Ana içeriğe geç
Sözlük

ödün ile cümle

ödün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ona ihtiyacı olduğu kadar çok ödünç para ver.Lend him as much money as he needs.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
O peşin olarak ödünç para aldı.He borrowed the money in advance.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.He was constantly borrowing money from me.
Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.He broke up the chair for firewood.
Bankadan bir sürü ödünç para aldı.He borrowed a lot of money from the bank.
Sana ödünç para vermeyecek kadar aklı başında.He knows better than to lend you money.
O, sana kitabını ödünç verecek.He'll lend you his book.
O, şeyleri asla ödünç almaz ya da vermez.He never borrows nor lends things.
Parasını yüksek faiz oranıyla ödünç veriyor.He lends money at a high rate of interest.
O bana iki kitap ödünç verdi.He lent me two books.
Ödünç aldığı tüm parayı geri verdi.He gave back all the money he had borrowed.
O evini finanse etmek için bankadan ödünç para aldı.He borrowed money from the bank to finance his home.
O, bize biraz ödünç para verecek kadar nazikti.He was so kind as to lend us some money.
Bana biraz ödünç para verecek kadar nazikti.He was kind enough to lend me some money.
O ödünç aldığı kitabı hâlâ kütüphaneye iade etmedi.He still hasn't returned the book he borrowed from the library.
Kitabı bitirdiği zaman bana ödünç vereceğini söylüyor.He says that he will lend me the book when he is done with it.
O boşuna onlardan büyük bir meblağ para ödünç almaya çalıştı.He tried to borrow a large sum of money from them in vain.
Ondan kitabı ödünç aldığına pişman oldu.He regretted borrowing the book from her.
O, o kitabı ondan ödünç aldığına pişman oldu.He regretted having borrowed that book from her.
O bana parayı oldukça istekli olarak ödünç verdi.He lent me the money quite willingly.
Arkadaşından ödünç para aldı.He borrowed money from his friend.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Onlar bize bir süre için personelinin birazını ödünç verdi.They lent us some of their staff for a while.
Ormandan odun toplamaya çalıştılar.They tried to collect wood from the forest.
Çiftçiden bir testere ödünç aldı.She borrowed a saw from the farmer.
Bana ödünç verdiği ceketi geri aldı.She took back the coat she lent me.
O, şemsiyesini unutmuştu bu yüzden ona benimkini ödünç verdim.She had forgotten her umbrella so I lent her mine.
O, onun fikrini ödünç aldı.She borrowed his idea.
Babamın bize arabayı ödünç vermeye istekli olduğunu sanmıyorum.I don't think my father is willing to lend us the car.
Babamın parası kalmadı ve biraz ödünç almak zorunda kaldı.Father ran short of money and had to borrow some.
Babam testere ile odun kesti.My father cut wood with a saw.
Kitabı bu kütüphaneden ödünç aldım.I borrowed the book from this library.
Bir köpek kulübesi yapmak için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed Father's hammer to build a dog house.
Başka birine ödünç vermemen koşuluyla, bu CD'yi sana ödünç vereceğim.I will lend you this CD on condition that you don't lend it to anyone else.
Arabanı yarın bana ödünç ver.Lend me your car tomorrow.
Oduncu bir baltayla bir ağacı deviriyor.The woodcutter fells a tree with an ax.
Kısaca, paraya ihtiyacım var. Onu bana ödünç Lütfen!In brief, I need money. Please lend it to me!
Yoshiki meteliksizdi ve Goro'nun ona 20.000 yen ödünç vermesini istedi.Yoshiki was hard up and asked Goro to lend him 20,000 yen.
Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Arabanı bu akşam ödünç alabilir miyim?Can I borrow your car tonight?
Radyonu bana ödünç verebilir misin?Could you lend me your radio?
Arabanızı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car?
Ödünç aldığın şeyi iade etmelisin.You should return what you borrow.
Bu komedi filmini onun kız kardeşinden ödünç aldım.I borrowed this comic from his sister.
Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.Don't lend money to someone who can't have a morning erection.
Bu şemsiyeyi ödünç alabilir miyim?Can I borrow this umbrella?
Üzerinde yazmak için bir şey ödünç alabilir miyim?Can I borrow something to write on?
Her gün, erkek kardeşim kütüphaneden yeni bir kitap ödünç alır.Every day, my brother borrows a new book from the library.
Birçok dil, İngilizceden kelime ödünç alır.Many languages borrow from English words.
Yarın bana ödünç verdiğin parayı iade edeceğim.Tomorrow, I'll return the money you lent me.
Arkadaşının ona ödünç verdiği tüm parayı harcadı.He spent all the money that his friend had lent him.
Bir köpek kulübesini tamir etmek için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed my father's hammer to build a dog house.
İngilizce Fransızcadan gelen birçok ödünç kelimeye sahiptir.English has many loan words from French.
Ne ödünç alan, ne de ödünç veren ol.Neither a borrower nor a lender be.
Marangozlar odun kesti.Carpenters cut wood.
Mary, kız kardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.Mary does not let her sister borrow her clothes.
Baba, lütfen arabayı ödünç almama izin verir misin?Dad, will you please let me borrow the car?
Mary ailesinden ödünç para istedi.Mary asked her family for a loan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod