Tom'un beyzbol eldivenimi ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my baseball glove.
Neden dışarı çıkıp biraz yakacak odun getirmiyorsun?Why don't you go out and get some firewood?
Onu ödünç aldım.I borrowed it.
Bana 30 peso ödünç verdi.He lent me 30 pesos.
Islak odun iyi yanmaz.Wet firewood doesn't burn well.
Anglo Saksonlar başka dillerden sözcükler ödünç alarak dili zenginleştirdiler.The Anglo-Saxons enriched the language by borrowing words from other languages.
Ona ödünç verdiğin parayı geri ödedi mi?Has he paid back the money you lent him?
Onu ödünç almama izin ver.Let me borrow that.
Sana o kitabı ödünç verebilirim.I can lend you that book.
Onu çalmadım. Onu sadece ödünç aldım.I didn't steal it. I just borrowed it.
Bunu ödünç alabilir miyim?May I borrow it?
O onun kapüşonlu svetşörtünü ödünç aldı.She borrowed his hoodie.
Kirasını ödeyebilsin diye Tom'a parayı ödünç vermek zorunda kaldım.I had to lend Tom money so he could pay his rent.
Benimkini ödünç aldı.She borrowed mine.
Fırçanı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your brush?
Bu çizgi romanları onun kız kardeşinden ödünç aldım.I borrowed those comics from his sister.
Ben o çizgi romanları onun kız kardeşinden ödünç aldım.I borrowed those comics from her sister.
Yaklaşık üç yüz dolar ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow about three hundred dollars.
Bana ödünç verdiğin parayı kullanmama gerek yoktu.I haven't needed to use the money you lent me.
Tom'a hiç ödünç para vermediğini umuyorum.I hope you didn't lend Tom any money.
Bir yıl önce benden ödünç aldığın parayı bana ne zaman geri vereceksin?When will you give me back the money you borrowed from me a year ago?
Bir kamyonun olduğunu biliyorum. Yarın onu ödünç almama izin verir misin?I know you have a truck. Would you let me borrow it tomorrow?
Tom'a bir el feneri ödünç verdim.I lent Tom a flashlight.
Tom'a şemsiyemi ödünç verdim.I lent Tom my umbrella.
Tom'a biraz para ödünç verdim.I lent Tom some money.
Tom'a bütüm paramı ödünç verdim.I loaned Tom all my money.
Bu süpürgeyi ödünç almam gerekiyor.I need to borrow this broom.
Bunu ödünç almam gerekiyor.I need to borrow this.
Üç yüz dolar ödünç almam gerekiyor.I need to borrow three hundred dollars.
Birkaç saatliğine arabanı ödünç almalıyım.I need to borrow your car for a few hours.
Bu öğleden sonra arabanı ödünç almam gerekiyor.I need to borrow your car this afternoon.
Arabanı ödünç almam gerekiyor.I need to borrow your car.
Dolma kalemini ödünç almalıyım.I need to borrow your pen.
Biraz para ödünç alıp alamayacağını Tom'a sormadın mı?Didn't you ask Tom if you could borrow some money?
Bu gece arabanı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car tonight?
Çakmağını ödünç alabilir miyim?May I borrow your lighter?
USB sürücümü asla başkalarına ödünç vermem.I never lend my USB drive to others.
Tom Mary'ye Fransızca ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her French textbook.
Biraz daha oduna ihtiyacımız var.We need some more firewood.
Sana ödünç verdiğim kitaba ne oldu?What became of the book I lent you?
Onun bana biraz ödünç para vermesini iste.Ask her to lend me a little money.
Tom, bana on dolar ödünç verir misin?Tom, would you mind lending me ten dollars?
Sana sözlüğümü ödünç vereceğim.I'll loan you my dictionary.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Tom üç ay önce üç yüz dolar ödünç aldı.Tom borrowed three hundred dollars three months ago.
Tom Mary'ye herhangi bir ödünç para veremediğini söyledi.Tom said he couldn't loan any money to Mary.
Arabasını tamir etmek için Tom'un anahtarlarımı ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my wrenches to fix his car.
Bisikletini ödünç almam gerekecek.I'm going to need to borrow your bicycle.
Keşke bana biraz daha ödünç para verseydin.I wish you'd lent me a little more money.
Birinden bir şemsiye ödünç alırım.I'll borrow an umbrella from somebody.
İstediğin parayı sana ödünç vereceğim.I'll loan you the money you want.
Tom Mary'den 300 dolar ödünç aldı.Tom borrowed $300 from Mary.
Bize bazı araçlar ödünç alacağız.I'll borrow us some tools.
Cetvelini ödünç alabilir miyim?Could I borrow your ruler?
Kurşun kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pencil?
Tom, bana on dolar ödünç verebilir misin?Tom, could you lend me ten dollars?
Odun, kağıt üretimi için bir hammaddedir.Wood is the raw material for making paper.
Tom neden kamyonu ödünç almak istediğini söyledi mi?Did Tom say why he wanted to borrow the truck?
Tom'un ona ödünç verdiğim bıçağı kullanması gerekmiyordu.Tom didn't need to use the knife I lent him.
Tom'un ödünç alabileceği ekstra bir tanemiz var mı?Do we have an extra one that Tom can borrow?