Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Nezaket gösterip onu ödünç almama izin verdi.He was kind enough to let me borrow it.
Şimdiye kadar ilk kez Ken'den ödünç para aldım.This is the first time I've ever borrowed money from Ken.
Ödünç para alamam. Bundan nefret ederim.I cannot borrow money. I hate this.
Bu sözlüğü ödünç veremem. Ona her zaman ihtiyacım var.I cannot lend this dictionary. I always need it.
Erkek kardeşime ödünç para verir misiniz?Could you loan money to my brother?
Biz odun kesiyoruz.We are cutting the wood.
Kütüphaneden kitap ödünç alırım.I borrow books from the library.
Biz Pfirsichbaeumchen'den Almanca sözlükleri ödünç alırız.We borrow German dictionaries from Pfirsichbaeumchen.
Sen Taninna'dan para ödünç alıyorsun.You borrow money from Taninna.
Sen arkadaşlarından mücevher ödünç alırsın.You borrow jewels from your friends.
O, komşusundan ödünç araba alır.He borrows the car from his neighbor.
O, Tom'dan roman ödünç alır.She borrows novels from Tom.
Öğretmenler kütüphanesinden kitap ödünç alıyorlar.They borrow books from the teachers' library.
Onlar Taninna'dan dergiler ödünç aldılar.They borrow magazines from Taninna.
Hiç şirketinden ödünç para aldın mı?Have you ever borrowed money from your company?
Hiç arabanı birisine ödünç verdin mi?Have you ever lent your car to someone?
Bankadan bir milyon dolar ödünç aldığın doğru mu?Is it true that you borrowed a million dollars from the bank?
Biraz para ödünç almak zorundayım.I have to borrow some money.
Odunu kesmek zorundayım.I have to cut the wood.
Bu bir çekiç. Benim değil; onu bir arkadaştan ödünç aldım.This is a hammer. It's not mine; I borrowed it from a friend.
En son ne zaman kütüphaneden kitap ödünç aldın?When was the last time you borrowed books from the library?
En son ne zaman arabanı ödünç verdin?When was the last time you lent your car?
Tom'a Almanya hakkında bir kitap ödünç verdim.I lent Tom a book about Germany.
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Onların işi odun kesmek.Their job is to cut up the wood.
Bu kütüphaneden kitap ödünç alıyor musun?Do you borrow books from this library?
Sana bu sözlüğü ödünç vereceğim.I will lend you this dictionary.
Bana bir parça odun verir misin?Will you give me a piece of wood?
Biraz para ödünç almam gerekiyor.I need to borrow some money.
Sana bu parayı ödünç verdiğime beni pişman etme.Don't make me regret lending you this money.
Ben o cümleyi Tamara'dan ödünç aldım.I borrowed that sentence From Tamara.
Tom bana bir DVD ödünç verdi.Tom loaned me that DVD.
Tom arabamı ödünç alan kişi değil.Tom is not the one who borrowed my car.
İstediğin herhangi bir zaman arabamı ödünç alabilirsin.You may borrow my car anytime you want to.
Hala benim Tom'un senin bisikletini ödünç almasına izin vermemi ister misin?Do you still want me to let Tom borrow your bicycle?
Ödünç alabileceğim bir çim biçme makinen var mı?Do you have a lawn mower I could borrow?
Ödünç alabileceğim bir elektrikli testeren var mı?Do you have a chain saw I could borrow?
Onu sadece ödünç aldım.I just borrowed it.
Onu az önce ödünç aldım.I just borrowed it.
Tom'a Mary'nin onun mandolinini ödünç almak istediğini söyledim.I told Tom Mary wanted to borrow his mandolin.
Tom sana biraz ödünç para verdiği için şanslısın.You're lucky Tom lent you some money.
Bu öğleden sonra arabanı ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow your car this afternoon.
Yaklaşık üç yüz bin dolar ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow about three hundred thousand dollars.
Bu konuda ödün veremeyiz.We can't compromise on this.
Bana ödünç verdiğin parayı sana geri ödeyemiyorum.I can't pay you back the money you lent me.
Arkadaşlardan asla para ödünç almamayı öğrendim.I've learned never to borrow money from friends.
Arkadaşlardan para ödünç almaktan daha iyisini biliyorum.I know better than to borrow money from friends.
Bir saat için arabanı ödünç almak istiyorum.I want to borrow your car for an hour.
Arabanı ödünç almak için izin istiyorum.I'd like permission to borrow your car.
Sormadan Tom'un arabasını ödünç almak istediğinden emin misin?Are you sure you want to borrow Tom's car without asking?
Tom'un yeni evinin resimlerini çekmek için kameranı ödünç almak istedim.I wanted to borrow your camera to take pictures of Tom's new house.
Kesinlikle yapmak istemediğin bir şey Tom'dan ödünç para almaktır.One thing you definitely don't want to do is borrow money from Tom.
Bana ödünç para verirsen sana minnettar olurum.If you loan me money, I'll be grateful to you.
Pembe kalemini bana lütfen ödünç verebilir misin lütfen?Could you lend me your pink pen, please?
Bana biraz ödünç para verirsen bunu gerçekten takdir ederim.If you could loan me some money, I'd really appreciate it.
Kütüphaneden üç kitap ödünç aldım.I borrowed three books from the library.
Ben bu kalemi ödünç alabilir miyim?Can I borrow this pen?
Bir iyilik olarak bana arabanı ödünç verebilir misin?Can you lend me your car, as a favor?
Lütfen bana sözlüğünü ödünç verir misin?Could you please lend me your dictionary?
Ödünç aldığım bıçağı iade ettim.I returned the knife that I borrowed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod