would like to pay with a credit card.
Ben beş dolar daha ödemek zorunda kaldım.I had to pay five more dollars.
Vergileri ödemek zorundasın.You have to pay taxes.
Tom kirayı ödemek için yeterli parayı zar zor kazanmayı başardı.Tom just barely managed to earn enough money to pay the rent.
Tom birkaç dolar daha ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a few more dollars.
Tom geçen ay onun faturalarını ödemek için zar zor yeterli paraya sahipti.Tom had barely enough money to pay his bills last month.
Tom o kadar çok ödemek niyetinde değildi.Tom didn't intend to pay that much.
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine for jaywalking.
Tom'un cezayı ödemekten başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to pay the fine.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Tom bir şey ödemek zorunda değildir.Tom doesn't have to pay anything.
Tom hesabı ödemek için cüzdanında yeterli parası olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think he had enough money in his wallet to pay the bill.
Tom ödemek için söz vermesine rağmen, Mary'yi faturayla sıkıştırdı.Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill.
Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.You should make sure that you have enough money in your pocket to pay for the ticket.
İlgili Sayfalar