Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
Bana bir kalem ödünç verebilir misin?Can you loan me a pen?
Sadece Tom'dan değil fakat aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I not only borrowed money from Tom, but also from his wife.
Bana bir kurşun kalem ödünç verir misin?Would you lend me a pencil?
Bir kurşun kalem ödünç alabilir miyim?Could I borrow a pencil?
Bu sabah Tom'un telefonunu ödünç aldım.I borrowed Tom's phone this morning.
Ona bir kitap ödünç verdim ama o hala geri vermedi.I lent him a book, but he has not yet given it back.
Ona bir kitap ödünç verdim fakat onu hâlâ geri vermedi.I lent him a book, but he has not given it back yet.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Tom Mary'den ona biraz para ödünç vermesini istedi.Tom wanted Mary to loan him some money.
Tom bütün sabahı yakacak odun istifleyerek geçirdi.Tom spent all morning stacking firewood.
Tom Mary'ye biraz para ödünç verebileceğini sandığını söyledi.Tom said he thought he could lend Mary some money.
Tom tüm öğleden sonra odun yardıktan sonra yorgun hissetti.Tom felt exhausted after chopping wood all afternoon.
Tom yakmak için odun yardı.Tom chopped wood for the fire.
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.Tom chopped wood for his woodburning cook stove.
Tom bütün öğleden sonra yakacak odun doğradı.Tom chopped firewood all afternoon.
Tom hafta sonu boyunca okumak için kütüphaneden bazı kitaplar ödünç aldı.Tom borrowed some books from the library to read over the weekend.
Bu ayın kirasını ödemesi için Mary'ye ödünç para verdim.I lent Mary the money to pay this month's rent.
Sizlerden biri 20 dakikalığına bisikletini ödünç verir mi?Would one of you be willing to lend me your bicycle for twenty minutes or so?
Üzgünüm fakat gelecek hafta sana arabamı ödünç veremem.I'm sorry, but I can't lend you my car next weekend.
Gazeteni ödünç alabilip alamayacağımı merak ediyordum.I was wondering if I could borrow your newspaper.
Biraz ihtiyacın varsa sana biraz ödünç para verebilirim.I can lend you some money if you need some.
İsterseniz biraz para ödünç verebilirim.I can lend you some money if you like.
Patrondan arabasını ödünç almayı istemeye cüret etmem.I don't dare ask the boss to borrow the car.
Bu kitabı ne kadar süreyle ödünç alabilirim?How long can I borrow this book?
Tom arabanı ödünç almak istiyorum.Tom wants to borrow your car.
Ödünç alabileceğim bir küreğin var mı?Do you have a shovel I can borrow?
Hafta sonuna kadar biraz ödünç para verebilir misin? Üzgünüm veremem. Beş parasızım.Can you lend some money until the weekend? Sorry I can't. I'm broke.
Bu gece senin dijital kameranı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your digital camera tonight?
Ödünç alabileceğim bir el fenerin var mı?Do you have a flashlight that I could borrow?
Sen bunu ona ödünç vermedin.You didn't lend it to him.
Biraz para ödünç alabilmemiz için evi teminat olarak kullanacağız.We'll use the house as collateral so we can borrow some money.
Şemsiyeye ihtiyacın varsa sana bir tane ödünç verebilirim.If you need an umbrella, I can lend you one.
Oduncu Hick odun keser.Hick the woodcutter cuts wood.
O, mopedimi birkaç günlüğüne ödünç alabilir.He can borrow my moped for a few days.
Arkadaşıma biraz para ödünç verdim.I lent my friend some money.
Erkek kardeşime hiç para ödünç verdin mi?Did you lend any money to my brother?
Bu tehlike sesi bana ödünç kanatlar verdi.This sound of danger lent me wings.
Ben kırmızı kapaklı bir kitap buldum ve onu ödünç almaya karar verdim.I found a book with a red cover and decided to borrow it.
Köpeğini bana ödünç ver.Lend me your dog.
Bu çizgi roman kitabını onun kız kardeşinden ödünç aldım.I borrowed this comic book from his sister.
Bana verebildiğin kadar çok para ödünç ver.Lend me as much money you can.
Bana ödünç verebileceğin 5,000 yen'in var mı?Do you have 5,000 yen you could lend me?
Bisikletini bana ödünç verebilir misin?Can you lend me your bicycle?
Bana ödünç verdiğin dergi çok ilgi çekici.The magazine you lent me is very interesting.
Ondan ödünç aldığım motosiklet bozuldu.The motorcycle I borrowed from him broke down.
Sana erkek kardeşimin kitaplarından bazılarını ödünç vereceğim.I'd lend you some of my brother's books.
Arabayı arkadaşından ödünç aldı.He borrowed the car from his friend.
İstersen sana bir tane ödünç verebilirim.I can lend you one if you want.
Bu kitaplar kütüphaneden bir haftalığına ödünç alınabilirler.These books can be borrowed from the library for one week.
Şu anda sahip olduğum bütün parayı sana ödünç vereceğim.I will lend you all the money I have now.
Şu an üzerimde olan tüm parayı sana ödünç vereceğim.I'll lend you all the money I have on me now.
Tom Mary'ye bir sürü ödünç para verdi.Tom owed Mary a lot of money.
Senin telefonunu ödünç alabilir miyim?May I borrow your phone?
Kaç tane kitap ödünç alabilirim?How many books can I borrow?
Bunu bana ödünç vermeni istiyorum lütfen.Please, I'd like you to lend this to me.
Ben onu ne kadar uzunlukta ödünç alablirim?How long can I borrow it?
O, bunu ödünç almama izin verecek kadar kibardı.He was kind enough to let me borrow it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod